Davos’ta transatlantik kopuş

Davos’ta Macron’un sert çıkışı, kişisel bir liderlik hamlesinden ziyade, ABD’nin uzun süre taşıyıcısı olduğu, kurallara ve normlara dayalı uluslararası düzeni bizzat kendisinin aşındırmasına verilen gecikmiş bir tepki olarak da okunmalı. Avrupa henüz ortak ve tutarlı bir stratejik cevap üretebilmiş değil ancak Fransa’nın bu çıkışı, transatlantik ittifakın geçici bir krizden değil, yapısal bir kopuştan geçtiğini açık biçimde ortaya koyuyor.
Yazı: Merve Özdemirkıran Embel
Amerikan rüyasının parlak yüzünden ziyade onun boşluklarını ve kırılganlığını görünür kılan Paul Auster’ın 1992 tarihli eseri Leviathan’daki anlatıcı karakter Peter Aaron, Özgürlük Anıtı’nın Amerikan toplumunu birleştirici niteliğinden söz ederken şu ifadeleri kullanır:
“Bu anıt gerçeklerden çok umudu, somut verilerden çok inancı temsil eder ve temsil ettiği demokrasi, özgürlük, yasalar önünde eşitlik gibi ilkeleri yok etmek isteyecek tek bir kişi bulmak olanaksızdır.”
11 Eylül saldırılarından sonra tekrar okunan ve günümüzün kutuplaşmış ABD’sinde hâlâ ahlaki ve entelektüel bir pusula olan Auster’ın bu ifadeleri, o bulunamayacak tek bir kişinin çoktan ülke yönetimine geçtiği gerçeğini yüzümüze vuruyor. ABD artık ne ekonomik liberalizmin rüya ülkesi ne de Kral’a karşı ayaklanmış ve özgürlüğü ana ilke edinmiş, hatta Fransız Devrimi'ne ilham vermiş bir devrim coğrafyası. ABD, Trump’ın ikinci dönemi başladığından beri içerde insan hakları, yasalar önünde eşitlik, özgürlük, bireyin kendi esenliğinin peşinden gitmesi gibi Amerikan demokrasisinin ve siyasal sisteminin temel unsurlarına, dışarda ise kendi kurduğu, başkalarını da devamına ikna ettiği liberal uluslararası düzene sırtını dönmüş durumdadır.
2026 Dünya Ekonomik Forumu “Diyalog Ruhu” temasıyla Davos’ta başlarken dünya liderleri uluslararası düzenin ve dünya barışının görünen istikrar kaynağı ve hamisi konumundaki ABD’nin “revizyonist” bir devlete dönüşmesinin şaşkınlığını yaşıyor. 20 Ocak Salı günü daha kendisi Davos’ta değilken özellikle Avrupalı liderler nezdinde Trump’ın çıkışları, öfke patlamaları ve takıntıları zirveye gölge düşürdü bile.
- Rusya’nın geniş çaplı işgalinin başlamasından neredeyse dört yıl sonra Kiev’in müttefiklerini ortak bir çizgide buluşturma fırsatı sunabileceği düşünülen Davos buluşmasında tartışmaların odağı, giderek daha açık hale gelen Washington ile Batılı müttefikleri arasındaki gerilim oldu.
Bu gerilimde başrolde, Trump’ı doğrudan karşısına alan, olası gümrük vergilerine açıktan kafa tutan, ülke içinde yaşadığı siyasi güven kaybı ve istikrarsızlık yokmuşçasına Trump’ın emperyalist söylem ve tutumları karşısında Avrupa’nın lokomotifi olmaya çalışan Macron’u görüyoruz.
Fransa Cumhurbaşkanı, 20 Ocak’ta yaptığı konuşmada çoktaraflılıktan uzaklaşma konusunu merkeze alarak oldukça net ve sert ifadeler kullandı. “Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı, hukuksuz bir dünyaya doğru ilerliyoruz” diyen Macron, “güçlünün hukukunun” reddedilmesi çağrısında bulunurken otokrasilere doğru bir savrulma ve artan şiddet eğilimine dikkat çekti ve “çatışmaların artık istisna değil, norm olduklarına” işaret etti.
- Ortadoğu’da BM’ye alternatif kendi barış sürecini başlatmak üzere Barış Konseyi inisiyatifini kuran Trump’a direnen Macron, Fransa’nın söz konusu inisiyatifin içinde yer almayı reddetmesinden beri ABD başkanının yakışıksız sözlerinin hedefine oturmuş durumda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İran'da protestocuların talepleri, Trump'ın gümrük vergileri, Latin Amerika'da Çin etkisi, Macron'un sert çıkışı, Türkiye'den dünyaya yayılan dönüştürülmüş kurusıkı silahlar.
23 Oca 2026

İLGİLİ OKUMALAR


