Geçen sayımızda belirsizliğin faydalarından bahsetmiştik. Şimdi insanın kesinlik ihtiyacına odaklanan bir çalışma sunmak istiyoruz size. İnsan belirsizlikten korkan ve kaçınan bir canlı ve doğal olarak hayata dair bir nebze olsun “kesinlik” istiyor. Yarın ne olabileceğini kestirebilmek, bir şeylerin “kesin” olduğuna sırtına dayamak ihtiyacı içinde. Hayatımızın bazı kısımlarında biraz olsun netlik ve kesinlik için yanıp tutuşuyoruz. Oysa hayat belirsizliklerle dolu ve bizim sürekli birtakım kararlar almamız gerekiyor. Elbette bu kararların sonuçları da belirsiz. Ah hayat buradan bakınca ne kadar zor değil mi?Görsel
Geçen sayımızda belirsizliğin faydalarından bahsetmiştik. Şimdi insanın kesinlik ihtiyacına odaklanan bir çalışma sunmak istiyoruz size. İnsan belirsizlikten korkan ve kaçınan bir canlı ve doğal olarak hayata dair bir nebze olsun “kesinlik” istiyor. Yarın ne olabileceğini kestirebilmek, bir şeylerin “kesin” olduğuna sırtına dayamak ihtiyacı içinde. Hayatımızın bazı kısımlarında biraz olsun netlik ve kesinlik için yanıp tutuşuyoruz. Oysa hayat belirsizliklerle dolu ve bizim sürekli birtakım kararlar almamız gerekiyor. Elbette bu kararların sonuçları da belirsiz. Ah hayat buradan bakınca ne kadar zor değil mi?

Görsel: Istock
İşte bunca belirsizlik içinde, birazcık olsun kesinlik arayan zihnimiz iş başkalarını anlamaya gelince “yerim dar” deyip çıkıyor işin içinden: bizi enerji ve çaba gerektirenden (başkalarını anlamak) uzaklaştırıp, kolay ve emeksiz olana (önyargılar- kalıp yargılar) yaklaştırıyor. Bir kararı ya da olayı değerlendirirken karşı tarafın bakış açısından bakmak rahatsız edici, zaman alıcı ve yorucu. Ön yargılar ve kestirip atmak kolay ve kullanışlı. İşte çevresel belirsizliklerin fazlalaştığı, salgın, ekonomik kriz gibi sarsıcı toplumsal olayların olduğu dönemlerde anlayışsızlık, empati yoksunluğu ve kutuplaşma artıyor. Böylece, insanoğlu da zihninin tuzağına düşüyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ne Var Ne Yok Hocam? 16. sayısıyla karşınızda
01 Eki 2021

İLGİLİ OKUMALAR


