Emeklilikte yaşı takmayanlar

Mikro-emeklilik, emeklilik için yaşlılığı beklemek yerine, birkaç yıl çalışıp belli bir birikim yaptıktan sonra 6 ay ya da 1 yıla kadar periyodlarla işe ara verip kendini yenilemeye deniyor. Peki emekli olanların bile emekli olduğunu düşünme lüksüne sahip olmadığı bir ortamda bunu tartışmak lüks mü?

Yazı: Ümit Alan

Geçen haftalarda kaybettiğimiz Edip Akbayram’ın bir röportaj videosu ölümünden sonra yeniden dolaşıma girmiş. Farklı kaynaklardan dönüp dolaşıp önüme geliyor. Akbayram o videoda “12 bin 500 lira maaş alıp üstüne bir de ev kirası veren bir insanın ruhsal durumunu düşünebiliyor musunuz?” diye soruyor ve ekliyor:

Yaşayan ölüdür o. Sabahleyin kahvaltıda zeytini göremez, peyniri göremez, kaymağı, balı göremez. Ben ondan dolayı mutsuzum…”

Geçen yılki en düşük emekli maaşı olan 12 bin 500 lirayı vurguladığı için emekli maaşlarından söz ettiğini anlıyorum.

Böyle bir bağlamda, dünyada Z kuşağı üzerinden yürüyen mikro-emeklilik trendi ile ilgili tartışmaları izliyorum. Bir yandan mikro-emeklilik kavramını tanıyorum, “Aaa bu çok güzel bir araştırma, bunu not al diyorum” mesela. Yani kendimi konuya kaptırır gibi oluyorum derken diğer yandan Edip Akbayram’ın Türkiye’de emeklilik gerçeğini özetleyen “Kahvaltıda zeytini göremez” lafı kulağımda yankılanıyor.

Mikro-emeklilikten bahsetmenin paradoksu

Sonra bir ara, nicedir kendimin de unuttuğu bir şeyi hatırlıyorum: EYT nedeniyle 43 yaşında emekli olmuş biriyim ben. İki yıldır kağıt üzerinde emekliyim evet ama bir gün bile emekli olduğumu düşünmediğimi fark ediyorum. Benim gibilerin emekliliği istisnai olarak çok erken, evet. Bu gerçeği bir kenara koyalım.

Ancak zamanında emekli olanların bile emekli olduğunu düşünme lüksüne sahip olmadığı ortamda, mikro-emeklilik trendinden bahsetmek bir yandan çok lüks ama bir yandan da çok anlamlı. Garip bir paradoks bu. Madem emeklilikten sonra umut yok; öyleyse neden daha gençken yani dönüp bir şeyleri telafi etme imkanı varken mini-emeklilikler hayal etmeyelim ki?

Mikro-emeklilik ya da emeklilikte yaşı takmayanlar trendi

Mikro-emeklilik kavramını ilk kez, Timothy Ferris'in 2007 tarihli The 4-Hour Workweek adlı kitabında dillendirmiş. Uzunca bir uykunun ardından kavram son aylarda yeniden popüler oldu.

  • Mikro-emeklilik, emeklilik için yaşlılığı beklemek yerine, birkaç yıl çalışıp belli bir birikim yaptıktan sonra 6 ay ya da 1 yıla kadar (birikime göre süre uzayabilir) periyodlarla işe ara verip kendini yenilemeye deniyor.

Verilen bu arada dünyayı gezenler var, kendini hobilerine veya kitap yazmak gibi hayallerine verenler de var. Tükenmişlik sendromuna bir panzehir olabileceği tartışılıyor. Kendimce Türkçeleştirmek istesem bu grubu “Emeklilikte yaşı takmayanlar” diye çevirebilirim. Bağlamıyla Türkçeleşir mi bilmiyorum? Çünkü Türkiye’de başlangıç maaşlarıyla birikim yapıp bu kadar uzun ara verme lüksü gençlerin ne kadarı için geçerli, tartışılır.

