Olimpiyat haberleri ve biz voleybol ülkesiyiz hashtaglerini gördüğümden beri bu sayıda spora dair bir defter kaydı tutma planım vardı. Filmde de bir kadın futbol takımını görünce bana bu güzel tesadüfle bülteni "taca çıkarma" görevi düştü.

Küçük yaşlardan beri sporla bağım seyirci konumundan öteye çok gidemedi. Bu durum değişmeye başladığı için buraya öncelikle hâlen yapamadıklarımı yazarak başlayacağım. Hâlen takla atamıyorum, hulahop çeviremiyorum, bisiklet süremiyorum ve yüzme bilmiyorum. Tüm bunları yapamama sebebim çok küçük yaşlarda sporla ilk ilişkimin okuma yazma öğrendiğim fişlerdeki gibi başlaması. Ali topu tut' un değişen öznesi olan ben, sahada kafasına top yedikçe ağlamaklı bir hâlde saha kenarına çekilmişti. Işık ılık süt iç'teki Işık olmaya doğru eklemleniyordu. Neden sadece Ali'nin top attığı ve de top tuttuğu ise bildiğiniz gibi bambaşka bir konu!

Annem, okuduğum ilkokulun öğretmenlerinden biriydi, uzun öğle aralarında oynanan voleybol maçlarında annem servisleri ve smaçlarıyla nam yapmaya başlamıştı. "Annem böyle güzel voleybol oynamayı nerden öğrendi? " sorusu da peşi sıra beni kucaklamıştı tabii. Gelelim buraya, annemin üniversite yıllarında lisanslı bir voleybol oyuncusu olduğunu o yaşlarımda öğreniyorum ve yetenekli annenin kızı olarak altyapılar için potansiyel olarak görülmeye başlıyorum. Burası biraz komik 👀 üç kız kardeşiz ve üçümüzde de böyle bir yetenek yok. Böylesi bir zorlamadan kurtulmayı da annemin "Bırakın! Mutlu oldukları şeyi yapsınlar." cümlesiyle başardık.

Biraz daha büyüdüm ve bir ped markasının Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı'nın imzalı afişini bizlere hediye etmesiyle, iyi bir spor seyircisi olma konusunda ilk heyecanımı duymaya başladım. Takım oyuncularının isimlerini ezberlemek ve maçı izlerken takımı tanımak mükemmel bir histi. Şanslıyım ki sonraları lise yıllarımda beden eğitimi derslerimiz yetenekli üç beş öğrencinin altyapıya kazandırılıp gerisinin test çözmek için sınıfta bırakıldığı bir sistemde değildi. Fair play kavramını, iyi bir seyirci olmayı, kazanmanın değil iyi oynamanın önemini, sporun da bir üretim süreci olduğunu o yıllarda öğrendim.

Yaz aylarında etrafı çay tarlalarıyla dolu avlularda sporla haşır neşir olduğumuzdan, kaybolan tenis toplarından yorulmaya başlamıştık. Burada imdadımıza harika uçan ve konan bir topa sahip badminton yetişmişti. Sonraları kuzenimin isteğiyle bir basket potası da avluya eklendi. O avluların pek çoğu arabaların otopark alanı oldu ve hiçbir çocuk, genç etrafında koşturma dileğinde değil. Kim bilir, belki önümüzdeki yaz o avlularda çocukların bu yılki olimpiyatta gördüğü bir iki hareketi yapmaya çalışırken görürüm.

NEREDE YAYIMLANDI?

Üretim Kaydı Üretim Kaydı

BÜLTEN SAYISI

Bir Sardunyanın Anatomisi

Konuk: "Sardunya" filminin yönetmeni Çağıl Bocut ve Yapımcısı Çağlar Bocut

08 Ağu 2021

İllüstrasyon: Pınar Öcel

İLGİLİ OKUMALAR