Dadanizm

, yeni sayısında iş hayatında zihinsel sağlığı odağına alıyor.


“İyi değilim” diyebilmek: Zihinsel sağlık hakkında konuşmaktan neden korkuyoruz?

Yazan: Özge Akkaya

“Sayın mahkemenizin bu celsedeki duruşmasına katılamayacağım, canım sıkkın, aslında moralim de bozuk, keyfim hiç de yerinde değil. Bu celse mazeretimin kabulüne karar verilmesini talep ederim.”

Bu cümleler bir avukatın mazeret dilekçesinden. Avukatlar da tıpkı diğer çalışanlar gibi hastalık, başka bir duruşmada bulunma zorunluluğu gibi sebeplerle mahkemeye dilekçe vererek izin kullanabiliyor. Tabii mazeretin hem karşı tarafın avukatı hem de hakim tarafından kabul edilmesi gerekiyor. Kalabalık bir sofrada, masamızdaki avukatın dahil olduğu davada, karşı tarafın avukatı biraz önceki cümlelerin yazılı olduğu dilekçeyle izin kullanmak istemiş. Avukat arkadaşımız ve müvekkili bu mazereti kabul etmiş ama hakim etmemiş. Oysa bu cümleler oldukça makul bizce. Hepimiz bazen canımız sıkkın olduğu için işe gitmek istemeyebiliyoruz; “Keyfim hiç de yerinde değil”, “Ateşim var”dan neden daha önemsiz olsun ki?

Mesela alerji krizi geçirdiğimiz için işe gelemeyeceğimizi söylemekle ilgili hiçbirimizin bir sorunu olmaz muhtemelen, peki anksiyete krizi geçirdiğimiz için gelemeyeceğimizi söylemekle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Çoğumuz için ikinci mazereti dile getirmek imkânsıza yakın çünkü zihinsel sağlık konusu etrafında neredeyse kemikleşmiş önyargılarımız var. Zihinsel sağlık aslında tarih boyunca insanların konuşmaktan rahatsızlık duyduğu bir konu olmuş. Tabii ki psikolojik sorunlar yaşayanların suçlandığı, cezalandırıldığı, işkence gördüğü, hatta katledildiği zamanlardan bu yana epey yol kat edildi. Ancak 20. ve 21. yüzyıllarda psikolojik hastalıklara karşı olan tutumda ve tedavi yöntemlerinde büyük bir değişim yaşanmış olsa da, zihinsel sağlık konusu dünyanın pek çok yerinde hâlâ tabu olmaya devam ediyor. Zürih Üniversitesi’nden psikolog Wulf Rössler, 2016 yılında yürüttüğü araştırmayı şu cümleyle özetliyor:

“Dünya üzerinde psikolojik hastalığı olan bir insanın, olmayan bir insanla aynı toplumsal değere sahip olduğu hiçbir ülke, toplum veya kültür yok.”

Devamını oku

Abone ol

NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto Digest #93: Distopya mı Ütopya mı?

Aposto'da öne çıkan çıkan yayınlar ve içerik derlemeleri.

05 Şub 2023

Aposto Digest #93: Distopya mı Ütopya mı?

İLGİLİ OKUMALAR