Dilozof
, büyük sorulara büyük yanıtlar arayan bir felsefe bülteni. Pelin Dilara Çolak, şüpheciliği yaşam tarzı hâline getirenler için felsefenin dünü ve bugününden ilginç fikirleri bir araya getiriyor.
Dolanma, bahçeni ek!
Gündemin ağırlığı karşısında ne yapacağımı bilemediğim, mutfak, yatak ve çalışma masası arasında gidip gelmeye başladığımda kendi kendime "Dolanma, bahçeni ek." diyorum. Bu ifade Uzak Doğu felsefesindeki mantralar gibi benim için; ne zaman çaresizlik, kaygı ve karamsarlıkla bezeli bir akışta sürüklensem beni tutup yeniden farkındalığa ve üretkenliğe getiriyor. Peki nedir bu cümlenin anlamı, nereden geliyor?
18. yüzyılda yaşamış Fransız Devrimi ve Aydınlanma hareketinin önemli temsilcilerinden bizim Voltaire adıyla tanıdığımız, François-Marie Arouet’in üç günde yazdığı Candide adlı romanından öğrenmiştim bu ifadeyi. Kitaba adını da veren baş karakter Candide ismi saf, temiz anlamına geliyor, kitabın alt başlığı ise “İyimserlik”. Fakat bu noktada başlık yanıltmasın, oldukça ironik bir hikâye bu. Nitekim kahramanımız Candide’in başına gelmeyen kalmıyor.
Westfalya’daki Thunder-ten-Tronckh baronunun kız kardeşinin gayri meşru oğlu olan Candide, baron, baronun ailesi ve Roma İmparatorluğu’nun en büyük filozofu Pangloss ile birlikte şatoda yaşamaktır. Baronun kızı ile olan romantik münasebetinden dolayı bir gün kaleden sürülür ve sonrasında ardı arkası kesilmeyen bir dizi felaketin içerisine sürüklenir. Bunlar öylesine felaketlerdir ki, savaşta esir düşmekten, işkenceye, sevdiklerinin ölümünden, depreme, canlı canlı yakılma tehlikesinden, yerliler tarafından yenilmeye, büyük yoksulluktan açlığa yeryüzünde olabilecek her türlü kötü senaryo yaşanır. Ama dramatik bir şekilde işlemez bu olaylar dizisini Voltaire, nitekim amacı hüzünlü bir hikâye yaratmaktan ziyade dünyanın berbat bir yer olabileceğini, hatta zaten büyük ölçüde berbat bir yer olduğunu ironik bir yoldan anlatmaktır.
Romanın arka planında ise o dönem oldukça ünlü felsefi bir tartışma yatar. Candide’in akıl hocası filozof Pangloss aslında, 17.yüzyılda yaşamış Alman filozof Gottfried Leibniz’i temsil eder. Leibniz, teodise yani tanrı savunması argümanında, tanrının dünyayı başka şekilde değil de özellikle bu şekilde yaratmasının kendince iyi nedenleri olduğunu, her ne kadar bizler sınırlı görüşümüzle farkedemezsek de tanrısal bakış açısından tüm felaketlerin daha iyi bir amaca hizmet ettiğini iddia eder. Bu nedenle Leibniz’e göre içinde yaşadığımız dünya, mümkün dünyaların en iyisidir. İşte Voltaire, Leibniz’in bu iyimser argümanıyla fazlasıyla alaycı bir şekilde hesaplaşır Candide, yani saflık adlı romanında.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
08 Oca 2022

İLGİLİ OKUMALAR


