Duygusal arınma seansı

Yaratım özgürlüğünü günümüzün keskin uçlu müzikal trendlerinin dışında tutanlar, bir şekilde kalabalığın içinden ayrışmayı başarıyor. Dijitalleşme devriminin tam ortasında, "kaliteli müziğin yolunu muhakkak bulduğu" iyimserliğini yapmak istiyorum. Tıpkı Illinois’de yaşadığı küçük kasabadan beyzbol oynamak ve müzik eğitimi almak için ayrılan Jake McMullen’in beni, seni, bizleri, sizleri bulduğu gibi…
Yurt dışı eğitiminin ardından kısa bir Los Angeles macerası yaşayan ve ardından Nashville’e yerleşen Jake McMullen, burayı müzikle yakınlaştığı şehir olarak tanımlamakta. Arkadaşlarının hediye ettiği piyano ile günde sekiz saatini geçiren McMullen, özellikle Keith Jarrett, Bill Evans, Emahoy Tsegué-Maryam Guébro ve Etiyopya caz sahnesinden aldığı ilhamla kayıtlar almaya başladı. Bu dönemde prodüktör Micah Tawlks ile tanışmasının ardından üretimleri beste formatına dönüştü. İlk çalışmalarını kendi adıyla yayımlayan Jake McMullen, zamanla bir personanın ardına geçip çelişkilerini, duygularını özgürce ifade etmeyi tercih etti. Tam da bu noktada Louis Prince projesi doğuyor. “Delilik, üzüntü ve yaşam umudunun ortasında gerçekleşen katarsis için bir arayış,” olarak tanımladığı Louis Prince, ilk meyvesini 2018 yılında verdi.
Birçok farklı müzik türünden beslenen Jake McMullen’in en büyük sorunu, cebinde taşıdığı seslerden bir bütünlük oluşturamamaktı. Prodüktör Micah Tawlks, McMullen’in özgün üretimlerine koşulsuz destek vererek bu engeli ortadan kaldırdı. Bu sayede Louis Prince imzalı ilk albümün de kapısını açmış oldu. İkili, üç yılı aşkın bir çalışmanın ardından Beat Kuşağı’ndan, Fransız Yeni Dalgası’na uzanan, Bob Dylan’ın köklerine tutunarak Walker Percy’nin The Moviegoer kitabıyla yönünü bulan Thirteen albümünü geçtiğimiz mart ayında evrene bıraktı. Tanışıp selam vermek isteyen var mı?
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Fatih Sultan Mehmet’in portresini, müzisyen Nick Cave'in kitap listesini, İran’daki yeni yapılaşmayı, BluTV’nin yeni projesini, Paris'te üretimlerine devam eden ressam Onay Akbaş’ın pandemi ve dijital çağdaki sanata bakış açısını ve çok daha fazlasını ele aldık.
19 Haz 2020

İLGİLİ OKUMALAR


