Üretim ve yürüme ilişkisi

Esra Ece Kuleci


Bu haftaki konuğumuz ilhamını mahalle arasındaki yürüyüşlerden ve keşiflerden alan Soli’nin yaratıcılarından Hazal Yılmaz. Onun deyimiyle Soli,” Yere, varılacak bir gaye olarak değil,oturduğumuz yerden başımızı 45 derece aşağı veya yukarı çevirdiğimizde karşımıza çıkabilecek olasılıklar gözünden bakıyor. Irakları hedeflemiyor,daralmış çemberi genişletiyor.“ Soli’nin okuyucularını çıkardığı yürüyüşlerden ilham alarak üretim ve yürüme ilişkisinin peşine Hazal ile birlikte düştük.

Hazal, sabahları şehir uyanmadan uyananlardan ve kendini sabah saatlerinde daha üretken hissedenlerden. Birçoğumuzun aksine yatakta dönüp durup alarm ertelemek yerine bir deftere kalemiyle bazen de bilgisayarına usulca yazarken görmek mümkün onu. Uyanır uyanmaz zihninde beliren ilk cümlenin peşine düşüyor, yakaladıktan sonra da şehre karışmaya başlıyor.

Yürüme üzerine: Hazal, yürümenin eylem hâline özellikle vakit ayıranlardan. Canının çektiği bir yemeğin peşinde semt değiştirecek kadar da buna tutkulu. Hazal'ın yürüyüşlerine dair birincil merakımız onun için yürüşün ne anlama geldiği.

“Bir mahalleyi, o mahallelerin oluşturduğu şehri anlamaktır yürümek. Yaşamı yakalamak, algılamak, onun evriminin ve deviniminin eşlikçisi olmaktır. Keşfetmek için dururum genelde. Sokağı gören bir kahvenin, dışarıya en açık masasında bir sandalye çekerim.”

Eşlikçi: Devinimin eşlikçisi olmak demesinden hareketle aklımıza, bir eşlikçin var mı? sorusu geliyor. Hazal ise hemen başlıyor heyecanla anlatmaya. Şehri görmek, gördüklerimin bendeki yansımalarını kurgulamak istediğimde müzik olurmuş kulağında. Yan masadaki konuşmaları, dalgaların sesini duymak lazımsa sessizliği sevdiğini de ekliyor. Burada biri ile yürümenin üretime kattığı besleyici yanını merak ederek Hazal’a arkadaşlarını eşlikçi kabul edip etmediğini soruyoruz.

“Tek başına, kendi tempomda yürüyüş, düşünmek, yaratmak; kaçtıklarımdan kurtulmak; keşfettiklerimi algılamak için yaptığım, yürüyüştür. Yalnızken kafandaki düşüncelere ayak uydurursun. Benim beynimdekiler hızla akıyor sanırım, o yüzden yürüme hızım da tempolu, adımlarım birbirine hadi dercesine aralıktır. Biriyle yürüdüğümde bu iki kişilik bir yolculuk. Onun gündemine, süratine, takatine eşlik etmeden gerekir. Birbirinin hayatına adapte olma sürecidir birlikte yürüyüş. Zordur.”

Flanör gibi keşfetmek: Flanör kelimesi sevdiğimiz bir kelime, Soli’yi okurken kendimizi zaman zaman flanör gibi hissettiğimiz oluyor. Hazal’a yaşadığı şehir dışında bir şehri, semti nasıl keşfettiğini ve bu ilhamı nasıl üretime dönüştürdüğünü soruyoruz.

“Okuyarak başlarım her şeyden önce. Oradaki yürüme yolculuğum o şehri anlatan yazarların kitapları, zamanım az ise röportajlarıyla yola koyulur. Onların gezdiği sokakları, oturdukları kahveleri alırım notlarım arasına. Gittiğim ilk gün, eğer sık gittiğim bir şehir ise müdavimi olduğum yerlerde takılır, sevdiğim sokaklarında yürürüm. Şehirleri arkadaşım kabul ederim. Eğer ilk kez gidiyorsam şehre, kaybolurum. Haritaya bakmam. Flanörlere şu yöne dönmelisin diyen bir içgüdü olduğunu düşünüyorum. Buna bir isim bulmalı. Yapılacak şeyler listeleri ve onları yapmak için yola çıkmışken tesadüflerle değişenler... Yolculuk, bana sorarsanız, bunun dengesi.”

Yürürken yazmak: Soli, sakini olduğumuz mahallerde keşifler sunarken sakini olmadığımız mahallelerde de adeta elimizden tutup gezdiriyor, böyle olunca sormadan duramadık. Hazal, Soli bültenini yazmayı bitirdikten sonra ilk ne yapıyor diye de merak ediyoruz. Cevabı şaşırtmıyor; mahallelerde gezmeye, ilham toplamaya, yazmaya ve üretimine yürüyerek devam ediyor. İlhamına hayran kaldığımız Hazal şu şekilde devam ediyor cümlelerine:

“Kafamın içinde, adımlarımı birbirinin peşi sıra attıkça kurulur cümleler. Dururum, bir kapı eşiği veya kaldırım kenarında. Kelimeler bitene kadar oradayım. Soli, kendi gezgin ruhu gibi eylem halinde yazılan bir bülten. Yazdıktan sonra mesken değiştiririm. Editlerim.”

Aposto!’da onu heyecanlandıran şeyin ne olduğu sorusuna ise şu şekilde yanıt veriyor. "Aposto!’da en çok bir arada çoğunluklar, bağırmayan gürültüler olmayı seviyorum."


Editörün önerisi: Hazal ve Esra'nın yürüme ve üretim üzerine sohbeti Frédéric Gros'un Yürümenin Felsefesi isimli kitabından bir bölümü aklımıza getirdi.

"İnsan kendi mahallesini duraksayarak, düzensiz bir tempoda, amaçsızca başını kaldırarak ve yavaşça dolaşma zevkini bir kere olsun tatmalıdır. İşte mucize o zaman gerçekleşir."

Yürüyüşlerinizde aidiyet hissettiniz mahallelere başka bir gözle bakmanız, mucizelere açık olmanız ve ilhamınızı sokaklarınızda bularak üretmeye devam etmeniz dileğiyle.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto P.S.Aposto P.S.

BÜLTEN SAYISI

🙌 Community #11: Regl yoksulluğu ve tabusu

Aposto! topluluğunun tazeleri, Yuvarlak Masa sohbetleri, yayıncıların entelektüel üretim dinamiklerine dair içgörüler ve medyaya dair okuma önerilerimiz burada.

17 Eyl 2021

🙌 Community #11: Regl yoksulluğu ve tabusu

İLGİLİ OKUMALAR