Dört Koldan Şehir

#2 Güvenpark - Kurtuluş
Dört Koldan Şehir

Şehre dönmeyen kaldı mı? Herkes buradaysa ikinci Mini Rota'yı hep birlikte adımlayalım. Güvenpark'tan dört yöne yürüdüğümüz ısınma turlarına Kurtuluş yönünde devam ediyoruz.

Bir kenti tanımak ve onunla bağ kurmak için çağrışımlara açık olmak, tarihini bilmek, yürümek ve anılar edinmek gerekir. Birbirinden bağımsız bu dört eylemin buluşma noktası ise "görmek"tir. Görmek için kendinize, göstermesi içinse kente zaman tanımalısınız. Mini Rota'larda yer verdiğimiz kısıtlı noktalarla kenti olabildiğince farklı açılardan görmenizi, deneyimlemenizi; kentin sakinlerini tanımanızı hedefliyoruz.

Bu hedefle, şehrin çekirdeği Kızılay'dan, Kızılay'ın merkezi Güvenpark'tan dört farklı yöne, dört farklı Ankara'ya yürüyorsunuz. Her seferinde farklı bir çehreyle karşılaşacağınızı hatırlatalım. Bu rotada temelde esnaf, pastane ve park ziyaretleri yapacak; yürümeye başladığınızda "eski" Ankara'yla, vardığınızda ise "öğrenci şehri" Ankara'yla tanışacak; "hafıza", "kayıp" ve "miras" kavramları üzerine düşüneceksiniz. 


Görsel Tasarım: Hilal Güneş, Aysu Kaynak


1- Ziya Gökalp Caddesi, Eski Ankara ve Yenişehir

Güvenpark'tan Bulvar'a çıktınız, karşı köşede Soysal Pasajı'nı göreceksiniz. Dışarıdan hiç cazip gelmeyen bu gri pasaj, her katında yer alan Ülkü Bora'ya ait seramikleriyle gizli hazineler barındırıyor. Aynı zamanda da eskiden Soysal Apartmanı'nın bulunduğu arsada yükseliyor. Mimar Bekir İlhan'ın ödüllü projesi Soysal Apartmanı'nı, okuyanlar Ayşe Kulin'in Adı Aylin romanından hatırlayacaklardır. Nitekim bu apartman, Kulin'in aile evidir, çocukluğu da burada geçmiştir. Romanında şöyle bahseder:

"Soysal Apartmanı hiç kuşkusuz, yeni inşa edilmekte olan Ankara'nın en modern, en gözde apartmanıydı. Kentin mutena semti Kızılay'da, meydanın ortasındaki ayaklı saate bakan, dört ayrı giriş kapısı bulunan, kocaman bir bloku olduğu gibi kaplayan devasa ve modern bir bina idi. Meşhur Süreyya Pavyonu, Ulus Sineması ve 1940'lı yılların Ankaralı küçük kızlarına bale ve ritmik dans öğreten Madam Marga Dans Okulu da bu binada bulunuyordu."

Soysal Pasajı'nı solunuza alarak Ziya Gökalp'ten devam ettiğinizde sağınızda yükselen bina Ankara'nın ilk gökdeleni. Bir zamanlar başkentliler için çok popüler olan Set Kafeteryası'nı ve Kuzgun Acar'ın, yıllar sonra hurdaya verildiği ortaya çıkan Türkiye isimli muhteşem metal rölyefini barındırıyordu. Devamındaki ilk sokak ise Karanfil, hemen başında Dost Kitabevi var. Şehirle özdeşleşmiş bir kitabevi ve herkesin buluşma noktası. Öyle ki, buluşacağı kişiyi bekleyenler otursun diye birkaç yıl önce önüne banklar kondu. Girişinde sizi "Sabahattin Ali burada yaşadı" yazan bir tabela karşılar, kitabevinin hikayesini Akın Atauz güzel anlatır, üç yazılık seri için, buradan.

