Bu Işıltılı Hayatı Ben mi Seçtim Tanrım?
Yeni bir ortama girdiğimde ve ne iş yaptığım sorulduğunda hep bir afallıyorum. "Sinemacıyım" demek garip geliyor, çünkü ülkemizde sinemacılık benim yaptığım işten farklı bir yere giriyor gibi geliyor. "Diziciyim" deyince de sanki çok yavan duyuluyor. Adeta röntgenci gibi bir tınısı var kulağımda. En sonunda bir yapım şirketinde çalıştığımı söylüyorum çünkü daha iyi bir opsiyon bulamıyorum. Ardından kimi zaman şaşkın bakışlar ve sorular geliyor, kimi zaman ise belirli varsayımlar. En çok sorulan soru: "E peki ne yapıyorsun?". Gerçekten günde 12 saat çalıştığım, yeri gelince gecemi ve gündüzümü verdiğim, yeri gelince de kişisel hayatımda kimi ödünler verdiğim bu işte ne yapıyorum anlatmak epey güç.

Bir günümde olanlar aşağı yukarı şöyle: öncelikle sete geliyorum ve kahvemi alıyorum. Ardından telsizden bir bağrışma duyuyorum ve sesi takip ediyorum. Çoğunlukla gelen 80 kişilik yardımcı oyuncu ekibi, antijen testi olması gerektiği için sırada ama düz sırada durmak namümkün. Kim oldukları anlamaya çalışırken, test sırasından kaçan olmasın diye onları takip ediyorum. Ardından tam kahvaltı edecekken bu sefer 20 kişilik dublör ekibi geliyor ve onların test süreci başlıyor. Tüm test merasimi bittikten sonra ise kendimi kahvaltı alanına atıyorum. İnsan yumurta kokusundan tiksinebilir mi? Eğer her sabah ve akşam maruz kalırsa tiksinebiliyormuş. :-) Öyle ya da böyle bir kahvaltı ediyoruz ve sonra inanın ben de bilmiyorum ne yaptığımı. Ama gün sonunda ortalama 50 kişiyle telefonda konuşmuş oluyorum ve o kadar çok Whatsapp grubu var ki, gerçekten arkadaşım olan kişilerin mesajları en aşağıda kalmış. Günün sonunda telefonumdan biraz tiksiniyorum ama bu devirde yenisini alamayacağım için yine de kendisine iyi davranıyorum.
Set döneminin sonuna yaklaşırken genelde çoğu kişi böyle bir bezginlik moduna giriyor. Bunun da sebebi aslında basit: delicesine yoğun bir tempoda 4 hafta çalıştıktan sonra heves illa ki biraz azalıyor. Günün sonunda bu yaptığımız işten bir şey götürmüyor, veya onu daha az sevmemize yol açmıyor. İşin doğası böyle. Ekip arkadaşlarımla sık sık birbirimize bakıp şakalaşıyoruz: "Bu ışıltılı hayatı biz mi seçtik tanrım?" diye. Sıra dışı bir alanda çalışmanın hem iyi yanları var, hem de kötü yanları. Ancak günün sonunda böyle bir alanda çalıştığım için kendimi mutlu hissediyorum.
Bugünün kıssadan hisse hikayesi de bu şekilde. Umarım size de setle ilgili bu hikayeler, bilmediğiniz şeyler katıyordur.
NEREDE YAYIMLANDI?
NFT'ler animasyon serisi oluyor; sette bezginlik ve yorgunluk; deneysel kısa filmler; podcast üzerine düşünceler
24 Kas 2021

İLGİLİ OKUMALAR


