Politik Atmosfer

, her pazar 15.00'te politikaya dair farklı perspektifleri sizinle buluşturuyor.


İnsanlık İlk Defa Mı Bilgi Kürasyonuna İhtiyaç Duyuyor?

Sosyal medya ve internet çağı ile beraber bir bilgi yığınının içinde kaybolduğumuz ve yolumuzu bulmaya çalıştığımız bir dünyanın içindeyiz. Nitelikli haberlere erişmek için saatlerimizi harcıyoruz.

Sosyal medya, internet, bilgi yığını ve bunları tamamlayan dezenformasyon, yalan haber, post truth gibi kavramları yıllardır çok duyuyoruz ve bütün bunları bir bütün şeklinde algılıyoruz.

Bununla beraber insanlığın ilk defa bu kadar huzursuz eden bir bilgi yığınının içinde olduğunu düşünüyoruz. Medyatik bir bakış açısıyla 20-30 yıllık bir periyotla tarihe baktığımızda, evet internet ve sosyal medya bu bilgi yığınlarını oluşturmakla beraber insanlığın da huzurunu bozan bir noktaya geldi.

100-150 yıllık bir akademik perspektiften olaya yaklaştığımızda ise, yer yer TV, radyo gibi kitle iletişim araçlarında da benzer bir bilgi yığını ile karşı karşıya kaldığımızı söyleyebiliriz. Öyle ki 60'lı, 70'li yıllarda iletişim demek TV demekti ve bütün araştırmalar da neredeyse TV üzerinden ilerlerdi. Teknoloji mi sosyolojiyi sosyoloji mi teknolojiyi belirler sorusu sorulurken, TV ana odak noktasıydı. Kitle iletişim aracı olarak belirleyici olan TV idi. Kullanımlar ve doyumlar gibi iletişim kuramları bağlamında da TV öncelikli araştırma konusuydu.

500 yılı aşan sistemik bir bakış açısı ile baktığımızda ise, 1450'li yıllara yani matbaanın ortaya çıktığı zamanlara gidebiliriz. Matbaanın Avrupa'da yaygınlaşmasıyla birlikte 1500'lü yılların başına gelindiğinde, milyonlarca kitabın basıldığı bir Avrupa ile karşı karşıyaydık. 1500 yılına kadar Avrupa’da 250 matbaa kurulmuştu. Bu makinalar 27 bin baskı yaptılar. Ortalama baskı başına 500 kopya olduğunu düşünürsek 100 milyonluk Avrupa’daa 13 milyonluk bir kitap hacminden bahsediyoruz. (1) Bir enformasyon patlaması yaşanıyordu. Daha önce kitaba ulaşma onu bulma bir sorun iken, kitap bolluğu bir sorun olmaya başlıyordu. Gazetelerin ortaya çıkmasıyla 1600’lerde matbaa’ya dair kaygılar da daha artıyor. Öyle ki bu değişim Benedict Anderson tarafından “matbaa kapitalizmi” olarak da tanımlanacaktı.

Batı merkezli bir bakış açısıyla tanrısal bilgi sisteminden deneye ve gözleme dayalı bir bilgi sistemine geçişin ilk zamanlarında matbaa bu dönemde bilginin toplumsallaşmasını sağlayan bir araç haline geldi.

Bütün bunlarla beraber Reform, Rönesans ve Aydınlanma ile beraber bu bilgi sistemi dünyadaki yerini sağlamlaştırdı ve günümüze kadar da etkisini sürdürebildi.

Devamını oku

Abone ol

NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto! Digest #55: Medya, Eğitim, Blok Zinciri

Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!

23 Nis 2022

Aposto! Digest #55: Medya, Eğitim, Blok Zinciri

İLGİLİ OKUMALAR