Dadanizm,
Popüler kültür yayını son sayısında göçü ve göç etmeyenlerin "kalma" hallerini tartışıyor.
Son yıllarda arkadaş ortamlarından iş sohbetlerine dek her buluşmada biri çıkıyor ve diyor ki “Kaldık burada.” Bu cümle her sosyoekonomik ortamda kurulmuyor tabii ki. Gitme imkanlarına sahip olup da gitmemiş insanların ağzından çıkıyor genelde. Yani eskinin orta üst, şimdinin orta alt sınıfına ait bir yakarış bu çoğunlukla.
Bir insanın doğduğu ülkede büyümesi, yaşamını sürdürmesi, kök salması normal şartlarda “kalmak” kelimesiyle ifade edilecek bir durum değil elbette. Ama “gidenler” o kadar çok ki yaşamını burada sürdürenler zaman zaman “kalma” hissini yaşarken buluyor kendini.
(...)
Türkiye uzun süredir kimseye kalmak için bir neden vermiyor; gidenler onun için gitti, gitmeyi düşünenler onun için gitmeyi düşünüyor, gitmemenin bir “karar” olması da yine bundan dolayı... Ama gidenler, gidemeyenler, gitmek ve gitmemek arasında bocalayanlar, gitmemeyi tercih edenler... Farklı yerlerde olsak da hepimizin hayali ortak: Geçinebildiğimiz, gülecek nedenler bulabildiğimiz, 2002 Dünya Kupası’ndaki gibi toplum olarak ortak bir neşe duygusunu hissedebildiğimiz bir ülke.
Oraya buraya saçıldığımız için az görünsek de bunun olabileceğine inanan çok büyük bir kalabalığız. Günlük hayatın içinde ufacık anlarda dahi bu inanca rastlamak mümkün. Mesela bu yazıyı yazmak üzere bilgisayarımı açtığımda Tarkan’ın İzmir konserinden sonra Mor Çatı ve Darüşşafaka’ya bağış yaptığı haberlerini gördüm. İşte bu, o inancın ta kendisi. Arkadaşlarımızla buluşup gelecek planları yaparken de o inanç hep masada, evimizin duvarlarını boyarken de, sokakta yanımıza sokulan kediyi okşarken de, trafikte küfrederken de, ayın sonunu nasıl getireceğimizi bilemediğimizde de. Çünkü direniş her zaman yüksek sesli olmak zorunda değildir, bazen de her şeye rağmen yaşamaktır direnmek.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
26 Eyl 2022

İLGİLİ OKUMALAR