Z kuşağı ertelemek istemiyor

The Newsweek’in kavramla ilgili haberi için görüş veren, Harvard Üniversitesi’nden Dr. Julie Lee, bu durumu "Z Kuşağı çalışanları arasında kariyerlerine saplanıp kalmak veya kişisel isteklerini ertelemek istemedikleri yönünde büyüyen bir his var" diye açıklamış. Bu hissi, biraz Covid-19 pandemisini görmelerine bağlıyor. Aynı haber için görüş veren ve 6 aylık bir mikro-emeklilik sürecinde olan TikTok etkileyicisi Annabel Denisenko’nun söyledikleri Dr. Lee’yi doğruluyor:

"Covid sonrası birçok meslektaşımın çalışmaya bakış açısında büyük bir değişiklik fark ettim. Her zaman yeni deneyimlere ve öğrenmeye öncelik veriyorum, ister işimde ilerlemek ister seyahat etmek olsun—bu eğilimin mutlaka 'seyahat'e özgü olduğunu düşünmüyorum."

Mikro-emeklilik trendinde TikTok etkisi

Mikro-emeklilik kavramının yayılmasında sosyal medyanın etkisi tartışılmaz. Sosyal medyada paylaşılan mikro-emeklilik deneyimleri, bu konuyu daha önce düşünmemiş olanları da cesaretlendiriyor. Bilhassa TikTok bu konuda ciddi bir yönlendirici.

Konuyu Türkiye bağlamında düşününce, özellikle benim gibi geç Y kuşağı üyelerinin gerçeğiyle, bugün iş hayatlarının başlarında olan Z kuşağı üyeleri arasındaki bir farkı çok net bir şekilde görüyorum. Bizler, iş hayatına girerken çalışarak kazandığımız parayla ev almayı, araba almayı hatta yazlık almayı bile hayal edebildik.

Kredi faizlerinin düşük olduğu yıllarda, bu bazılarımız için mümkün de oldu. Ancak günümüzde kariyerinin başında olanlar için bunu hayal etmek neredeyse imkansız. Üstelik bu Türkiye’ye özgü bir durum da değil.

Gençler için uzun vadeli planlar hayal oldu

İngiltere Emeklilik Politikaları Enstitüsü’nün "Z Kuşağının Endişeleri" başlıklı raporuna göre, gençlerin tasarruf etme yetenekleri; ekonomik belirsizlik, yüksek öğrenci kredisi borcu, karşılanamayan konut giderleri ve değişen istihdam kalıplarıyla ciddi ölçüde kısıtlanmış durumda.

  • Böyle olunca da uzun vadeli tasarruflar yerine kısa vadeli planlara öncelik vermeye başlamışlar.

Çalışarak geleceğe yönelik yatırım yapmanın anlamsız olduğunu anlayan bir genç çalışanın, bazı şeyleri ileriki yaşlardaki emekliliğe ertelemek yerine, fiziksel olarak en iyi hissettiği yaşlarda yaşamak istemesinde anlaşılmayacak bir şey yok bu açıdan. Hatta daha mantıklı bile olabilir. Tabii bunun bir maliyeti var. Birkaç yıl çalışıp 6 ay, 1 yıl ara verebilecek kadar birikim yapmak herkese göre değil.

YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

Pareto İçgörüPareto İçgörü

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🏝️ Emeklilikte yaşı takmayanlar, süper markalar

Gelişmiş ülkelerde özellikle Z kuşağı arasında yaygınlaşan mikro-emeklilik trendini kaleme alan Ümit Alan, bu trendin Türkiye için lüks olup olmadığını sorguluyor. Superbrands, Türkiye'nin süper markalarını belirledi.

11 Mar 2025

🏝️ Emeklilikte yaşı takmayanlar, süper markalar

İLGİLİ OKUMALAR