1 Temmuz'daki Sinan Ateş davası bize neler söyleyecek?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Yakın tarihin en önemli siyasi cinayetlerinden eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in 30 Aralık 2022’de öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması, 1 Temmuz'da Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin partisinin “yakından” izleyeceğini ilan ettiği duruşma, Cumhur İttifakı içerisinde son dönemde yaşananlar, cinayetin siyasi etkileri açısından da büyük önem taşıyor.
30 Aralık 2022’de, Ankara Çukurambar’dan gelen bir silahlı saldırı haberi ile sarsıldı. Hedef, eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’ti. Bir süredir bir dönem başkanı olduğu Ülkü Ocakları’na yakın hesaplar tarafından sert biçimde eleştirilen, "FETÖ'cü" olmakla suçlanan Ateş, Cuma namazı çıkışında, motosikletle olay yerine getirilen Eray Özyağcı adlı kişinin kurşunlarına hedef oldu. Ateş, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Bu cinayetin üzerinden 18 ay geçti. Ancak bu 18 ayda yaşananlar, daha önce meydana gelen siyasi cinayetlerde yaşananlara hiç benzemiyordu. Bir yandan bilgiler açığa çıkıyordu bir yandan sürekli savcılar değişiyor, ortaya atılan bilgiler işlemsiz kalıyordu. Sadece bu görüntü bile cinayet soruşturmasında derin siyasi etkiler olduğunu görmek için yeterliydi.
Savcılar ardı ardına değişti
Cinayetin işlendiği gün nöbetçi olan Savcı Ayhan Ay, dosyanın ilk savcısıydı. Ancak bir süre sonra dosya, cinayetle ilgili bağlantıları araştıran Ay’dan fiilen alındı. Bazı isimler için tutuklama talep etmesi, bilirkişi raporu istemesinden hemen sonra dosya, Başsavcıvekili Durdu Özer’in koordinatörlüğüne verildi. Özer’in yanı sıra dosyaya Savcı Ay ile birlikte çalışmak üzere Savcı Durmuş Ali Kaya da eklendi. Özer, milliyetçi kesime yakınlığı ile tanınıyordu. Ancak işlemleri beklendiği gibi olmadı. Bilirkişi raporu hazırlatması, bağlantıları çözmesi, Özer’in de tepkilerin odağına konulmasına yol açtı. Bu kez dosya MHP’ye yakın olduğu belirtilen Başsavcıvekili Ahmet Altun’a verildi.
Özer de kararnameyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi savcılığına atandı. Altun’un kimi isimlerin tahliyesi konusunda başsavcı ile tartıştığı gündeme geldi. Altun tarafından hazırlanan, imza koymadığı 22 sanıklı iddianame ise çok eleştirildi. Yerel seçimden sonra hazırlanması dikkati çeken iddianamede, haklarında “yurt dışına çıkış yasağı” bulunan ve aralarında Ahmet Yiğit Yıldırım’ın da olduğu 17 kişinin dosyası ayrıldı. Sadece tetikçi ve tetikçiyi olay yerine getirenlerle sınırlı bir iddianame hazırlandı. Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in verdiği, siyasileri suçladığı ifadesi bile iddianameye girmedi. Eski MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz ve tetikçiyi kaçırmak için çakarlı aracını kullandırdığı iddia edilen eski Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım ile ilgili iddialar da iddianameye yansımadı.
Cumhur İttifakı'nı sarsan soruşturma
Soruşturma ilk günden bu yana MHP Genel Merkezi’ndeki kimi isimlerin de gündeme gelmesi nedeniyle Cumhur İttifakı'nın ortağı MHP’de gerilime yol açtı.
Soruşturmada bazı MHP yöneticilerinin savcılarla temas ettiği, soruşturmayı yönlendirmeye çalıştığı gibi iddialar gündeme geldi.
Soruşturmanın bitmesine kısa bir süre kala, bu kez, darbe iddiaları ortaya atıldı. Soruşturma aşamasında görevli kimi polislerin sorgu sırasında bazı bakanların ve kritik kişilerin isimlerini şüphelilere söyletmeye çalıştığı öne sürüldü. MHP lideri Devlet Bahçeli de bu iddialara çok sert tepki gösterdi. Bu sürecin sonunda aralarında polis müdürlerinin de olduğu 7 kişi tutuklandı. Ancak darbe iddiaları ile ilgili somut bir bilgi açığa çıkmadı.
Ayşe Ateş faktörü
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, MHP yöneticileri hakkında sert açıklamalar yapan Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’i, CHP Genel Merkezi’ni ziyaret ettiği gün, CHP lideri Özgür Özel’le yaptığı görüşmeden hemen sonra kabul etmesi, başka bir gerilime yol açtı.
Görüşmenin ardından Ayşe Ateş, şöyle bir açıklama yaptı:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın beni ve kızlarımı makamına kabul edip dinlemiş olması bizim için büyük anlamlar ihtiva ediyor. Aziz milletimizin vicdan sahibi fertleriyle birlikte devletimizin de yanımızda olduğunu görmek sürekli ölüm korkusuyla yaşayan kızlarımın gönlünü bir nebze olsun ferahlatırken bana da yürüttüğüm adalet mücadelesinde güç verdi. Kızlarım dün gece rahat uyudular. Ben rahat uyudum. Öyle ki küçük kızım Banuçiçek uzun zaman sonra ilk defa odasında tek başına uyumak istedi.”
Bahçeli ise bu temasların hemen ardından, “AK Parti içindeki gayri memnun kesimin devamlı suyu bulandırmasını da dikkate alarak, AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği MHP'nin samimi dileği ve temennisidir” açıklamasını yaptı. İttifakı ortaya koyan Bahçeli’ye, AKP’den ittifaka bağlılık mesajları geldi. Bahçeli, aynı açıklamasında, Sinan Ateş davasını MHP’nin çok yakından izleyeceğini de özellikle vurguladı.
Sinan Ateş davası, normalleşme tartışmalarının, AKP-CHP temaslarının, AKP ile MHP arasında yaşanan gerilimin tam ortasına konumlandırıldı. Bu nedenle 1 Temmuz’daki dava sadece adli boyutuyla değil, siyasi boyutuyla da önem taşıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Diamond Tema hakkında yakalama kararı ya da kim, kime, neyi söyleyebilir tartışması. Sinan Ateş cinayeti davası. Adalar'da minibüs protestosuna polis şiddeti. Harç pulu.
20 Haz 2024

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




