DENGESİ
Evveeet, geldik yeni bir haftaya. Şubat ayının sevgi temalarını içinde barındırdığını bir önceki sayımızda yazmıştım. Bu sevgi cümbüşüne de tabii ki kendimizi severek başlıyoruz. Gen Z’nin sosyal medya kullanımında (ve kendi sosyal hayatımda) gözlemlediğim bir trend var.
Bunu elleri ile barış işareti yaparken kötü ya da üzücü şeyler söyleme bağlamında açıklayabilirim sanırım. Üzüntümüzün üstünü komik suratlar ile örterek, kendimizi eksik hissettiğimiz konuları şakaya vurarak hayatımıza devam ediyoruz. Kendimizi küçümsemek neredeyse dolar, pound ile yarışan bir para birimi gibi hayatımızda yerini alıyor.

"Diğer kızlar gibi değilim. Çok daha kötüyüm."
Bulunduğumuz dönemde, ağlanacak hâlimize gülmemiz bence güzel bir şey. Önemli bir başa çıkma mekanizması. Tamam. Ama bazen bunun dengesinin çok şaşabildiğini görüyorum. Arkadaşlarımın kendileri hakkında çok aşağılayıcı şeyler söylediklerini görünce tepem atıyor. ‘Hayır! O kadar da değil!!’
İçimizde harmanlanan ve ağzımızdan çıkan her şey tüy kadar olsa bile bir ağırlık taşıyor. Ekstra ağırlığa da gerek yok. Kendimize gülebilmek, kendimizi çok ciddiye almamak önemli ama bunun da bir (evet, hep beraber) (aferin, süperdi) var!
Denge dedik, sevgi dedik, bakalım bu hafta yazarlarımız neler demiş?
- Irmak, Haklılık Payı kanalında soruyor: Kendinizi seviyor musunuz? Bu yazıyı okurken benim aklıma ise sadece bir şey geliyor: Çok Filim Hareketler Bunlar’daki ‘Elalem Ne Der?’ sahnesi.
- Bensu, kendini sevme konseptine kapitalizm lensinden bakıyor. Gerçekten ihtiyacımız olan ne?
- Ezgi, yetememe hissinden bahsediyor. Bir tane de Sezen Aksu şarkısı tavsiye ediyor.
- Günseli, id, ego, süperego üçlüsünden başlıyor, ‘D’harfine kadar gidiyor. N’alaka mı? Detaylar yazıda!
💕 Keyifli okumalar 💕
İLGİLİ BAŞLIKLAR



