Bir Kadın, Annie Ernaux
"Ölmesini istemiyordum. Onu beslemeye, ona dokunmaya, onu duymaya gereksinimim vardı."
Daha önce Babamın Yeri'ni okurken de hissetmiştim benzer duyguları... Ernaux'nun yalın cümleleri kalbime öyle bir dokunuyor ki onu okurken gözümde yaşlar beliriveriyor. Annesinin kaybıyla başlayan Bir Kadın'ının bu cümlesiyle boğazımda bir düğümle çevirdim sayfaları. Duygularını süslü cümlelere sığdırmaya uğraşmadan, çabasız bir anlatımı var Ernaux'nun, bence bireysel olanı toplumsal yapan da bu! Tıpkı bireysel hafızanın kolektif hafızayla birleştiği olaylar gibi bu kitabında da duygular birleşiyor sanki.
Ernaux, her zaman yaptığı gibi çok kişisel bir yerden ele alıyor anne-kız ilişkisini ama bu ilişkinin içinde çoğumuzun yaşadığı gelgitlere benzer bir dolu an var, bu yüzden tüm bu duygular aynı berraklıkta okurken bize de geçiyor. Saklama çabası yok çünkü, ne hissediyorsa onu yazıyor, yer yer öfke, yer yer acıma, yer yer korku. Hepimizin annesiyle kurduğu ilişki bir noktadan bu ortak duygulara bağlanmıyor mu zaten? Zor koşullarda fedakarlıklar yaparak çok çalışan, kızına iyi bir gelecek hazırlayan bir anne figürünü idealize etmeden, hatta bazen hatalarını yüzüne vurarak anlatıyor Ernaux bize... Ve tıpkı babası üzerinden bir sosyal sınıfı ve dönemi ele aldığı gibi bu sefer annesi üzerinden o dönemdeki kadınlık hallerine dokunuyor.
Tüm bunlarla beraber, annenin kaybını kabullenme süreci bende tokat etkisi yaratıyor aslında, bir yandan kendi korkumla yüzleştiğim için bu kadar etkilenmiş olabilirim... Bir insan yaşadığı acıyı cümlelere döküp kabullenmeye çalışır mı? Ernaux bunu öyle bir yapıyor ki sanki onun yazıp yazıp sildiği cümleleri biz çoktan okumuşuz gibi geliyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Beyoğlu sokaklarında üç yeni mekan önerisine üç kadın yazar eşlik ediyor bu hafta!
08 Tem 2023

İLGİLİ OKUMALAR


