Bir kavramın talihsiz yolculuğu

Türkiye’de bazı kavramların anlam yolculuğu, başladığı noktadan bambaşka yollara sapabiliyor. Bu kavramlar, çoğunlukla politika sahnesinin kaosunun kurbanı olup nihayetinde güçten düşerek pek de bir şey ifade etmeyen yüzer-gezer gösterenlere dönüşüyor. Bu talihsizlikten payını alan kavramlardan biri de kültürel hegemonya.

Yazı: Enes Köse

Türkiye’de bazı kavramların anlam yolculuğu, başladığı noktadan bambaşka yollara sapabiliyor. Çıktığı kaynakla, dönüştüğü son nokta arasında neredeyse tamamen zıt anlam dünyalarına hapsolan bu kavramlar, çoğunlukla politika sahnesinin kaosunun kurbanı olup nihayetinde güçten düşerek pek de bir şey ifade etmeyen yüzer-gezer gösterenlere dönüşüyor. Bu talihsizlikten payını alan kavramlardan biri de kültürel hegemonya.

Kültür, halihazırda belirsiz tarihsel yolculuğunun yanı sıra tanım olarak da sahip olduğu muğlaklıkla beraber sirayet ettiği yerlerin de bulanıklaşmasına sebep olan tehlikeli bir sözcük olarak varlığını gündelik hayatın her köşesinde sürdürüyor. Dolasıyıyla başına ve sonuna eklendiği her sözcük, onun bütünleştirici yapısının kurbanı olup kendi anlamının aşınmasına giden yola adım atmasına neden oluyor. Bu semantik soruşturma bir tarafa, kültürel hegemonya kavramının Türkiye’deki seyrini incelemeyi gerekli görüyorum.

Kültürel hegemonya kavramı, Türkiye’de kültür ürünleri etrafında tartışmalar, yasaklar veya göz önünde olan yeni dizi ve filmler söz konusu olunca hızlıca gündeme geliyor. Örneğin Tabii platformundaki büyük bir PR faaliyetiyle ortaya çıkan Gassal dizisinin ardından benzer tartışmalar ortaya çıkmıştı. Ya da Manifest grubuna yönelik yasak, yine kültürel hegemonya mücadelesi etrafında değerlendirilmiş ve bir çeşit mahalle kavgasının sonucu olarak görülmüştü.

Eski İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un “Siyasi hegemonyanız bitti, kültürel hegemonyanız da bitecek” minvalindeki meşhur paylaşımı da muhalif kesimi burada amansız bir çatışma olduğuna ikna eden işaretlerden biriydi.

Burada iki kanadın kavramı kullanma biçimlerini incelemekte fayda var. İktidar tarafından kültürel hegemonya kavramı müzik, kitap, sinema ve bilimum kültür-sanat ürünlerinde veya akademi gibi alanlarda ayrıcalıklı bir kesimin haksız tahakkümüne işaret ediyor. Buradaki “siyasal ve kültürel” elitlerin birtakım ajandalarla yönlendirdiği, toplumun büyük kesiminin kültürel ve politik değerlerine aykırı bir egemenlik biçimine atıf yapılarak bir dışlama pratiğini de kapsayan hegemonya vurgusu, iktidar için bir başka cephe anlamına geliyor ve hâlâ sirayet edilmemiş alanlarda mücadele etmeyi salık veriyor.


YAZININ DEVAMI


İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🪧 CHP'nin yol haritası, kültürel hegemonya

CHP'nin yol haritası, komisyonda söylemler, Hrant Dink'in ilhamı, kültürel hegemonya tartışması ve İsrail’in GKRY’ye sattığı hava savunma sistemleri.

19 Eyl 2025

🪧 CHP'nin yol haritası, kültürel hegemonya

İLGİLİ OKUMALAR