Luca Guadagnino ile 'After The Hunt' üzerine

Luca Guadagnino güncel sinemanın en çalışkan, en sürprizli ve aynı zamanda da en provokatif yönetmenlerinden bir tanesi. Hollywood’un popüler isimleriyle yaptığı işbirliklerinden çekmeye niyetlendiği ama iptal edilen projelerine, gündemi sık sık meşgul eden yönetmen ile son filmi "After the Hunt" ve ona ilham veren filmler üzerine konuştuk.

Yazı: Öykü Sofuoğlu

Luca Guadagnino güncel sinemanın en çalışkan, en sürprizli ve aynı zamanda da en provokatif yönetmenlerinden bir tanesi. Hollywood’un en popüler isimleriyle yaptığı işbirliklerinden çekmeye niyetlendiği ama iptal edilen projelerine, gündemi sık sık meşgul eden yönetmenin son filmi After the Hunt, Venedik’te Yarışma Dışı bölümünde görücüye çıktıktan sonra, geçen haftalarda Prime Video kataloğuna eklendi.

After the Hunt, hem konusu hem bu konuya yaklaşımı dolayısıyla hazmetmesi zor bir film. Yale'de felsefe bölümünde hocalık yapan Alma Imhoff'un, kendisine büyük bir hayranlık besleyen doktora öğrencisi Maggie'nin, meslektaşı, eski âşığı (ve kadro için yarış hâlinde olduğu) Hank'i cinsel tacizle suçlaması sonrasında yaşadığı ahlaki çıkmaz hikayenin ana gövdesini oluşturuyor.

After the Hunt'tan bahsederken "tartışmalı" sıfatı ilk olarak akla gelse de tartıştıran bir film olarak nitelemek daha doğru belki de.

Film "#MeToo sonrası"na, "woke kültürü"ne ve özellikle de Maggie'nin karakteri aracılığıya Z kuşağına parmak salladığını düşündürse de Luca Guadagnino bu yoruma kesin bir dille karşı çıkıyor. Filmin basın turnesinde aynı sorulara cevap vermekten bunalmış, ama yine de yönetmen olarak filme dair perspektifinin doğruluğundan ve haklılığından son derece emin, yönetmenin ve filminin, anlattığı hikayedeki olup bitenlerin dışında (ama üzerinde olmayan) bir ahlaki pozisyonda olduğu düşüncesini bir kılıç gibi kuşanmış ve tam da bu kararlılık ve ısrarla ahlaki üstünlüğünü sezdirmeden edemeyen bir Luca Guadagnino var karşımda.

Ama konu sinemanın kendisi ve sevdiği, ona ilham veren filmler olunca gardını düşürmeden de edemiyor. Onu konuşurken gözlemleyince, savunmacı tavrının kendisi için değil de izinden gittiği ve mirasçısı olduğu bir sinemaya yönelik olduğunu hissediyor insan.

Kısacık vaktimiz dolsa da beni durdurup, Bernardo Bertolucci'yi sevip sevmediğimi sorması ve daha konuşacağımıza dair söz vermesini başka neye yorabilirim ki?

After the Hunt’taki karakterlerin genelgeçer sinema anlayışının dayattığı kahraman ya da anti-kahraman kalıpları dışında şekillendiğini düşünüyorum. Sonuçta seyirci filmi izlerken taraf tutmaya koşullanır genelde. Ama After the Hunt’taki karakterler ahlaki açıdan iyi ya da kötü kategorilerinden beklenecek nitelikleri tam olarak kapsamıyor, kişilikleri en nihayetinde seyircinin erişiminin olmadığı bir gri bölgeye denk düşüyor. Bu kalıplaşmış kategorilerden uzak durmanızdaki motivasyonlar neler?

Onlardan özellikle kaçındığımı düşünmüyorum. Böyle bir söylemin içinde ya da dışında olmayı seçebilirsin ya da bu çevrenin dilini kullanmak istemeyebilirsin. Ama ben şahsen insanlarla gerçek hayattaki etkileşimlerimde, onlarla çalışırken ya da konuşurken, bu şekilde düşünmüyorum. Sinema endüstrisinin devamlı bu şekilde düşündüğünün farkındayım, ki genelde sonuçları da hiç iyi olmuyor. Sinemacı olarak neredeyse hiçbir zaman böyle bir şey ilgimi çekmedi, böyle bir arayışım olmadı.

Çok boyutlu karakterlerin, çelişkilerin, belirsizliklerin ve sürprizlerin yer aldığı filmler çektiğimi umuyorum. Basit bir örnek vereyim. Call Me by Your Name’i çektiğim dönemde anne karakteri ve yetişkinliğe adım atmak üzere olan bir gencin arzularını fark etmesiyle ilgili bir konuşma geçmişti. Sanırım kamudan bütçe alıp almayacağımı belirleyecek komiteden biriydi. Bize, bütçeyi alamayacağımızı çünkü hikayede genç bir eşcinsele karşı çıkacak hiç kimsenin olmamasının onlara gerçekçi gelmediğini, bir masal gibi olduğunu söylediler. Buna inanmıyorum ben. Eğer eşcinsel bir karakter varsa her zaman ona karşı bir çıkacak antaoginst olacak diye bir koşul söz konusu olamaz.


YAZININ DEVAMI



NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎬 Luca Guadagnino ile sohbet, Açık Anıtlar

Luca Guadagnino ile son filmi "After The Hunt" üzerine konuştuk. Melek Zeynep Bulut'a the Design Museum'un girişinde sergilenen yeni serisi "Açık Anıtları"ın çıkış noktalarını sorduk.

05 Ara 2025

Paribu ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR