Güldüğünüz o plaza çalışanına ulaşılamıyor

"Beyaz yakalı mizahı" dediğimiz konsept, özünde eleştirel bir niteliğe sahipmiş gibi görünse de kurduğu anlatının altında bir marjinalleştirme pratiği yatıyor. Sistem tarafından giderek daha fazla “lüzumsuz” addedilen beyaz yakalı işçi emeğine dair bu parodilerdeki temsiller, sadece isabetsiz değil, aynı zamanda bu “lüzumsuzluğun” genel bir kanı olarak yerleşmesine de katkıda bulunuyor.
Yazı: Enes Köse
Kullandıkları dilden politik görüşlerine, tüketim alışkanlıklarından "sığlıklarına" beyaz yakalıları ti'ye almak bu aralar, sosyal medya ahalisi arasında çok popüler. Kendisine yapay dertler edinmiş, çok da anlamı olmayan işlerine zorlama anlamlar yükleyen, öz farkındalıktan yoksun, dünyadan habersiz bu tipolojinin birbirinin taklidi eğretilemelerine birçok "mizah ustası"nın kısa videolarında rastlamak mümkün. Beyaz yakalı emeğinin yeterince kıymetli olmadığını, beyaz yakalıların sınırsız tüketime odaklanmış, apolitik ve yüzeysel insanlar olduklarını ima eden bir temsil bu.
Bu karikatürlerin bazılarının muhakkak gerçek hayatta karşılığı da vardır ancak gülüp geçmeden önce bu kısa skeçlerin arkasında görünmez hâle gelen hakiki koşulları da konuşmak önemli.
Beyaz yakalılığın kökleri
Kökleri Sanayi Devrimi'ne dayanan, 2. Dünya Savaşı'nın ardından kapitalist üretim biçimlerinin gündelik hayata sızmasıyla yaygınlaşan "beyaz yakalı" terimi, kol emeğiyle çalışan "mavi yakalı" işçilerin dışında kalan ve zihinsel emekle tanımlanan bir grup için kullanılıyor.
Ancak bulunduğu sınıfsal pozisyona dair döneme göre değişen yorumlar ve etrafında örülen kültürel motifler, terimi tarih boyunca muğlak bir anlam sahasının içine sürükledi. Beyaz yakalı, geleneksel işçi prototipine uymamasından gelirinin belirli bir standardın üstünde olmasına özellikle 1950 sonrasında işçi sınıfından ayrı bir yere oturtuldu ve çoğu zaman “orta sınıf” potasında eritilmeye çalışıldı.
1950’lerin ardından en azından yaşam standardı açısından mavi yakalı işçiden ayrılan, yüksek eğitim aracılığıyla sınıfsal geçiş ihtimalleri beliren ve sanayinin gri dünyasının dışında başka bir hayatın vadedildiği kısa ömürlü bir hikaye başladı. Özellikle beyaz yakalılardan ve memurlardan oluşan çalışanların sınıfsal pozisyonu, tüketim potansiyeli ile beraber akışkan bir ”orta sınıf” kategorisinin içine dahil edildi.
Bu kafa karışıklığı o kadar ileri gitti ki sosyoloji profesörü Göran Therborn’un deyişiyle “çıplak geçimlilikten bir miktar fazla kazanıp da ‘tüketici’ olabilen herkesi ‘orta sınıf’ ilan etmek moda hâline geldi." Nitekim "beyaz yakalı", bugün nesli tükenen bir tür gibi yok oluşundan bahsedilen bir toplumsal grup olarak anılmaya başlandı. Orta sınıf cenneti olarak bilinen ABD'de bile giderek daha az insan kendisini orta sınıf olarak tanımlamaya başladı.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Suriye'de yeniden başlayan çatışmalar, Gazze'de açlık krizi, İsrail toplumunda nefretin kaynağı, Güney Kafkasya'da yeni cepheler, beyaz yakanın mizahi temsili ve Türkiye'de gençlerin iş arama deneyimleri.
24 Tem 2025

İLGİLİ OKUMALAR


