8 Mart haftasına girerken
2025 yılının 8 Mart haftasına kadınların ve LGBTİ+'ların daha çok görmezden gelindiği, bireysel hak ve özgürlüklerinin aile tanımı içinde hiçleştirildiği, medeni haklarına göz dikildiği ve toplumsal cinsiyet eşitliğine topyekun saldırıldığı bir noktadan giriş yaptık. Gene de kadınlar var oldukça umut da vardır.
Yazı: Tuba Torun
8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftası, eşitliğe inanan ve kadın haklarını savunan herkes için son derece önemli. Bu haftada, 8 Mart Gece Yürüyüşü dışında türlü türlü etkinlikler yapılır, paneller, söyleşiler, çalıştaylar düzenlenir. 2025’in 8 Mart’ına ise “Aile Yılı” garabetiyle giriş yaparken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yalnızca “Aile Yılı”na odaklandığı ve bu çerçevede 81 ilde etkinlikler düzenlediğini görüyoruz.
- Nitekim, Bakanlık “2025 Aile Yılı kapsamında aile kurumunu güçlendirmek ve değerlerimizi gelecek nesillere aktarmak için her ay farklı etkinliklerle vatandaşlarımızla buluşuyoruz” şeklinde bir duyuru da yaptı. 8 Mart’ın adını anansa maalesef olmadı.
Bilindiği üzere yıllardır 8 Mart ve 25 Kasım yürüyüşleri engelleniyor. Kadınlar polis şiddetine maruz bırakılıyor, yürüyüşte açılan pankartlar üzerinden şeytanlaştırılıyor. Feministler daimi olarak Erdoğan’ın hedefinde. Kendisinin en eski söylemlerinden birini hatırlayalım:
“Ben kalkıyorum kadının Allah'ın erkeklere bir emaneti olduğunu söylüyorum. Bu feministler filan var ya. ‘Ne demek diyor kadın emanetmiş, bu hakarettir’ diyor. Ya senin bizim medeniyetimizle, bizim inancımızla, bizim dinimizle ilgin yok ki.”
Bir diğeri:
“Anne başka bir şey. Ve makamların o ulaşılamazıdır. Ama bunu anlayanlar olur anlamayanlar olur. Bunu feministlere anlatamazsın mesela, onlar anneliği kabul etmiyor. Ama anlayanlar yeter bize diyoruz, onlarla yola devam ederiz."
Bu söylemler 2014-2015 yıllarından kalma. O tarihlerde tohumları atılan "aile dayatması", anne olmak veya evlenmek istemeyen kadınlara uygulanan psikolojik bir şiddet niteliğindeydi aynı zamanda. Nitekim Erdoğan’ın meşhur “Anne olmayan kadın yarımdır, eksiktir” cümlesi de ciddi bir hakaret ve ötekileştirme teşkil etmekteydi. Her fırsatta “en az 3 çocuk” söylemi de o yıllarda ağızlara pelesenk olmuştu.
Yine aynı yıllarda TBMM’de boşanmalara çözüm aramak üzere bir boşanma komisyonu kurulmuş ve komisyon raporunda kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırı niteliğinde çok sayıda yasal değişiklik önerisi yer almıştı.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Beykoz Belediye Başkanı'na gözaltı. "İstanbul Hukuksuzluğu" açıklaması. CHP'nin adayı. Ateşkesin yankıları. CHP'ye yeni soruşturmalar. CEO'ya "Ramazan" gözaltısı. 10. Yargı Paketi.
06 Mar 2025

İLGİLİ OKUMALAR



