Geleceğe Dönüş

, başta yapay zekâ, blok zinciri ve sanal gerçeklik olmak üzere, hafta boyunca yıkıcı teknolojilerle ilgili yaşanan gelişmelere odaklanıyor.


Simülasyon Teorisi, Çoklu Evren Teorisi ve Metaverse

Nur Kardelen Ay

Geçtiğimiz hafta vizyona giren Dr Strange in the Multiverse of Madness filmini seyrettikten sonra olası tüm hayat senaryolarımız gözümüzün önünden geçti. Ortaokuldaki fraktalları hatırlarsın, Y örüntüsünün ucuna attığınız her iki çentik bir başka dönüm noktası yaratır. Hayat da aynı iki uçlu fraktallar gibi ilerleyerek dallanıp budaklanır. Bir ikilemden sonra karar aldığımız her an kendi ağacımıza yeni bir dal ekliyoruz. “Siyah ayakkabı mı, beyaz ayakkabı mı?” diye bile çok kafa yormamak lazım, kendimizi sonsuz evrenlerde heba etmek istemeyiz.

Bir film konusundan çok daha fazlasını ifade eden Çoklu Evren Teorisi, yaşadığımız hayatın tüm detaylarını zaman ve mekandan kopararak çok daha kompleks bir yapının içine sokuyor. Sicim Teorisi ve Kuantum Mekaniği gibi güçlü bilimsel başlıkları temeline alan hipotez, aynı zamanda dedikodu yapar gibi fısıldaştığımız bir diğer yakın akrabasını da gündeme getiriyor. Hayatımızda verdiğimiz en ufak bir kararın bile yeni bir evren yarattığı sistemde, tüm detayları incelikle kodlanmış bir simülasyonun içinde yaşama ihtimalimiz artmıyor mu? Neden biz metaverse’i yaratabiliyoruz da başkasının yarattığı metaverse’in içine dahil olmak bizi rahatsız ediyor, biraz bunları konuşalım.

Metaverse'i kanıksamak

Matrix izlerken ooo, gerçek hayata gelince yok kalsın. Bana bir tane Neo vadetseler ben iki senaryoya uyanmak için de hevesli olurdum.

Facebook gibi platformlarda manuel gerçekleştirilen RPG oyunları bir kısmımız için oldukça nostaljik. “Ben seni vurdum, öldün çık” gibi telkinlerin enter tuşuna bastıktan sonra geçerlilik kazandığı ilkel RPG türleri çeşitli bilgisayar/mobil oyunlarının yaygınlaşmasıyla çok daha makul bir zemine oturdu. Artık vurdun vurmadın kavgası yok, vurulduğumuzda avatarımız gerçekten ölüyor. Hakkında pek çok kez konuştuğumuz metaverse ise sanal gerçeklik, çok oyunculu çevrim içi RPG ve internetin bir arada hayat bulduğu bir öte evren olarak tanımlanıyor.

Bugün varlık olarak nitelendirdiğimiz var olma hissi, gücünü somut karşılıklardan alıyor. Yani bir bilgisayar oyunundaki avatar ile karşımızda oturan arkadaşımız arasındaki var olma hissiyatının belirleyici noktası, arkadaşımıza direkt olarak temas edebilirken bilgisayar ekranındaki avatar ile aynısını yapamıyor oluşumuz. Somut olan ve olmayan iki örnek arasında ayrım yapmak kolay. Peki ya ikimizin de somut olduğu kanaatini nereden getiriyoruz? İçine doğduğumuz evrenin sunduklarına aşina olmamız bizi gerçek ve eşsiz bir hayat yaşadığımız algısına götürürken, bu düşüncemizde ne kadar samimiyiz? Belki de sadece öyle düşünmek istiyoruzdur. Eğer bu soruya düşündüğün cevap yaşadığımız hayatın monotonluğu ve zorunluluklarının bizi getirdiği noktadan güç alıyorsa, tüm RPG’lerin aynı ilerlemediğini ve hepsinin kendi gerekliliklerini katılımcılara dayattığını hatırlatmak isteriz.

Devamını oku

Abone ol


NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto! Digest #59: Tarım, Finans, Metaverse

Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!

28 May 2022

Aposto! Digest #59: Tarım, Finans, Metaverse

İLGİLİ OKUMALAR