Pinokyo ve Patronu
Çocukluğumuzu süsleyen ve hala içimizdeki çocuğu beslemeye devam eden masallar.. Bu masalları rengarenk dünyalar şeklinde ete kemiğe büründüren büyük Disney efsanesi.
Hayata, insanlara ve ilişkilere dair bazı yargılarımızın temeli izlediğimiz Disney yapımları olabilir mi? Hiç düşünmüş müydünüz?

Görsel: Disney ClipArt
Hiç üşenmeden ve gocunmadan saatlerce madende çalışan yedi cücenin, üvey annesinin gazabından kaçan Pamuk Prenses’e tereddütsüz kucak açmaları ve ona bakmaları bize karşılıksız yardımı anlatırken, alt metni bambaşka fikirler vermiş olabilir mi?
Ya da evdeki bütün işleri ve üvey annesi ile üvey ablalarının tüm emirlerini sorgusuz sualsiz yapan, karşılığında ise sadece kül kaplamış ocağın başında yatacak bir yer kazanan Sindirella. Ne olursa olsun iyilikten vazgeçmememiz gerektiğini gösterirken, diğer yandan emirlere itaat etme konusunda bazı yanlış fikirler vermiş olabilir mi?

Görsel: Atomic-Chronoscaph
Peki ya gerçek bir çocuk olmak için maceralara atılan Pinokyo’ya “Benim için çalışıp bana çok para kazandıracaksın, yaşlandığında da iyi bir yakacak odun olacaksın” diyen patronu? Tatlı fil Dumbo’nun annesinin kafeste zorla tutulduğu ve minik filin hiç hazır olmadığı halde çalışmaya zorlandığı sirk?
Tüm bunlar bize ve çocuklarımıza çalışma hayatı ile ilgili bazı yanlış mesajlar vermiş olabilir mi?
Cevabımız : EVET.
Disney filmleri keyifle izlenmelerinin yanı sıra çeşitli alt mesajlarla izleyicinin tutum ve algılarını etkileyen önemli görsel öğeler. Özellikle çalışma hayatı ve koşullarına ilişkin konular bağlamında incelediğimizde gördüklerimiz pek iç açıcı değil. Ne yazık ki bu animasyon filmlerde çizilen iş yeri, çalışma şartları, patron ve yönetici portreleri bir hayli korkutucu. Genel çerçeveden bakıldığında, bu filmlerde gösterilen kötü çalışma koşulları, emek sömüren patronlar ya da sorgusuz sualsiz itaat eden/etmek zorunda kalan çalışanların kasıtlı yapılmış bir kapitalizm eleştirisi olduğu düşünülebilir. Öyle de olsa bu eleştirinin yerini bulması için filmde çalışanın/kahramanın mücadele ile hakkını alması gerekiyor. Kadın baş kahramanların olduğu bazı filmlerde ise kahramanımızı yakışıklı bir kurtarıcının kurtardığını görüyoruz. Pamuk Prenses hayata tutunabilmek için yedi cüceler ve bir prense, Sindirella kölelikten kurtulmak için ona süslü eşyalar sunan bir peri ile onu bu hayattan çekip çıkaracak bir prense mahkum edilmiş durumda.
Bu noktadan baktığımızda kendimize sormamız gereken soru şu:
"Çocukların çalışma yaşamına dair ilk izlenimlerinin bu kadar karanlık olmasını istiyor muyuz? Emek sömürüsünün her yerde ve olağan bir şey olduğunu mu düşünsünler? Ya da hayatlarının kontrolünün başkalarında olduğunu mu?"

Görsel: Disney.com
Neyse ki Disney bu eleştirilerin de ışığında, gücün kişinin kendisinde olduğunu, sömürüye başkaldırmak gerektiğini ve dayatılan şartları reddederek hayatında söz sahibi olmanın önemini anlatan filmler (Frozen, Zootopya, Moana) de yaptı. Bu hayali kahramanlar çocuklarımıza birey olmanın önemini ve kendi isteklerinden vazgeçmemeyi öğretebilirler.
Ancak bize soracak olursanız, çocuklarımızın çalışma hayatına dair düşüncelerini oluşturmayı filmlere ve başkalarına bırakmak yerine, onlara gerçekleri kendimiz göstermeli, anlatmalı ve doğru bir izlenim oluşturmak için bilinçli bir çaba göstermeliyiz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Ne Var Ne Yok Hocam? 3. sayısıyla yayında !
01 Nis 2021

İLGİLİ OKUMALAR


