'Sırasını bekleyen' bir soru

19 Mart ve sonrası, oyunculardan seyircilere, sahne arkasında çalışanlardan salon sahiplerine hepimizi bir kez daha aynı soruyla baş başa bıraktı: "Tiyatro ne işe yarar?" Soruyu bu sefer kendi kendimize sormak yerine tiyatroyu bu ülkede inadına var edenlere yöneltmek istedik. Kumbaracı50’den Gülhan Kadim, Moda Sahnesi’nden Kemal Aydoğan, Kadıköy Boa Sahne’den Aytekin Atabey ve Dolkun Production’dan Yağmur Dolkun cevapladı.
Yazı: Bahar Çuhadar
Savaş muhabiri olacağım hevesiyle iliştiğim dış haberler servisinden, gazetenin hafta sonu ilavesinin yapıldığı masaya “yollanmam” üzerinden 21 sene geçmiş. 2004'ün Haziran ayından beri kültür-sanat gazeteciliği/yazarlığı yapıyorum. Bu sürenin de hatırı sayılır bir kısmı tiyatroyla geçti, geçiyor, umarım geçecek de.
Belki ilk zamanların genç coşkusuyla değil ama ilerleyen senelerde, kendime bu soruyu neredeyse her ay en az bir kez sordum: Tiyatro ne işe yarar? Sanat ne işe yarar? Biz, ben, onlar bu işi neden yapıyor(uz)?
Çalıştığım gazeteler, tensikatlarda işten ilk önce "kültür-sanatçıları" çıkardığında sordum. En zor iş bulan meslektaşlarımız kültür-sanat gazetecileri olduğunda sordum. Memlekette önüne gelen siyaset ve futbol yazarı/programcısı olurken nitelikli edebiyat/sinema/tiyatro eleştirmenlerine "köşe" ayrılmadığında sordum, en çok onlara telifsiz yazı yazmaları teklif edildiğinde sordum. Çalıştığım gazetelerin kültür-sanat ekleri, dijitaldeki kültür-sanat mecraları kapandığında sordum. Âlây-ı vâlâ ile açılan büyük, sermaye gazetelerinin kültür-sanata yarım sayfa bile ayırmadığını her görüşümde, sordum…
Her global ve yerel ekonomik krizde zaten sordum. Ya bombalar patlarsa diye kalabalıklara giremediğimizde sordum. Pandemide sordum. En son, 19 Mart sivil darbe girişimiyle demokratik haklarımız paramparça edildiğinde sordum.
Romanlar, filmler, resimler, oyunlar ne işe yarar? Yanıtı, pandemi döneminde katıldığım "Tersine Mühendislik" atölyesinde Prof. Dr. Beliz Güçbilmez şu tek cümleyle vermişti aslında:
“Bazı yazarlar ‘yazmasaydım delirirdim’ der ya, onlar yazmasaydı asıl biz delirirdik.”
Kendini bildiğinden beri kalabalıklarla oyun, film ve canlı müzik takip ederken kalbi başka çarpan biri olarak tiyatroya neden ihtiyacım olduğunu biliyorum elbette. Bir eylemde hiç tanışmadığım ama tanıdığıma emin olduğum insanlarla bir ağızdan bağırmakla tanımadığım insanlarla bir sahnede/sinemada ortak hikayelere tanık olmanın karşılığı bende neredeyse aynı: Orada, o anda görülmez bir ağ örüyoruz. Tanığı olduğum her canlı performans, kolektif bir yaşamın parçası olmaktan aldığım gücü yeniliyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Max’in hastane acil servisi draması “The Pitt”i yorumladık. Cannes’dan İzmir’e haftanın sinema gündemine göz attık. “Superman” ve “F1” fragmanlarına heyecanlandık.
16 May 2025

İLGİLİ OKUMALAR


