Tembellik reçetesi

Hayat sürekli elimizden kaçıyor gibi geliyor. O yüzden koşuyoruz. Dünyaya yetişmeye çalışıyoruz. O kadar vaktimiz yok ki hafta sonumuzu bile ucu ucuna planlıyoruz. Bu koşturmacada tembelliğin bize yepyeni bir pakette, dahiyane bir wellness önerisi olarak gelmesini beklemek yerine yapabileceğimiz bir şey var: Dümdüz durmak. Ucunda bir şey var diye değil, zaten öyle olması gerektiği için, bir pazar günü hiçbir şey yapmamak.
Yazı: Sinem Dönmez
Bir süredir kiminle konuşsam, ne geçen yılı ne geçen haftayı ne de yarısını çoktan geçirdiğimiz Mart ayının nasıl geçtiğini fark ettiğini söylüyor. Eminim siz de bir an durup düşünürseniz dün nasıl geçti, bir önceki gün nasıldı, fark etmediğinizi kabul edeceksiniz.
Her yıl sonunda gelecek yıldan beklenen trendleri, durum değerlendirmelerini okuyorum. İçinde bulunduğumuz 2025’i belirleyecek trendlerin arasında görür görmez içimden “Bi’dakika… Ne oluyor?” diye sorduğum iki madde vardı: “Terapi olarak tembellik” ve “dijital detoks”.
80’li yıllarda, şarkıların intro bölümleri 20 saniye sürüyormuş. 2017’de yapılan bir araştırmada şarkıların introlarının kısaldığını görmüşler. Artık beş saniye. Çünkü artık o 20 saniyeye sabrımız yok. Dizilerin jeneriklerini atlama seçeneği var her platformda. Atalarımızdan daha hızlı konuşuyor, daha hızlı yürüyoruz. Ama dünyanın hızına yetişemiyoruz. Aynı anda hep bir şey daha yapıyoruz. Biriyle telefonda konuşurken bilgisayarda bir şey yazıyoruz. Film izlerken mesajlaşıyoruz, sosyal medyaya bakıyoruz. Bir şeyleri kaçırabiliriz çünkü... Çünkü zaman yok. Hayat sürekli elimizden kaçıyor gibi geliyor. O yüzden koşuyoruz. Dünyaya yetişmeye çalışıyoruz. O kadar vaktimiz yok ki hafta sonumuzu bile ucu ucuna planlıyoruz. Hep bir şey daha yapıyor, sanki bir güne ikinci bir gün, bir hayata ikinci bir hayat daha sığdırmaya çalışıyoruz.
Pazar akşamları sosyal medyada benzer bir ruh hâli oluyor. Bir tarafta pazar gününe 58 tane iş sığdıranlar bir tarafta "Bugün hiçbir şey yapmadım" diye rahatsız hissedenler, küçük bir dilimde de "Hiçbir şey yapmadım ve pişman değilim" diyenler oluyor. Arada bir akışta karşıma “Boşver dinlendin, kendini tebrik et” diyen sloganlar çıkıyor. Bu küçük gruplara son zamanlarda bir de örgüsünü, kanaviçesini paylaşanlar eklendi. Onlar da hiçbir şey yapmasa da bir şey yapmış sayılan ve aramızdaki “mindful” olmayı başaran ekip oldu.
Hiçbirimizin vakti yok, hayır ince şeyleri anlamaya değil, genel olarak vaktimiz yok. Ve hepimiz biraz daha zaman, belki de biraz daha “boş zaman” istiyoruz. Yani bize boş zaman kazandıran her şeyi, o kazandığımız boş vakti doldurmakla uğraşıyoruz. Sonra da hiç zamanımız olmadığından, zamanın nasıl geçtiğini fark edemediğimizden, geçen hayatlardan şikayet ediyoruz.
Aslında zamanımız var
Hissedilen Zaman kitabının yazarı Marc Wittmann, uzmanlık alanı zaman algısı olan bir araştırmacı. Zamanın geçme hızını anlatan kitabında ele aldığı mesajı şöyle özetleyebiliriz:
Zamanı algılama şeklimiz duygularımıza göre oldukça kişisel. Ancak hepimiz için ortaklaşan bazı durumlar da mevcut. Örneğin yaşımız ilerledikçe zamanın daha hızlı geçtiğini düşünüyoruz. Beynimiz, zamanın geçtiğini, hatırlamaya değer anılarla anlıyor. Zamanın geçtiğini hissetmemiz için, “yaşadığımızı hissetmemiz” gerekiyor. Eskiden yeni olan şeyler rutinlerimize dönüşüyor. Bu yüzden yaşlılıkta zaman gerçekten uçuyor gibi geliyor.
Budapeşte’deki Eötvös Loránd Üniversitesi’nden psikolog Zoltán Nádasdy, anaokulu öncesi çağda, okul çağında ve yetişkinlerden oluşan üç farklı yaş grubunun zaman algısını anlamak için bir deney yapıyor. Bir gruba aksiyon dolu bir hırsız-polis kovalamacası ve diğerine ise daha olaysız sayılabilecek, nehirde kürek çeken insanları gösteren birer video izletiyor. Sonuçta, çocuklar aksiyon dolu videoyu daha uzun, sıkıcı olanı ise daha kısa buluyor. Yetişkinler içinse durum tam tersi oluyor. Bir kişinin hayatında bir şeyleri yetiştirmek için zaman baskısı ne kadar yüksekse, ne kadar can sıkıntısı ve rutin varsa, düşüncesi ne kadar geleceğe dönükse zamanı o kadar hızlı deneyimliyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
57. Türkiye Sineması Ödülleri açıklandı. Filistin topraklarının nasıl gözlemlendiğini ele alan "Kuşbakışı Filistin" sergisi açılıyor.
16 Mar 2025

İLGİLİ OKUMALAR


