Alarmlar çalıyor

Toplum, kadının kendi rızasıyla, kendi enerjisiyle sahneye çıkıp dilediğince var olmasını erotizm, çıplaklık, teşhircilik olarak adlandırıyor ancak daha vahimi, kolektif bilinçaltı bunu esasında bir otorite kaybı olarak algılıyor. Çünkü söz konusu bilinçaltı, kadın bedeni üzerine ipe söz dizmeye bir hayli alışık ve “Bu bedenin patronu benim” diyen bir kadın figürüyle karşılaştığında alarmlar çalıyor.
Yazı: Merve Özcan
Manifest, 2025 yılında bir medya kuruluşu tarafından BIG5 Türkiye yarışmasıyla seçilen altı genç kadın ile kurulan bir kız grubu. Pop ve R&B temelli müzik ve dansları kısa sürede “maniFAM” adlı tutkulu bir hayran kitlesi inşa etti.
Ancak esas etkileri, müziğin ötesindeki tematik ve görsel cesaretlerine dayanıyor: Manifest’in dili, sahne şovları ve dansları yıllardır üzerimize yapışmış “feminen olmak = utanmak” ezberini vurup vurup duvara atıyor. Ve belki de alarmlar bu yüzden çalıyor.
Spot ışıkları altında bir erkek terli bedenine dokunduğunda performans, coşku ve karizma olarak değerlendirilirken, bir kadın dokunduğunda “kötü örnek” ve “suç” gibi tepkilerle karşılanıyor.
Türkiye’de kadın bedeninin hâlâ kamu malı gibi görüldüğünü anlamak için yeni bir skandala da gerek yok aslında. Toplum, kadının kendi rızasıyla, kendi enerjisiyle sahneye çıkıp dilediğince var olmasını erotizm, çıplaklık, teşhircilik olarak adlandırıyor ancak daha vahimi, kolektif bilinçaltı bunu esasında bir otorite kaybı olarak algılıyor. Çünkü söz konusu bilinçaltı, kadın bedeni üzerine ipe söz dizmeye bir hayli alışık ve “Bu bedenin patronu benim” diyen bir kadın figürüyle karşılaştığında alarmlar çalıyor.
Manifest de milyonlarca gençle birlikte tam bunu yaptı: “Artık bedenimizde biz varız” dedi. Sorun dansta, kostüm ya da şarkılarda değil; özgüvende.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tolga Karaçelik'in Steve Buscemi'li, John Magaro'lu, Britt Lower'lı İngilizce filmi "Saykoterapi"nin hikayesini yazdık. Yakın zamanda gösterime girecek, kaçırılmaması gereken filmleri derledik.
12 Eyl 2025

İLGİLİ OKUMALAR


