Politik Atmosfer
, her pazar 15.00'te politikaya dair farklı perspektifleri sizinle buluşturuyor.
Türkiye'de Ordu ve Jeopolitik Zihniyet
Murat Yeşiltaş’ın Türkiye’de Ordu ve Jeopolitik Zihniyet kitabında jeopolitik kavramının tanımı, eleştirel jeopolitik alanı ve Türkiye’de ordunun bu kavramı kullanarak kendisine iktidar alanı oluşturma süreci işlenmiştir. Kitap Murat Yeşiltaş’ın doktora tezinin kitaplaştırılmış halidir. Bir doktora tezi olması sebebiyle kitabın dili bir hayli akademik diyebiliriz. Bu çalışma jeopolitikle ilgili teorik bilgiler vermekte, jeopolitiğin üstünkörü bir incelemesiyle yetinilmeyip alan üzerine gelişen tüm kavramları ve akımları da sıralamaktadır. Tarihsel coğrafya, determinizm ve jeo-iktidar tartışmalarıyla ilgilenen herkesin Türkçede okuması gereken başlıca bir kaynak olma özelliğine sahip bir kitap diyebiliriz.
Giriş: Türkiye’de Jeopolitik Zihniyet
Kitap Türkiye’de jeopolitik zihniyet ve tarihinin genişçe işlendiği giriş bölümünün dışında başlıca dört bölümden oluşuyor. Giriş bölümünde Türkiye’de jeopolitik zihniyetin doğuşu ve gelişimi, bu alanın karakteristiği, coğrafya ve determinizm bağlamında jeopolitikleştirme, militarist dil ve söylem, jeopolitik bağlamında istisna kavramının önemi ve kullanışlılığı, millicilik gibi kavramlara yer verilmiştir. Bu kavramlar Türkiye örneği üzerinden değerlendirilmiştir. Zira bu kitabın odaklandığı nokta Türkiye özelinde jeopolitiğin kullanışlı bir kavram olarak siyasal ve askeri açılardan nasıl işlendiğidir. Bu girizgah kısmında aynı zamanda Türkiye’de tek partili dönemin tahayyülü ekseninde bir politika yapım aracı olarak militarist dile değinilmiştir.
Jeopolitik kuşkusuz Batı merkezli bir kavram olarak 19.yüzyılın son çeyreğinde Avrupa’da ortaya çıktı ve,daha sonra başta İngiltere ve Almanya olmak üzere bu devletlerin emperyal politikalarının temel başvuru kaynağı haline geldi.
Özellikle 1940’lı yıllarda dilimize giren jeopolitik kelimesi ve literatürümüzdeki kavramsallaştırılması incelenmiş Kemalizm, sağ milliyetçilik, milli görüş ve Davutoğlu'nun stratejik çerçevesi gibi bakış açıları üzerinden bir eleştiri oluşturulmaya çalışılmıştır. Kitabın yazarının konuya yaklaşımı daha çok eleştirel jeopolitik açısına yakın olduğu için konular ve bu sayılan yaklaşımların hepsi tenkide tabi tutulmaktadır.
Eleştirel Jeopolitik
Kitabın ilk bölümünde ise genel olarak 19. yüzyılda ortaya çıkan jeopolitik disiplininin üzerine gelişen bir eleştirel bakış açısından bahsedilmektedir. Bu noktada özellikle Almanya’nın 1930’ların sonundaki agresif tutumunda jeopolitik düşüncesinin etkisinden dolayı ikinci dünya savaşı sonrası alanın ötelendiği gerçeği oldukça önemlidir. Böylece klasik jeopolitik düşüncesine alternatif bakış açıları sunulmasının önü açılmıştır. Bu bölümde devlet merkezli jeopolitik muhakemenin dışlama ve dahil etme pratikleri ve mekanizmasını açığa çıkarmak gerektiği vurgulanmaktadır. Jeo-iktidar kavramı bağlamında düşünüldüğünde jeopolitik dışsal bir yönelim olarak değil, yönetme mantığının temsili olarak toplumsal ve kültürel birer pratik biçiminde anlaşılmalıdır. Bölümün bir diğer önemli özelliği konunun Foucault’nun ortaya koyduğu bilgi-iktidar ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesidir. Bu haliyle konu metin, söylem, ve metafor analizleriyle irdelenmelidir. Bu şekliyle bir analitikleştirme gerekmektedir.
Türkiye’de Devlet Yönetiminde Jeopolitik Zihniyet ve Ordu
Bu bölümde ise bir hakikat oluşturma mantığı ve sürecine değinilmektedir. Türkiye’de tarihsel olarak jeopolitiğin toplumsal olarak nasıl içselleştirildiği, jeopolitiği tanımlama eyleminin ne türde geliştiği ve değişip / değişmediği, bir jeopolitik zihniyetin ülkemizde nasıl oluşturulduğu konuları bu bölümün inceleme konularını oluşturmaktadır. Jeopolitik söylemi mümkün kılan iktidar ilişkilerine odaklanırken, bu mekanizma merkezindeki ordunun pozisyonunu anlamaya çalışmak önem arzetmektedir.. Bu yolda jeopolitiği bir zihniyet haritası olarak algılamak gerekiyor. Özellikle Alman jeopolitiğinin 2. dünya savaşı sonrası Amerikan ve diğer Anglo-Sakson çevreler tarafından terki söz konusuyken, aynı dönemde Türkiye’de bu zihniyetin sorgusuz sualsiz kabulu irdelenmesi gereken bir noktadır. Ayrıca Türkiye’nin asker kaynaklı jeopolitik zihniyet oluşumunda sivil siyasetin de rolü irdelenmekte, militarist dilin sivil siyasetçiler tarafından yeniden üretimi incelenmektedir.
Bölümde milli hedef, milli güç ve milli stratejiye değinilmiştir. Bu kavramlar özellikle kurgulanmış jeopolitik bağlamında değerlendirilmiştir. Akabinde kitabın yazarı, devletin günlük hayatın merkezine yerleştirilme iradesine de eleştirel bir şekilde yaklaşmaktadır. Milliyetçiliğin bu noktada ne şekilde işlevselleştiği irdelenmektedir.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
20 Kas 2021

İLGİLİ OKUMALAR


