Birlikte ama yalnız

Dijital solipsizm büyük bir konforla başlıyor ama kopuşla da bitiyor. Bunun toplumsal düzeyde sonucu, ABD’deki QAnon hareketi gibi alternatif gerçeklik evrenlerinin oluşması, Incel gibi alt kültürlerin yükselmesi olabilir. Bireysel düzeydeyse gerçeklikten kopuşa, izolasyona, bilişsel tembelliğe, empati yoksunluğuna götürebilen bir yoldan bahsediyoruz.

Yazı: Ümit Alan

“Senin gibi olmak isterdim ama olamıyorum” der kadın. “Belki ikimiz de aynı şeyden korkuyoruz” der adam. Kadın itiraz eder: “Hayır, öyle değil. Sen yalnız kalmaktan korkmuyorsun ve hiçbir şeye ihtiyacın yok, hiç kimseye ihtiyacın yok. Bensiz de yaşayabilirsin.”

Bu diyalog, ilk gençlikte izlediğim bir filmde geçiyor. Paul Bowles’ın The Sheltering Sky isimli klasik romanından uyarlanan ve Türkiye’de Çölde Çay diye bilinen Bernardo Bertolucci filminden... 1990 tarihli bu filmi, 2000’ler kuşağı da Teoman’ın "İki Yabancı" şarkısıyla keşfetmişti. Teoman, “Yazdan kalma bir günden ya da Çölde Çay filminden bir sahne var aklımda” derken bu sahneyi mi kastetti bilemeyiz tabii ama şarkının ve filminin ruhunu en iyi damıtan sahne buydu bana kalırsa.

Herkesin hiç kimseye ihtiyacı yokmuş gibi

O sahneyi şimdilerde izlediğimde zamanın ruhuyla da özdeşleştiriyorum. Kitap 1949, film 1990, şarkı 2000 yılında çıkmış. Sosyal medyanın hiç olmadığı zamanlar yani. Oysa bugünlerde pek çok sosyal medya profiline baktığımda hissettiğim asıl duyguyu bu repliklerde buluyorum.

Orada herkes bir başkası ya da aslında olmak istediği kişi: Daha duyarlı, daha aktivist, daha entelektüel, daha komik, daha sorumlu. Herkes sanki yalnız kalmaktan hiç korkmuyormuş gibi. Herkesin sanki hiç kimseye ihtiyacı yokmuş gibi. Kesintisiz bir monolog hâli. “Gerçekten uzun uzun dinleyen, sessizce bitirmenizi bekleyen ve 'O değil de' diye başlayıp kendini anlatmayan insanlar nereye gitti?” sorusunu daha fazla soruyoruz sanki.

Ana karakter sendromundan dijital solipsizme

Bu insanlık hâline daha önce “Bizim asıl büyük sorunumuz ana karakter sendromu olabilir” başlıklı bir yazıda giriş yapmıştım. Aslında tıbbi tanısı olan bir kişilik bozukluğu değildi. Tanınma ve onaylanma yönündeki çok doğal insan arzusunun hızla gelişen teknoloji karşısında bocalamasının bir diğer adıydı.

  • Bireyin hayatındaki diğer tüm insanları yan karakter, onun hikayesine hizmet eden bir figür ya da izleyici olarak görmesine verilen isimdi.

Kısaca bencillik deyip de geçebiliriz ama geçmeyelim. Bu durumu “dijital solipsizm” olarak ele aldığımızda, bazı şeyler daha yerli yerine oturuyor.

YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📬 Hatay'da restorasyon, Zelenski'ye ABD daveti

6 Şubat depreminde büyük hasar gören Hatay'daki Tarihî Uzun Çarşı'da restorasyon çalışmaları için yıkım başlatıldı. Zelenski, Oval Ofis'te Pazartesi günü yüz yüze görüşme davetini kabul ettiğini açıkladı.

17 Ağu 2025

Castrol ile birlikte
📬 Hatay'da restorasyon, Zelenski'ye ABD daveti

İLGİLİ OKUMALAR