İlk solda ise Sakarya'ya doğru rengarenk çiçekçileriyle uzanan Selanik Caddesi var, 8 Mart'ların buluşma noktası burası. İkinci solda ise Ankara'nın en eski şekerlemecisi, Ali Uzun'un Kızılay şubesi. Sonra yemek için badem ezmelerinden ya da akidelerinden alın, zira henüz kahvaltı etmediniz. Biraz ileride sağda, Ankara'nın eski pastanelerinden Hüdaverdi'ye uğrayın. Kahvaltınızı yarım asırlık bu meşhur pastanenin mısır unlu poğaçası ile yapın.


2- Eski Ankara Esnafı

Nurettin Cebeci, Fotoğraf: Emre Şahinkaya

Ziya Gökalp Caddesi, geçen yüzyılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde kurulup bugün varlığını sürdüren Yenişehir esnafının sağlı sollu yer aldığı akslardan birisi. Bu rotada dördüne selam veriyoruz.

Ahmet Muhip Dıranas'ın Fahriye Abla şiirini ilk okuduğu kişi, yazar Adalet Ağaoğlu ile Ankara Sanat Tiyatrosu kurucularından Güner Sümer'in kardeşi, saygın iş insanı ve bir Ankara tanığı olan Ayhan Sümer'in  Ayhan Mağazası, 1969'dan beri hizmet veren Ziya Gökalp ile İnkılap Sokak'ın kesiştiği köşede. Burası öğlenleri verdiği piyano dinletileriyle de ünlü bir mağaza.

Zeki Kırtasiye TED Üniversitesinin yanında, Ataç-1 Sokak'ı geçince cadde üzerinde, sağda. 1919 yılında Samlı Ailesi tarafından Gaziantep'te kurulmuş, sonrasında Ankara'ya taşınmış. Türkiye’ye ilk tam renkli fotokopi makinasını getiren kırtasiye uzun yıllardır hizmet veriyor. Burada açılmış olmasının başlıca sebebi ise TED Üniversitesinin olduğu alanda eskiden TED Kolejinin olması, bölgenin adı bu sebeple "Kolej".

Kolej metrosuna gelmeden, soldan devam ettiğinizde, tanıdık simaların olduğu bir vitrin ve kırmızının en güzel tonunda muhteşem bir font gözünüze çarpacak. 1958'den bu yana aynı yerinde hizmet veren Foto Naci, Ankara'nın en ünlü kamerası. Bu kameraya poz veren tanıdık simalardan bazıları Beren Saat, Gökhan Özen, Kaan Girgin ve Mustafa Altıoklar; diğerleri için dükkana bir uğrayın.

Kurtuluş Parkı'nın karşısında, Servi Sokak'ta bulunan Bale Kundura, bale ayakkabıları üreterek işe başlayan zanaatkar Nurettin Cebeci'nin 50 küsur senelik karargahı. Ankara Radyosu ses sanatçıları, Zeki Müren, Bülent Ecevit, Kenan Evren gibi isimlere ayakkabı tasarlamış olan Nurettin Usta'ya selam verip sohbetinden faydalanmak için rotadan sapmaya değer. Hikayesini ise Müge Özdemir yazmıştı, buradan.

Eski Ankara Esnafı aksı, daha çok mekan ve hikaye barındırıyor, Yenişehir de öyle. Birçoğunu keşfeden, keşiflerini sürdüren İpek Arıkan'ın arşivine bir göz atabilirsiniz, buradan.


3- Bir Park, Bir Heykel, Bir Miras

Bakımsız dükkanların sıralandığı sıradan bir cadde olmaktan çıktı mı Ziya Gökalp gözünüzde? Sadece bir yürüyüş değil, geçmiş ile bugün arasında dokuduğunuz bir mekikti az önceki kısa yürüyüşünüz. Bu yüzden yorulmuş olmalısınız, nefes almak için sıradaki durağımız Kurtuluş Parkı. TED Üniversitesinin bittiği yerden karşıya baktığınızda yemyeşil göğe uzanan ağaçları göreceksiniz, bir aralıktan içeriye dalın.

Parkın en güzel mevsimi sonbahar, Ankara soğukları başlamadan rotayı tamamlamanızı öneriyoruz. Yürüyüş yolları, türlü ağaçları, evlendirme dairesi, havuzu, çay bahçesiyle kocaman ve eski bir park burası. Girdiğinizde gürültü kesilir, kendinizi şehirden uzakta hissedersiniz. Türkiye'nin ilk buz pateni pistlerinden birini de içinde barındırır park.

