Baba yaralarından büyümek

Slavoj Žižek’in "Gıdıklanan Özne" kitabında sözü edilen simgesel anlamda “babanın öldürülmesi” hayvandan insana geçiş için olması gereken bir adımdır. Çünkü baba otoritesinin simgesel anlamı, yasakları ve tabuları barındıran ve inşa eden kültürün temel kaynağıdır. Peki “baba” yarası, hem bireysel hem de toplumsal tekamüle yol açacak bir kilit olabilir mi?
Yazı: Tuğçe Isıyel
Sırrı Süreyya Önder’in cenaze törenininde kızı Ceren’in yaptığı duygusal konuşma birçoğumuzu epey etkiledi:
“Kendimi bildim bileli seni kaybetmek korktum. Bu adam bana sadece ölerek acı çektirir derdim. Ben babalığına çok doydum. Bir babaya ihtiyacım kalmayıncaya kadar doyurdun beni. Ama dostluğuna doyamadım.”
Bu cümleler sanıyorum özellikle baba kaybı yaşayanların, fiziksel olarak hayatta ama duygusal olarak hiç olmayan babaların evlatlarının, babalarına ya da bir babaya özlem duyan insanların yaralarını kanırtan, imrendiren, belki haset ettiren bir konuşma oldu. “Babam ölse arkadasından nasıl bir konuşma yaparım, hatta bir konuşma yapar mıyım?”, “Bir babanın babalığına doymak nasıl bir şey?”, “Bir babanın dost olması ne demek?”, Peki ya “bir baba tarafından sevilmek, değer görmek?”
Bu sorular bu coğrafyada bazılarımız için oldukça yabancı kavramlar biliyorum. Bir diğer yandan o konuşmanın başka babaların babalığını sorgulatan bir minvalde olduğunu da umuyorum: “Öldüğümde evladım arkamdan nasıl bir konuşma yapar?”, “Çocuğumda nasıl bir iz bırakarak bu dünyadan göçeceğim?”, “Ben nasıl bir babayım?”
Cenaze çıkışında ise başka bir baba olan Selçuk Tengioğlu, Özgür Özel’e saldırdı. Bu saldırganın kim olduğuna baktığımızda 2004 yılında iki çocuğunu öldüren, diğer ikisini de yaralayan bir cani olduğu ortaya çıktı. O günlerde Selçuk Tengioğlu’nun biri yurt dışındaki kızlarının yıllardır korku içinde yaşadıklarını, babaları yüzünden sürekli adreslerini gizlemek zorunda kaldıklarını ve sosyal medya hesabı kullanamadıklarını öğrendik. Kızının Selçuk Tengioğlu için “Bu ismi duyduğumuzda sadece nefret hissediyoruz. Ölmesi için dua ediyoruz” diye bir açıklama yaptığı da internet kaynaklarında gözüküyor.
Nedir babaların hayatımızdaki işlevi?
Bir çocuğun ruhsal gelişiminde baba işlevinin yeri tartışmasız bir öneme sahip. Lacan, Babanın Adı'nda kanlı canlı somut babadan değil de, baba mantığından yani babalık işlevinden söz eder. Nedir bu işlev? Anneyi çocuğun, çocuğu annenin arzusundan ayırarak, yasayı gösteren, yasayı gözeten, sınır koyan, böylelikle ötekini ve dış dünyayı görmeye yer açan bir işlevdir bu.
- Bunu yaparken krallığını ilan edip “Yasa benim” dememeli veya pasif bir şekilde konumlanmamalı, çocukla ilişkilenip sevgisini göstermeli, onu koruyup güven vermeli, çocuğun hassasiyetlerine değer vermeli, rekabete ve dayanışmaya alan açmalıdır. Gerektiğinde koltuğundan kalkmayı da, sırasını savmayı da bilmelidir.
Babalık işlevi, anne ile çocuk arasındaki ilişkinin dipsiz bir kuyu olmasına izin vermez. Babalığın yapılandırıcı işlevi, üçgenleşmenin yani ödipal sürecin oluşturduğu çatıda kendisini gösterir. Bu bireyleşmenin, medenileşmenin önemli bir yapı taşıdır. Rekabete asla alan açmayan, krallığını ilan eden baba, psikoza, yani deliliğe giden bir yola sokabilir çocuğu. Babalık işlevindeki eksiklikler, çocukta çok ciddi kaygılara, korkulara, güvensizliklere yol açabilir. Aynı zamanda çocuk, ihtiyaç duyduğu baba işlevini onu ciddi oranda tehlikeye sokabilecek çok yanlış yerlerde arayabilir.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
PKK terör örgütü, Öcalan’ın çağrısı üzerine kongresini toplayarak tarihî kararlar aldığını açıklarken DEM Parti'den de 8 maddelik açıklama geldi. Trump, Çin'e uygulanan tarifelerin %80 seviyesine çekilmesinin uygun olacağını belirtti.
10 May 2025

İLGİLİ OKUMALAR


