Sağlıkta özelleştirmede ‘suyunun suyu’ dönemi

Yenidoğan Çetesi, Türkiye’yi bir başka dehşetle tanıştırdı. Para için yeni doğan bebeklerin hasta olmamalarına rağmen yoğun bakıma alınmaları, burada ölüme sürüklenmeleri, görmediğimiz, yaşamadığımız herhangi bir olayın kalmadığı bir ülke için bile fazlaydı. Elbette alışma süremiz değişmiyor yaşananlara. Ya da olayların artık neden kaynaklandığı ile de fazla ilgili değiliz. Ancak buna rağmen tarihe not düşmek gerekiyor. Ve hemen baştan söylemek gerekiyor ki Yenidoğan Çetesi sadece bir sonuç.
Kazıdığında benzer çetelerin farklı alanlarda da çıkabileceğini söylemeye de gerek yok. Zira 1980’li yıllardan itibaren dünyaya paralel olarak sağlıkta özelleştirme programını uygulamaya başlayan Türkiye’de artık özel hastanelerde “tavşanın suyunun suyu” dönemi yaşanıyor. Özel hastaneler, yatırım yapılmasını masraflı bulduğu kimi üniteleri 2019’dan bu yana farklı hastanelere devredebiliyor. Yasaya aykırı olmasına rağmen danışmanlık hizmeti adı altında bu üniteler denetimsiz biçimde de devredilebiliyor.
Geçen günlerde Aile Hekimleri Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik, aile hekimlerini isyan noktasına getirdi. Zira bu yönetmeliğe göre performansları sürekli denetlenecek olan aile hekimleri, hastanın kendilerine gelmeden bir hastaneye gitmesi hâlinde de hastaların gereğinden fazla muayene olmaları durumunda da gelir kaybına uğrayacak. Buna yönelik tepkilerin ardından AKP’den bir adım daha geldi. Ehliyet raporları gibi bazı raporların aile hekimlerinden ücret karşılığı alınmasına yönelik bir düzenleme yapılacağı açıklandı. Ulaşılacak ilk sağlık biriminde de paralı hizmet alma dönemini başlatan bir adım.
Neoliberal sağlık sistemi
Türkiye, bu adımlara alışık. Özel hastanelerin kurulmasına izin verilmesi 1960’lara uzanıyor ancak asıl adım neoliberal politikaların hızla uygulanmaya başlandığı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra elbette. Bu dönemde öncelikle büyük kentlerde hızla özel hastaneler açılmaya başlandı. 2000’lere kadar yine de bir denge söz konusuydu. SSK hastaneleri, devlet hastanelerinde hizmete ulaşmak zordu ancak sağlıkta bütünsel bir özelleştirme de yaşanmamıştı.
AKP’nin iktidar olduğu 2002’den itibaren başlatılan sağlıkta dönüş programıyla, özel hastanelerin sayısı hızla arttı. 2002’de bin 156 hastanenin 774’ü Sağlık Bakanlığı’na bağlıydı. 50 üniversite hastanesi, 271 özel hastane bulunuyordu. Toplam yatak sayısının %19’u özel hastanelerdeydi.
20 yıl sonraya, 2022 verilerine bakıldığında tablonun nasıl değiştiği net biçimde görülüyor. Sadece yenidoğan ünitelerindeki yoğun bakım yatak sayısı artışı özel hastanelerde %113. Bu oran Sağlık Bakanlığı hastanelerinde %52.
Sağlık Bakanlığı’na doğrudan bağlı hastane sayısındaki artık yaklaşık %10 düzeyinde. Özel hastanelerde ise artış oranı neredeyse %110.
* Bu içerik Avrupa Birliği'nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla Aposto’nun sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İfade ve basın özgürlüğü davalarında yargılananlar arasında en sık dava açılan gruplar; aktivistler, öğrenciler ve gazeteciler oldu. Rusya, Ukrayna'yı işgalinin başlamasından bu yana yaklaşık 5 bin internet sitesini erişime engelledi.
01 Ara 2024

İLGİLİ OKUMALAR


