Elektronische
, yerel sanatçılardan, müzik teknolojisinden ve yeraltı kültüründen en güncel haberleri e-posta kutunuza getiriyor.
Kuir Hareketi Elektronik Müziğe Nasıl Yön Verdi?
Bugün kendilerine elektronik müzik meraklısı diyen pek çok insan, house müziğin köklerini ve LGBTIQ2+ topluluğuyla olan belirgin bağlantıyı fark edemiyor. Bazıları house, techno, dubstep, drum&bass, electro ve evrensel dans ihtiyacından doğan diğer birçok alt türün 2000'lerin başlarında ve ortalarında, Avrupalı sanatçılar tarafından yaratıldığını düşünüyor. Nitekim techno ve house müziğin, 70'lerin sonunda Chicago'da başlayan uzun bir geçmişi var.
- Detroit: Frankie Knuckles, prodüktör Juan Atkins ve Derrick Maytarafından kurulan temelden yola çıkarak, Detroit'in techno hareketine öncülük etti. Atkins ve May, şehirlerinde büyük değişime yol açan teknolojiye sırt çevirmek yerine, daha iyi bir gelecek yaratmak için bir araç olarak benimsediler. House müzik 1987'de İngiltere'de en görkemli zamanlarını yaşarken, Derrick May'in Strings of Life teklisi, Detroit'in sesini ihraç etmeyi başararak Avrupa dans sahnelerinde fırtına etkisi yarattı. May, Atkins ve diğerleri Kraftwerk gibi proto-techno sanatçılarından etkilenmişti. Chicago'daki hareketin dayanışma ve ivmesinden ilham alan Chez Damier, Alton Miller ve George Baker gibi Detroit yapımcıları, Detroit şehir merkezinde The Music Institute ismini verdikleri kendi kulüplerini kurdular. Kulübün ortaya çıkışı, daha önce dağınık halde olan yeraltı sahnesini bir aile haline getirdi diyebiliriz. Kulüp, bu ailenin fertleri için bir iş birliği alanı yarattı ve ikinci dalga Detroit Techno olarak bilinen bir alt janranın oluşmasına ön ayak oldu. Endüstriyel seslerden oluşan bu ikinci dalga daha sert ve etkiliydi. Sert ve ritim odaklı bir iklim oluşturan Jeff Mills, Carl Craig ve Octave One gibi dönemin yeni isimleri, şehrin müzik sahnesine hayat verdi. Detroit'te techno tarafından yaratılan kulüp sahnesi, banliyölerde yaşayan siyahilerin, kendilerini şehirli alt sınıf Afrikalı Amerikalılardan (sokak jargonunda bu azınlığa jits diyorlardı) uzaklaştırmalarının bir yolu olarak hizmet etti. Şehirlilerin partileri gösterişli zenginlik takıntısına sahip, kapalı partilerdi ve Avrupa lüksünü yansıtan Plush, Charivari ve GQ Productions gibi kulüp isimleri de dahil olmak üzere Avrupa kültürünün birçok yönünü içeriyordu. Bu Avrupai cazibeye sahip kulüplerin isimleri, lüksün şiddetten korunmanın bir biçimi olarak hizmet ettiği balo salonu kültürüne geri dönüş etkisi yarattı. Bu şekilde, dans müziği ve kültürünün temelleri, kitleleri birleştirici bir güç olmak yerine iyice ayrıştırıcı bir göreve bürünmeye başladı. Techno, kulüp müziğinin vazgeçilmez bir öğesi haline gelirken kuir topluluklar kendilerini rahatsız eden sorunlarla boğuştu: Bu süre zarfında Chicago'yu ikiye bölen ırkçılık ve sınıfçılık. Bir yandan gitgide genişleyen dans kültürünün ayrımcılık karşıtı da oldukça açık bir mesaj veriyordu: Bu alanda dilediğiniz gibi sevebilir, istediğiniz gibi dans edebilir, ne olmak isterseniz o olabilirdiniz.
Bültenin son sayısında yer alan bu yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto! Digest #15: Politika, Finans, Sanat
Platformdan öne çıkan içerikleri ve editörlerin favorileri burada!
26 Haz 2021

İLGİLİ OKUMALAR


