
Geçen aylarda bir gün tüm ev arkadaşları toplanmış oturuyoruz. Aramızdan biri bir çocukla date’e çıkacak, onun kıyafetine yardımcı oluyoruz. Nasıl birine benzediğini konuşuyoruz. Güven veriyor mu? Nerede buluşulunacak? Lokasyonunu bizimle paylaşabilir mi? Buluşmadan önce ne kadar konuştunuz? Erkekli, kızlı bir ev halkı olan biz, içimizden ne zaman biri bu romantik atılımda bulunursa, konsey gibi toplanıp onları bu yeni maceralarına alkışlarla yolculuyoruz.
Yeni insanlarla tanışmak, ilişkilere başlamak, kalbimizi açmak ve kimi zaman savunmasız hissetmek, 21.yüzyıldan çok önce de vardı, çok sonra da devam edecek. Bu ilişki ve yeni insanlar ile tanışma silsilesinde güven çok önemli bir yer tutuyor. İlk buluşmadan itibaren, beraber olunan kişi ile güvende hissetmek ilişkinin yapıtaşlarından biri oluyor. İyi, peki, hoş da acaba 20’likler ilişkilerinde nasıl güvende hissediyor? 20’lik hesabında sorduk, sizlerden gelenleri derledik. İletişim ve teknoloji devrinde yaşayan bizlerden gelen cevaplar da çok şaşırtmadı... Güvenli ilişkiler için iletişim gerekiyormuş.
En basitinden William Shakespeare’in hayat verdiği Romeo ve Juliette kardeşlerimizi düşünelim. Asırlardır en çok konuşulan aşk hikayelerinden biri olan bu oyunda Juliette, “O Romeo, Romeo, wherefore art thou Romeo?” (yani Romeo Romeo, sen neden Romeosun?) diye kendini paralarken, biz ‘modern’ okurlar, aşkın önemli bir yüzünü görüyoruz. İletişim. Bu iki aşık, hikayenin sonunda, hayatlarına son veriyorlar. Juliette ölü taklidi yaparak Paris ile evlenmekten kurtulmaya çalışırken, Romeo Juliette’in gerçekten öldüğünü sanarak kendini öldürüyor. Sonra Juliette’de kendi canını alıyor. Burada tabii, Juliette’in planını Romeo’ya açıklaması gereken (ve açıklamayan) Friar Laurence’ın da suçu büyük. Kısaca iletişimsizlikten dolayı bu iki aşık hayatını kaybediyor. Tamam… Shakespeare’in en değerli eserlerinden birini de bu şekilde özetlemeyi başardıysam, devam edelim…
26 yaşındaki oyuncu Ayşegül, paylaşma rahatlığı hissetmediği biriyle ilişkilerini ilerletemediğini belirtti. “Sanırım 20’li yaşların ortasında deneyimlerime dayanarak iletişim kuramadığım biriyle kendim olamayacağımı fark ettim,” dedi.
Benzer bir şekilde 27 yaşındaki sivil toplum uzmanı Ceren, ilişkinin güvenli bir şekilde devam edebilmesi için iletişimin çok önemli olduğunun altını çizdi. “Karşı tarafın zihnini bilemez ve yönlendiremezsin ama onu anlamak için bilmediğin, anlamadığın ve kırıldığın her şeyi açıkça sorabilirsin. Bu yine anlayacağın anlamına gelmez ama açık iletişim kurmadığın takdirde her şey ufak ufak birikir ve çözümlenemez hale gelir,” dedi.
Priscilla Maria de Netto, Kia Fatt Quek ve Karen Jennifer Golden’in yazdıkları makalede, yapıcı bir şekilde partnerimize yanıt vermenin, romantik ilişkilerin yapı taşı olduğunu görüyoruz. 27 yaşındaki reklam yazarı E, “ben bir ilişkinin/flörtün içinde kendimi rahatsız ve dolayısıyla güvensiz hissettiğim noktaları konuşmaya çalışırım,” dese de, bunun çok işe yaradığını deneyimlemediğini belirtti. Eğer iletişim sorunları çözmüyorsa, ayrılmanın en iyi çözüm olduğunu belirtti.
Rahatsızlıkları konuşmak ve sorunları çözmenin yanısıra, 23’lük öğrenci Burak, ilişkilerde iletişimin, beklentilerin ayarlanmasında da büyük bir rol oynadığını belirtti. “Potansiyel partnerimize kendi kafamızda kurduğumuz ideal partner modelini bir gömlek gibi giydirmemek,” için ilişkideki bireylerin birbirini özümsemesi gerektiğini söyledi. Bu süreçte de, karşımızdaki ile iletişimimizin yanısıra, kendimiz ile de iletişimimizin önemli olduğunun altını çizdi. “Kendi özünü de kaybetmemek önemli tabi, bunun için sınırları da iyi çekmek lazım,” diyerek flörtten yorulduğunu hissettiğinde, ara verdiğini söyledi.
Yani güvenli bir ilişkiye girmeden önce, kendimizle de güvenli bir ilişkide olmamız gerekiyor. 34 yaşındaki ofis çalışanı Sibel (20’lik yaşta değil baştadır, unutmayalım) “kendi ihtiyaçlarımı bilmeden, kim olduğumu az çok tanımlamadan, kendi sınırlarımı bilmeden ilişkide kaybolabildigimi deneyimledim,” dedi.
Kısaca, güvenli ilişkiler için, konuştuğum 20’liklerden aldığım şu oldu: hem kendimizle hem de karşımızdakiyle iyi bir iletişimde olmamız gerekiyor. İyi hissetmediğimizde paylaşabilmek, ne istediğimizi anlamak için içimize dönmek önemli adımlar. Sonuçta ne demiş şair? “Gönül ne kahve ister ne kahvehane. Gönül sohbet ister, kahve bahane."
Yasmin Güleç’in kurucusu olduğu 20’lik Bülteni okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Yasmin Güleç
Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

müstehcen mecmua
ayıpsız, tarafsız, tuzaksız, bilime dayalı, yeni nesil cinsellik rehberiniz.
İLGİLİ OKUMALAR