Buradaki ilk yürüyüşünüzde Selim Turan'ın meşhur Sarı Kız heykelini bulmayı deneyin. Burası aynı zamanda Ankara Keşif Haritası Pusula'nın ilkinde yer alan, Barış Bıçakçı'nın Parkların Sürekliliği rotasının da son durağı.

Geziniz ve dinlenceniz bittiğinde parkın Ziya Gökalp Caddesi tarafından çıkın, Celal Bayar Bulvarı'nın bir köşesinde güzel bir bina gözünüze çarpacak. Burası 1928'de kurulan Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü'nün binası, mimarı Robert Oerley. 11 yıldır kapalı.


4- Mülkiye ve 50. Yıl Parkı

Kurtuluş ve Cebeci, Ankara'nın öğrenci şehri oluşunu mekansal ölçekte imleyen bölgeler. Ankara Üniversitesinin Cebeci kampüsü; öğrencilerin civarda yaşamasını, dolayısıyla mekanların da öğrenci kültürüne göre şekillenmesini sağlıyor. Sonradan açılan TED Üniversitesi de "bir kent üniversitesi" olma vizyonuyla birkaç senedir bölgenin "öğrencililiğini" pekiştiriyor.

Bulvar'dan Cemal Gürsel Caddesi'ne doğru devam edin. "50. Yıl Parkı" tabelasını gördüğünüz köşede Ankara Üniversitesinin Cebeci kampüsü başlıyor. Cumhuriyetin ilk üniversitesi, fakat geçmişi 1842 yılında kurulan Veteriner Fakültesi ve 1859 yılında kurulan Siyasal Bilgiler Fakültesine kadar uzanır. Meşhur ve köklü Mülkiye'den kimler çıkmamıştır ki: Erdal İnönü, İlber Ortaylı, Halil İnalcık, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Ahmet Taner Kışlalı, Ahmed Arif ve dahası. Mülkiyeli olmak bir kültürdür, mezuniyetten sonra devam eder. Kızılay, Yüksel Caddesi'nde bulunan Mülkiyeliler Birliği bu mirasın taşıyıcılarından biridir, bir gün uğrayıp kimlerle karşılaşacağınıza bir bakabilirsiniz, çarşamba günü ise sohbetlere denk gelebilirsiniz. Mülkiye binası aynı zamanda kampüsün ilk yapısı, mimarı Ernst A. Egli. Kısaca bu rotada bu nokta, bir kampüsten çok bir hafıza durağı, bir mimari miras. 

50. Yıl Parkı'na sapmadan önce bir tatlı molası verebilirsiniz. Yeme-içme mekanlarıyla öğrencilerin Ankara'sının atmosferine dahil olun. Cebeci pastane buluşmaları 1959 yılından beri hizmet veren Figen Pastanesi'nde yapılır. Kırık Oklava'ya gözleme için gidilir, Cankatan Piknik ise sandviçleriyle meşhur, ikisi de öğrenci mekanı. Yiyeceklerinizi alıp parka doğru tırmanın.

Ankara'nın en güzel manzaralarından birindesiniz, özellikle akşam vakti şehrin ışıklarını izlemek için gelinen park son yıllarda Bir Ankara Efsanesi Behzat Ç. dizisiyle daha da bilinir oldu. Dizinin Leyla ile Mecnun dizisiyle buluştuğu bölümün Ankara sahnelerinden birisi 50. Yıl Parkı'nda çekildi, buradan.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto AnkaraAposto Ankara

BÜLTEN SAYISI

Şehre yayılıyoruz, şehre alışıyoruz.

Isınma turlarına devam ederken bir yandan da festivalleri ve yeni açılan sergileri kovalıyoruz. Bu hafta şehrin her yerindeyiz!

25 Eyl 2022

Şehre yayılıyoruz, şehre alışıyoruz.

YAZARLAR

Seren Erciyas

Kültür-sanat editörü

Aposto Ankara

Her pazartesi saat 18.00'de Ankara'dan özenle seçilmiş etkinlikler, haberler ve hikayeler.

İLGİLİ OKUMALAR