Dünyahali
sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyor ve yuvamız dünyadan bahsediyor.
Ekonomik Büyümenin Sınırları Var Mı?
Çağla Fadıllıoğlu
Bundan elli yıl önce Mart ayında, Cambridge'de bulunan Massachusetts Institute of Technology'deki “Sistem Dinamiği” çalışma grubunun dünyaya açık bir mesajı vardı: “Ekonomik büyümenin ve nüfus artışının devam etmesi, Dünya'nın kaynaklarını tüketecek ve 2070 yılına kadar küresel ekonomik çöküşe yol açacak.”
Bu bulgular 1972 yılında sanayileşmenin çevresel ve sosyal etkilerini tahmin etmeye yönelik ilk modelleme çalışmalarının sonucu olarak “Büyümenin Sınırları” adlı kitapta yayımlandı. Yayımlandığı dönem için bu şok edici bir tahmindi ve zaman içinde durum maalesef bu modeli doğrulayacak yönde gelişti.
Günümüzde insan faaliyetlerinin geri döndürülemez çevresel etkileri olduğu konusunda bir fikir birliği olmasına rağmen, özellikle ekonomik büyümenin engellenmesinden rahatsız olan kişiler tarafından bu modelin sonuçlarına ve çözüm önerilerine şüphe ile yaklaşılıyor. Öte yandan, yenilenebilir enerjiye hızlı geçişle karbonsuz ekonomik büyümenin var olabileceğini savunan modellerin yanında, “büyüme sonrası” ve “küçülme” gibi bir amaç olarak ekonomik büyümenin hedef alınmasını eleştiren araştırma akımları günümüzde yaygınlaştı. Bu araştırmaların temelinde ekonomik büyümenin zararlı olduğu ana fikri yatıyor.
Ekonomik büyüme genellikle gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) ile ölçülüyor. Hükümetler iki politika arasında kararsız kaldıklarında çoğunlukla GSYİH’yi en hızlı yoldan artıracak yolu tercih ediyorlar. Bu yol da çoğunlukla daha fazla kirliliğe sebep olan seçenek olduğu için iklim krizi, çevre ve sürdürülebilirlik ile ilgili sorunların çözülmesi erteleniyor veya yavaşlıyor.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, politikacıların GSYİH konusunda takıntılı olmaları her vatandaş için uygun sağlık hizmetleri için gereken harcamaları yapmalarını engelliyor; çünkü sağlık harcamaları, örneğin askeri harcamaların aksine, GSYİH’ye katkı sağlamıyor.
Değişimin gerçekleştirilebilmesine katkı sağlayacak adımlardan birisi, GSYİH kapsamında ölçülen kavramların gözden geçirilip yeniden düzenlenmesi.Sürdürülebilirlik ve refahın bu kavram içine katılması günümüzde sorgulanmaya başlanmış olan ve uygulandığında olumlu katkı yapacak bir değişim. Öte yandan, zaman daralıyor, eylemin gecikmesi riskleri günden güne büyütüyor. Büyümenin Sınırları’nın ilk konuşulmaya başlandığı 1972 yılından bu yana eyleme geçmenin aciliyeti belki hiç bu kadar yüksek olmamıştı.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
26 Mar 2022

İLGİLİ OKUMALAR


