Uzun zamandır var olan ama adı konmamış ve aşısı geliştirilmemiş bir başka pandemiden bahsedeceğiz şimdi
Uzun zamandır var olan ama adı konmamış ve aşısı geliştirilmemiş bir başka pandemiden bahsedeceğiz şimdi: içselleştirilmiş kapitalizm. Anders Hayden içselleştirilmiş kapitalizmi şöyle tanımlıyor: “Kendi değerinizin doğrudan ne ürettiğinize bağlı olduğu düşüncesi”
Yani eğer çok ve iyi üretiyorsam değerli olduğumu düşünüyorum. Bir şey üretmediğimde ise değersiz olduğumu. Hayden’e göre içselleştirilmiş kapitalizm hastalığına kapılanlarda “Sadece yaşıyor oldukları ve var oldukları için, insan oldukları için değerli oldukları” düşüncesi yok. Onlara göre değerli olmanın tek yolu çalışan ve bir şeyler üreten bir insan olmak.
Görsel: MonthlyReview
Bu hastalıktan muzdarip olanlar dinlendiklerinde vicdan azabı ve suçluluk duyuyor, başarılarını azımsıyor ve çalışmayı iyilik hallerinden daha üstün tutuyorlar.
Bu hastalığın iki tane de kardeşi var: içselleştirilmiş cinsiyetçilik ve içselleştirilmiş ırkçılık. Kendi beceri, yetkinlik ve başarılarını değersiz gören kadınlar içselleştirilmiş cinsiyetçilik mağduru iken, mensup olduğu ırk sebebiyle eksik ya da yetersiz olduğunu düşünenler içselleştirilmiş ırkçılığın acısını çekiyor.

Görsel: The Economist
Sistem ve güç sahipleri ellerinin altındaki tüm araçlarla (eğitim sistemleri, medya vb.) kapitalizmi, cinsiyetçiliği ve ırkçılığı öyle bir yapılandırmışlar ki, kendi canavarlarımızı içimizde taşır olmuşuz.
Ama şimdi zamanıdır, göğsümüzü yırtıp içimizdeki yaratıkları söküp atmanın ve kendimize kavuşmanın zamanı.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ne Var Ne Yok Hocam? 9. sayısıyla sizlerle
24 Haz 2021

İLGİLİ OKUMALAR


