Platon

Tabiki ilk kitabımız Devlet. Devlet ile ilgili en garipsediğim şeylerden biri kitabı öneren veya bahseden platformların Platon'un ideal bir devlet ve siyaset felsefesi olduğu için minvalinde bir açıklama yapması. Tabi öyle, siyaset felsefesini de anlatıyor. Ama benim bu kitabı önermemin sebebi ideal devlet tanımı değil, Devlet'in 5. kitabında anlattığı Mağara Alegorisi. Bu Platon'un bilgi kuramını büyük ölçüde özetleyen bir analoji.



  • Aristoteles: Metafizik

Metafizik ile ilgili bilinen bir yanlış ise metafiziğin aslında genelde sanıldığı anlamda metafizik anlatmadığı; dabbeler, spiritüel ögeler, şamanizm falan içermediği. Batı rasyonalitesi tarzı metafizik bu! :) Geçenlerde astrolojiye pek meraklı bir kişinin metafizik adından mütevellit bu kitabı edindiğini görünce bir uyarı yapma ihtiyacı hissettim. Aristoteles burada fiziğinin devamını anlatıyor aslında. Kitabın adını Peri tes Protes Philosophia yani İlk Felsefe Üzerine. Fakat eseri düzenleyen kişiler fizikten sonraki kitap anlamına gelen meta-fizik adını vermiş. Ağır bir kitap, okuması kolay diyemem. İyi Platon okuması şart öncesinde. Ben de bölüm bölüm okudum farklı dönemlerde. Fakat bu kitabı seçme sebebim aynı zamanda ilk felsefe tarihi kitaplarından biri de olması. Aristoteles bayağı Antik Yunan felsefesini de anlatıyor bu kitabında, tabii ki başyapıt niteliğinde.



  • Augustinus - İtiraflar

Bu kitap Augustinus'un kişisel yaşam hikayesini anlatıyor olmakla birlikte Antik Çağ ve Orta Çağ düşüncesi ile harmanlanan yeni bir Hıristiyan felsefesinin özeti niteliğinde. Bu açıdan antikten modern döneme geçişte bir yapı taşı olarak görülebilir.



  • Descartes: İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar (1641)

Matrix gibi pek çok filme ilham veren "Belki de rüyadayımdır?" sorusuyla başlayan amansız Septik yolculuğun kitabı... Descartes bu kitapta kendi varlığından başka her şeyin kuşkulu göründüğünü, kendi varlığını ise düşünüyor olmasından hareketle nasıl kavradığını takip etmek pek keyiflidir.



  • Thomas Hobbes: Leviathan (1651)

Siyaset felsefesinin başyapıtlarından biri sayılabilecek bu kitapta Thomas Hobbes devletin olmadığı doğa durumunda herkesin herkes ile savaşta olduğunu, bu yüzden mutlak iktidarın barış ve güvenliğin yegane yolu olduğunu iddia eder. Sonrasında Rousseau ve pek çok düşünür tarafından eleştirilecek bu görüş bugün bile devlet kavramı üzerine düşünürken ufuk açıcıdır.


  • Baruch Spinoza: Ethica (1677)

Twitter'da biri her kapağını açtığında kutsal bir şeyin kapağını açıyormuş hissiyatı uyandıran kitap nedir diye sormuştu, Ethica yanıtını vermiştim. Spinoza sevdam bilinir. Matematik ve geometrik bir düzende tanrı, akıl, ahlak, duygular üzerine yapılan rasyonalist bir temellendirme ama skolastik geleceğin ağırlığını da taşıyarak diye kabaca özetlenebilir. Benim kişisel olarak en ilgimi çeken bölümleri beden - zihin kısmı, nitekim söyledikleri aradan 350 sene geçtikten sonra dahi çağdaş zihin felsefesinde ufuk açıcı görünüyor. Neyse methiyemi burada sonlandırıyorum.


  • John Locke: İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme (1689)

Ahlâk ve teoloji problemlerinin sorgulanmasında ortaya çıkan güçlükler, Locke'u insan zihninin güçleri ve sınırları hakkında genel bir inceleme yazmaya yönlendirir: “… anlama yetimizin kapasiteleri ve bizim kavrayışımızı aşan konuların neler olduğu belirlenmeden ahlâk ve dinin ilkeleri tesis edilemez.

Locke, Deneme’de nasıl düşündüğümüz sorusuna yanıt vermeye çalışan sistematik bir felsefe sunar. Bugün bile hala nasıl düşünüyoruz sorusu güncelliğini koruyor.


  • Gottfried Leibniz: Monadoloji (1720)

"Neden var olan her şey başka şekilde değil de özellikle bu şekilde olmuş?" gibi baş belası bir soruyla haşır neşir olanların adresi Leibniz olmalı. Nitekim, ünlü teorisi olanaklı dünyalar ve yeter sebep ilkesi tanrının varlığının kanıtlanması yolunda başvurulan önemli argümanlardan biridir.

