Her zaman üzerinde özenle durarak belirttiğim gibi deneyler bize mutlak doğruyu söylemez ve hemen her akademik çalışmada o çalışmanın kısıtlarından ve gelecek çalışmalar için önerilerden bahsedilir; yine de bize bir veri verir, üzerinde düşüneceğimiz ve araştıracağımız farklı bakış açıları sağlar ve başka uygulamaların/çalışmaların büyümesini destekler.Şimdi yukarıda anlattığım deneyle bağlantılı hızlıca farklı bir konuya geçmek istiyorum; Milgram bu deneyi öncesinde uygulamadan ziyade düşünce olarak insanların bu konudaki yaklaşımlarını/eğilimlerini görebilmek adına çalıştığı Yale Üniversitesi’nde hem öğrencilere hem de akademisyenlere bir anket uyguladı ve 450 voltluk maksimum şoku, böyle bir deneyde uygulama ihtimallerini 0'dan 4'e kadar 5 kademeli bir puanlama üzerinden değerlendirmelerini istedi. Ankete katılan herkes 0 ile 3 arasında puanlar vermiş, genel ortalama ise 1.2 çıkmıştı. Ne var ki Milgram'ın deney sonuçları ise farklı boyutta bir tablo göstermişti.Psikolojiden bilişsel uyumsuzluk (ya da çelişki/ ing


Her zaman üzerinde özenle durarak belirttiğim gibi deneyler bize mutlak doğruyu söylemez ve hemen her akademik çalışmada o çalışmanın kısıtlarından ve gelecek çalışmalar için önerilerden bahsedilir; yine de bize bir veri verir, üzerinde düşüneceğimiz ve araştıracağımız farklı bakış açıları sağlar ve başka uygulamaların/çalışmaların büyümesini destekler.

Şimdi yukarıda anlattığım deneyle bağlantılı hızlıca farklı bir konuya geçmek istiyorum; Milgram bu deneyi öncesinde uygulamadan ziyade düşünce olarak insanların bu konudaki yaklaşımlarını/eğilimlerini görebilmek adına çalıştığı Yale Üniversitesi’nde hem öğrencilere hem de akademisyenlere bir anket uyguladı ve 450 voltluk maksimum şoku, böyle bir deneyde uygulama ihtimallerini 0'dan 4'e kadar 5 kademeli bir puanlama üzerinden değerlendirmelerini istedi. Ankete katılan herkes 0 ile 3 arasında puanlar vermiş, genel ortalama ise 1.2 çıkmıştı. Ne var ki Milgram'ın deney sonuçları ise farklı boyutta bir tablo göstermişti.

Psikolojiden bilişsel uyumsuzluk (ya da çelişki/ ing: cognitive dissonance) diye bir kavram var; insanların düşüncelerinin, değerlerinin, tutumlarının ve davranışlarının birbiriyle uyumlu olmadığı zaman yaşanan rahatsızlığı ifade eder. Bu rahatsızlığı yaşamamak adına ya uyumsuzluktan kaçınabiliyoruz ya da var olan uyumsuzluğu ortadan kaldırmak adına düşüncelerimizi, yaklaşımımızı vs. değiştirebiliyoruz.

Mesela çok ufak ve basit bir örnek vermek gerekirse bir köpeğiniz var diyelim ve her gün dışarı çıkarıyorsunuz. Çevreye ve temizliğe çok önem veren bir insansınız ve köpeğinizin dışkısını mutlaka poşetle alıp çöpe atıyorsunuz, bunu yapmayanlara ise çok kızıyorsunuz. Başka bir gün çok hızlı bir şekilde evden çıkmanız gerektiği için çöp poşetini unuttunuz ve bunu köpeğiniz dışkısını yaptıktan sonra fark ettiniz. Ne yapacağınızı bilemiyorsunuz, sürekli etrafı kontrol ediyorsunuz ve elinizden gelen hiçbir şey yok. Hızlıca oradan uzaklaşıp eve dönüyorsunuz ve artık işinizin başına geçmeniz lazım. Böyle bir durumda genel değerlerinizle/yaklaşımınızla tutarsız bir davranışta bulunmuş oldunuz ve bunun getirdiği rahatsızlığı hafifletmek adına “sadece tek seferlik oldu”, “başkaları her zaman yapıyor” gibi düşünceler aklınızdan sürekli geçebilir. Bu şekilde kendi içinizde uyumluluğunu korumaya çalışıyor olabilirsiniz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

İLGİLİ OKUMALAR