Gelişen piyasalar için bahar kısa mı sürecek?

Haziran 2025 itibarıyla küresel piyasaların nabzını ticaret savaşları, döviz dalgalanmaları ve siyasi restleşmeler belirliyor. Fakat bu seferki tablo, eskiye kıyasla daha yaygın, daha karmaşık ve belirsizliği daha keskin. Trump’ın ikinci döneminde başlattığı "tarife tsunamisi", sadece Çin’i değil, küresel ticaret sisteminin damarlarını hedef alıyor. ABD’nin ortalama tarife oranını %13,5'e taşıyarak İkinci Dünya Savaşı sonrası rekorunu kırdığını gösteriyor. Çin özelinde bu oran %40’a dayanırken, Almanya gibi ihracat devi ülkeler de otomotiv ve kimya sektörlerinde ağır darbe alıyor.

Bu gelişmelerin en dikkat çekici yanı, artık sadece büyük ekonomilerin değil, gelişen piyasaların da ana cephe haline gelmiş olması. Zira bu ülkeler, yatırımcının risk iştahına doğrudan bağlı ve sermaye giriş çıkışları açısından son derece hassas. Ancak gelişen ülkelerde kısa vadeli iyimserlikten bahsetmek mümkün: ABD dolarının zayıflaması, Mayıs ayında MSCI EM Endeksi’ni %4 yükseltti. Aynı dönemde S&P 500 ise %6,2 yükselerek genel risk iştahının hâlen canlı olduğunu gösterdi.

Doların düşüşü, gelişen piyasa para birimlerinde değer kazancına yol açarken yabancı fonları da yeniden bu ülkelere çekti. Özellikle Tayvan, Hindistan ve Endonezya gibi Asya ülkelerinde uzun süredir görülmeyen sermaye girişleri yaşandı. Fakat bu akımın arkasındaki zemin ne kadar sağlam?


DEVAMINI OKU


İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

🤝 Trump ve Şi görüşmesi

Hem ABD ekonomisinde ortaya çıkan istihdam kayıpları, hem de Çin sanayisinin yaşadığı zorluklar, iki ülkenin liderlerini yakın zamanda yüz yüze olmak üzere biraraya getirebilir gibi görünüyor.

06 Haz 2025

CNBC

İLGİLİ OKUMALAR