Issızlığın ortasında yeşeren bir yasak aşk

Jim Shepard’ın çok beğenilen aynı isimli kısa öyküsünden beyaz perdeye Mona Fastvold yönetmenliğinde uyarlanan The World to Come, dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl yaptı. 2 Mart itibariyle de bazı dijital platformlarda yerini aldı. Bu dönem filmi, son yıllarda hayranlıkla izlediğimiz Vanessa Kirby’nin Katherine Waterston ile başrolde olması sebebiyle radarımıza girmişti zaten. 19. yüzyılda geçen filmimiz, bize nefis pastoral manzaralar eşliğinde, dönemin atmosferiyle sarmalanmış yasak bir aşk hikayesi sunuyor. Takdir edilesi yönleri olmasına rağmen yer yer hayal kırıklığı da yaşatan, sonuyla yüreğimizi dağlayan bu kuir dönem filmine “Nefrete inat, yaşasın hayat” mottomuzdan da güç alarak burada incelemeye devam ediyoruz.

Günümüzden birkaç yüzyıl öncesinde geçen, iki kadın arasında yaşanan yasak bir aşk hikayesi… Size de bir yerlerden tanıdık gelmiştir. Evet, Céline Sciamma’nın şahane filmi Portrait of a Lady on Fire. Sciamma’dan önce de benzer temalar işlenmişti elbette (örneğin, Carol). Ama Scimma ortaya koyduğu büyüleyici sanat eseriyle, sinema sektörünü peşinden sürükledi diyebiliriz. Önce Ammonite’de şimdi de The World to Come’da, Sciamma’nın kullandığı formülün ufak eklemeler/çıkartmalarla tekrarlanmaya çalışıldığını görüyoruz. Ama maalesef ne sinematografik yönden ne de kurgu yönünden Portrait of a Lady on Fire’a yaklaşamıyor bile bu iki film de. Onun için kıyaslamadan bir inceleme yapmaya çalışmak daha doğru olacak. / Gamze Akyol

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Dadanmak neydi? Dadanmak emekti.

Geçtiğimiz hafta boyunca dadandığımız birkaç popüler kültür haberi...

28 Mar 2021

Dadanmak neydi? Dadanmak emekti.

İLGİLİ OKUMALAR