Yaşamlarımız, hele de pandemi döneminde, hep aynı insanları ve yerleri gördüğümüz rutin daireler şeklinde. Fazla rutin, fazla “tanıdık” kişi, obje ve olay, ve fazlasıyla “tahmin edilebilir” bir akış. Hayatımız rutinleştikçe rüyalarımızın garipleşmesi bazı bilim insanlarının dikkatini çekmiş. “Acaba bu garip rüyalar bir amaca hizmet edebiliyor olabilir mi?” sorusu, şimdi bahsedeceğimiz çalışma ile neticelenmiş.Görsel
Yaşamlarımız, hele de pandemi döneminde, hep aynı insanları ve yerleri gördüğümüz rutin daireler şeklinde. Fazla rutin, fazla “tanıdık” kişi, obje ve olay, ve fazlasıyla “tahmin edilebilir” bir akış. Hayatımız rutinleştikçe rüyalarımızın garipleşmesi bazı bilim insanlarının dikkatini çekmiş. “Acaba bu garip rüyalar bir amaca hizmet edebiliyor olabilir mi?” sorusu, şimdi bahsedeceğimiz çalışma ile neticelenmiş.
Görsel: New Atlas
Tufts Üniversitesi'nden Dr. Hoel’ e göre beyinlerimiz bu rutin yaşam döngüsünü kırmak için bize garip rüyalar servis ediyor. Beynimizin yeniliğe ihtiyacı var. Evet, hayvanların içinde bulundukları çevreye uyum sağlamaları hayatta kalmaları için son derece önemli. İnsanların da. Ama uyum sağlamanın da bir ölçüsü var (mış). Overfitting (fazlasıyla uyum sağlama), içinde bulunduğumuz data setine, duruma fazlasıyla adapte olmak anlamına geliyor. Fazla uyum sağlamak ise hayatta kalma becerilerimizi, öğrenme becerilerimizi ve yaratma kabiliyetimizi azaltabilir. Beynimiz bu sebeple olmayacak rüyalar vesilesiyle “öğrenmeye” devam etmemizi sağlıyor olabilir.
Dr. Hoel şöyle açıklıyor, hayvanlar ve insanlar her an öğreniyorlar, öğrenmenin bir kapatma düğmesi yok. Dolayısıyla bir şeyi “fazla öğrendiklerinde”, “fazla uyum sağladıklarında” beyin, bir tür “bilişsel homeostaz-dengeleme” kullanarak bu durumla savaşıyor.
Bunu kullanmadığımız kaslarımızı kaybetmemek için yaptığımız bilinçli egzersizlere benzetebiliriz sanki.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ne Var Ne Yok Hocam 19. Sayısıyla Karşınızda
12 Kas 2021

İLGİLİ OKUMALAR


