Noga Erez.
Bu hafta Stüdyo'da konuğumuz; prodüktör, müzisyen ve sanatçı Haziran ayının başında Zorlu PSM TLVSOUND’da performansını dinlediğimizde, Noga’yı bizler için özel kılan bir hissin farkına varmıştık. Şarkılarını dinlediğimizde Noga’nın güçlü bir şekilde hem yaşadığı coğrafyadan hem de küresel politik koşullardan etkilendiğini hissettik. Güçlü sözlerin hisli melodilerle buluştuğu bu yolculuğun hikâyesini öğrenme fikri bizi çok heyecanlandırdı ve Noga’ya ulaştık.
Cuma günü Duende bültenimizde sohbetimizin ilk kısmını yayımladık. Noga’nın müziği ile dünyaya ne tür hisler bırakmak istediğinden şarkı sözlerini oluşturma sürecine uzanan içten bir sohbet gerçekleştirdik. Bugün, Noga ile yaratıcılığa ve özgün stilinin hikâyesine üzerine sohbetimiz devam ediyor.

Müzikal prodüksiyonlar görseller ile iç içe gelişiyor. Görsel ifadenin kaynağı neler?
Müziğin bir atmosferi, havayı veya duyguyu ifade etmek için en iyi sanat biçimi olduğunu hissediyorum. Titreşimlerle yaratılan bir sanat, bu yüzden doğal olarak ilk duyguları yakalıyor. Müziği daha fiziksel, görsel bir forma almak istediğimde, seslerin üzerine gerçek yaşamı taklit eden sesler ekliyorum ama müzik görsel olarak düşündüğüm bir şey olmuyor. Bu tamamen farklı bir his. Bu oluşum, özünde en sezgisel kısımları; titreşimleri, duyguları, atmosferleri tanımlamak ile gelişiyor. Daha sonra planladığım ve düşündüğüm gerçekliği sesle tasvir eden katmanları ekliyorum ve müziğim oluşuyor.
En son seni Zorlu PSM yayınında izledik. Canlı performanslar ile kitlelere ulaşmak nasıldı?
Zorlu PSM'deki performansımı gerçekleştirmeden önce birkaç çevrim içi performansım daha olmuştu. Şarkılarımı bitirirken alkış seslerini duymamaya alışmıştım diyebilirim. Bu oturumları yeni kitlelerle ve müziğimi zaten bilen insanlarla bağlantı kurmak için iyi bir fırsat olarak görüyorum. Fakat söylemeliyim ki canlı performansları çok özlüyorum.
Günlük kıyafetinden video kliplerine kadar her yerde özgün tarzının izlerine rastlamak mümkün. Tarzına dair her detay farklı bir dille konuşuyor gibi. Bu şahsına münhasır tarzın bize neler anlatıyor?
Mesele şu ki bu konuda hiçbir şey kasıtlı gelişmiyor. Bir sanatçı olarak ortaya çıkan her şey üzerinde yüzde yüz kontrol sahibi olamayabiliyorum. Genellikle planladığım, insanların sonunda gördüklerinden çok uzak oluyor. İstediğim şeyi yapma özerkliğim olduğunu biliyorum ama bunun çoğu bana bağlı gelişmiyor; kapitale, son teslim tarihlerine, diğer insanların vizyonumu görebilme ve yürütme yeteneğine bağlı gelişiyor. Stilimi bu kadar benzersiz kılan şeyin gerçekten bana ait olduğunu söyleyemeyen tek kişi olduğumu hissediyorum. Çünkü tüm süreç boyunca neyin bir seçim olduğunu ve neyin bir uzlaşmanın sonucu olduğunu bilerek devam ediyorum. Bir bakıma dışarıdan sanatçıları görmek her zaman her şeyin planlanlı olduğunu düşündürüyor. Gerçek ise bu stilin, ilk niyet veya vizyonla çok az ilgisi olduğu.
Müzik editörümüz Taner Turna'ya katkılarından dolayı teşekkürler.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Yves Saint Laurent'in smokin devrimini incelerken bugün modanın ifade özürlüğü gücünü nasıl kullanabileceğimizi düşünüyoruz. Dışarıdan içeriye temizleniyoruz; Lab'te doğal bakım ritüellerini keşfediyor, markaların aldığı "yeşil" kararları inceliyoruz.
26 Tem 2020

İLGİLİ OKUMALAR


