İlber Ortaylı ile İstanbul dersleri
İlber Hoca’yla pandemi önlemlerini esneterek yüz yüze konuşuyoruz yine. Yayınevindeki çalışma odasında başlıyoruz ama bir noktada konuşulanları yerinde görmeye karar veriyoruz. Taksim Meydanı’ndan bir yaya gibi yola çıkıp etraftaki duruma bakıyoruz. Hoca neredeyse sokak sokak anlatıyor. Buyurun turumuza…
"İstanbullu diye bir şey kalmadı. Çünkü 1955 nüfus sayımına göre ki artık göç başlamıştı çoktan, 1 milyon kişi var surların içinde, biraz da etrafında. Vilayet 1,5 milyon ama. Şimdi bunun bir kısmı İstanbullu. Bu nüfusun içinde, birkaç kuşak eski zenginler var. Mahalle halkı falan çok az. Bunlar eridi, bitti. Gittiler. Öldüler. İstanbul’da nüfus 19’uncu asırdan beri düşüyor, doğumla artmıyor. Prof. Cem Behar’ın araştırmaları var, kayıtlara baktılar, onayladılar. Nüfus doğumla artmıyor, azalıyor. Bu büyük göçte bunlar görünmüyor. Yani artık o eski İstanbul, hiçbir şekilde kültürünü, yaşamını devredemiyor. Kaldı ki o da çok derin bir kültür değil. Mesela Suriçi’nde oturuyorsa sur dışından pek haberi yok. Kadıköy’de oturuyorsa Üsküdar’ı, Suriçi’ni bilmiyor. Böyle adamlar olmaz, onun için böyle bir İstanbullu yok. Bu şehrin o zamanlar bile büyük rehberlerini, büyük monografilerini yazan hep ecnebi adamlar. Artık Mayer’den başla, Wiener-Müller, Albert Gabriel’in İstanbul çalışmaları pek yoktur ama Galatasaray’ın hocası Ernest Mamboury, Robert College’ın meşhur tipi Hilary Sumner Boyd vardır. Böyle insanlar başladı bu işe. Öyle bir devam yok fazla. Şimdi değişiyor iş yavaş yavaş. İstanbulluya sahip olmak kolay değil. Berliner falan bile kalmadı. Parizyen olmak, Wiener olmak kolay değil, İsfahanlıyım demek ne kadar güç. İstanbullu demek çok zor. Şehrini tanımıyor, ne olduğunu bilmiyor. Kim seviyorsa kim öğreniyorsa İstanbullu o."
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
💭 İstanbul nasıl kokar?
Şehrin kokuları, bozanın faydaları, İlber Ortaylı ile İstanbul dersleri
27 Eyl 2020

İLGİLİ OKUMALAR