Bütün sistemini kapsamlı bir şekilde ele aldığı bir başyapıtı ne yazık ki yok. Ömrünün son yıllarında yazdığı Monadology (1714) adlı doksan maddelik küçük bir kitapçık dışında.


  • David Hume: İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma (1748)

Immanuel Kant'ın "Beni dogmatik uykumdan uyandırdı..." dediği David Hume'un felsefesini anlamanın anahtarı bu kitap sayılır. "İzlenimler ve ideler"; "kanıtlayıcı önermeler ve olası önermeler" gibi arasında bir ayrımlardan sonra Hume, doğada nedenselliğin olmadığı sonucuna ulaşacak.


  • Kant: Saf Aklın Eleştirisi (1781) ya da Prologomena

Kant kıta ve analitik ayrımının kilit ismi olarak görülür. Bu iki geleneğin Kant felsefesi üzerine yapılan bir yaz okulunda ortaya atılan iki yorumdan kaynakladığı düşünülür. Her ne kadar Kant özünde bir ahlak filozofu olarak nihayetinde evrensel ahlakı temellendirmeye çalışsa da bu yolda epistemoloji adına büyük çalışmalar yapmıştır. Saf Aklın Eleştirisi pek açayım da okuyayım türünden bir kitap değil; hem felsefe tarihi bilgisi gerektiriyor, hem de biraz ömür törpüsü açıkcası. Ben birkaç senede bitirdim. O yüzden şanı adı geçsin ama ben olsam Prologomena veya Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi'ni okurdum. Zaten Prologomena, Saf Aklın Eleştirisi'nin önsözü, önsöz olarak başka bir kitap yazmış adam. Kant'ın bu çılgınlıklarına normalleştiremiyorum. Her seferinde aynı hayret duygusunu yaratıyor.


UYARI: Buradan sonra Kıta felsefesine evriliyor...

  • G.W. F. Hegel: "Tinin Görüngübilimi" (1807)
  • Arthur Schopenhauer "İsteme ve Tasarım Olara Dünya" (1819)
  • Karl Marx: "Alman İdeolojisi" (1845 yazıldı, 1932 basım)
  • Friedrich Nietzsche: "Ahlakın Soykütüğü Üzerine" (1887)
  • Soren Kierkegaard: "Korku ve Titreme" (1843)
  • Henri Bergson: "Yaratıcı Tekamül" (1907)
  • Edmund Husserl: "Fenomenoloji Üzerine Beş Ders" (1913)
  • Martin Heidegger: "Varlık Ve Zaman" (1927)
  • Jean Paul Sartre: "Varlık ve Hiçlik" (1943)
  • Maurice Merleau-Ponty: "Algının Fenomenolojisi" (1945)

Husserl, Heidegger, Sartre ve Merleau-Ponty hayatın bir dönemini adamak için birlikte güzel bir dörtlü, aralarında büyük anlaşmazlıklar olsa da. Buraya fenomenoloji bir parantez ile açıklama düşmek dahi istemiyorum, sabah akşam dilimde, her yerde anlatıyorum. :)

  • Ludwig Wittgenstein: "Felsefi Soruşturmalar" (1953) (Listenin tek analitikçisi, ama kıta felsefesi çalışanların dahi okuduğu bir isim.
  • Jacques Derrida: "Gramatoloji" (1967) (Zor kitap benden söylemesi, Derrida okumak kadar hayatta çok az şey yordu beni. Ha bir de Lacan.)
  • Michel Foucault: "Hapishanenin Doğuşu" (1975)
  • François Lyotard: "Post Modern Durum" (1979) Bu kitaptan sonra nasıl bir duraklama ve çıkmaza girildiği anlaşılabilir. Lyotard postmodernizmi teoride postmodernizm yapan önemli isimlerden biri.

Şimdilik bu bültende öneriler bu kadar. Buraya varır varmaz anmadığım isimler gözümde kabarmaya başladı, agresif yüzler görüyorum. Bu kitapları hatırlayıp alt alta yazmak bile belirli bir zihinsel yorgunluk yarattı, acayip enteresan! :) Yorulduk okurken, ama değdi mi, değdi. Yaşını başını almış sorun çıkarmayı seven dostlar herbiri...

Haftaya görüşmek üzere, meraklı kal!

NEREDE YAYIMLANDI?

DilozofDilozof

BÜLTEN SAYISI

Ağır Toplar: 24 Filozof 24 Başyapıt

Felsefi Öneriler

17 Ara 2021

Ağır Toplar: 24 Filozof 24 Başyapıt

İLGİLİ OKUMALAR