Gökçer Tahincioğlu ile Beyaz Toros ve Türkiye'nin faili meçhul karnesi

İlk baskısı 12 yıl önce yapılan Beyaz Toros’un yeni vakalar eklenmiş ve genişletilmiş ikinci baskısı çıktı. Gökçer Tahincioğlu’yla bu süre zarfında popüler kültür imgesi hâline gelen Beyaz Toros’u ve Türkiye’nin 2000’ler sonrası faili meçhul karnesini konuştuk.

Söyleşi: Ayça Örer

Tahincioğlu, cezasızlık politikalarının yalnızca siyasi cinayetleri değil, kadınlara, çocuklara yönelik cinayetleri de kapsamaya başladığını hatırlatıp ekliyor: “Bu zeminin bu kadar genişletilmesi memleket için bir felaket. Bunun sonuçlarını çok üzülerek hep birlikte yaşarız.”

Kitap ilk çıktığında, yani 12 yıl önce “Beyaz Toros” yüzleşilmesi gereken bir meseleyken şimdi popüler kültür imgesi oldu. Tişörtleri yapılıyor, stadyumlarda adına pankartlar açılıyor. İki baskı arasında yaşanan toplumsal değişimi nasıl yorumlarsınız?

Aslında bu soru tam da kitabı yeniden yayına hazırlama nedenimize denk düşüyor. “Bir kez daha anlatmak zorundayız” duygusunun oluşmasının sebebi değişen iklim, dil, hak, hukuk ve adalet algısı. Kitabı sosyal medyada duyurduğumda, birisi şöyle yazdı:

“Mağduriyetleri bir türlü bitmeyen kesimleri bir daha mı mağdur yapacaksınız? Umarım bu kitabı kimse okumaz, siz mağdur olursunuz.”

Mağdur olarak Kürtleri kastediyor, kitabın cezasızlık sistematiğine vurgu yaptığını bilmiyor. Bu mesajı özellikle andım, çünkü bu kesimlerin kitaba erişmesini ve okumasını istiyorum. 12 Eylül’den bu yana hak alanında verilen mücadeledeki kazanımların büyük bir bölümü 2013-2026 arasında kaybedildi. Sadece uygulamalarla değil. Söylenmesi ayıp sayılan, nefret suçuna varan düşünce ve söylemlerin normalleştiği, insanların ölümünden rahatça söz edilen, sistemin de bunu normal, olağan bir tepki olarak gördüğü bir dönemden söz ediyoruz.

Dil değiştiğinde kitleler bu dili alır ve kullanır. Burada tek başına halka kızmanın anlamı yok. Bugün dünya müthiş bir zulüm ikliminden geçerken, katliamlar normalleştirilirken burada da bir benzerini yaşamamız sürpriz değil bizim hakikati anlatma zorunluluğumuz değişmiyor.

Sabahattin Ali’den Kadir Manga’ya, Abdi İpekçi’den Ethem Sarısülük’e uzanan cinayetlere bakarsak bir yazar, bir öğrenci, bir gazeteci, bir işçi görüyoruz. Cezasızlık politikaları ve adalet arayışı çok farklı kesimleri etkiliyor. Bu isimleri faili meçhul paydasında ortaklaştıran ne?

Bu tam da vurgulamak istediğim sistematiğin bir tezahürü. Kimi kesimler çok daha yoğun uğramış olabilir, kimi kesimlerin payına daha azı düşer ama zulüm değişmez. Sisteme karşı sözü olan ya da sistemin bir biçimde düşmanlaştırdığı kesimler payını alıyor. Belki düşünce olarak asla yan yana gelemeyeceğimiz ama sistemin bir kısmına bir nedenle karşı çıkan insanlar da zulme uğruyor.

1950’lerden beri uygulanan—Sabahattin Ali cinayetini de kısmen bunun içine alabiliriz—gladyo pratiği iktidarlara göre yöntem değiştirse de varlığını sürdürüyor. Bir önceki dönemin günahları affediliyor, yeni yöntemler icat ediliyor ve devam ediyor. Bunu ortadan kaldırabilmenin yolu belli toplum kesimlerinin daha önce kısıtlanan belli haklara kavuşması, belli özgürlük alanlarının oluşması değil. Gerçek anlamda sivilleşmek. Anayasasından iktidarına kadar hesap verilebilir mekanizmaların yaratılması ve suçları işleyenlerin gerçek anlamda hesap verdiği bir sistemin kurulması.

Oysa biz aksini görüyoruz. Bir dönem cenazesine bile gidilemeyen Abdullah Çatlı’nın bugün filmleri çıkıyor ve Çatlı kahraman mitiyle bize sunuluyor. Çatlıgillere de böyle yapılacak.

Cezasızlığın yaygınlaştırılması memleketin felaketi

Mehmet Eymür’le yaptığınız röportaj Abdullah Çatlı’nın, Yeşil’in devlet içinde makbul sayılmadığını, “tetikçi ve dengesiz” olarak nitelendiklerini ortaya koyuyordu. Kriminal sayılan insanlar ne değişti de kahraman oldu?

Siz topluma Yeşil’in borçlu olduğu esnafın parasını geri istemesi üzerine o esnafın liseye giden çocuğunu öldürdüğü gerçeğini değil de “Abdullah Öcalan’ı öldürecekti engellediler” yalanını anlatırsanız yeni kuşak Yeşil’i kahraman zanneder. Abdullah Çatlı’nın devletin içindeki bir klik tarafından sahte kimlikle kumarhane yeri bakmaya gönderilmişken öldüğünü gizleyip kahramanlık peşinde ölmüş gibi gösterirseniz bu sonuç ortaya çıkar.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🖼️ Hamaney'in portresi, savaşın gölgesi

Gölgesi olmayan siyasetçi Hamaney, savaşın ortasında barış ihtimalleri, Libya'nın Kleopatrası, Türkiye'ni faili meçhul karnesi, Küba muamması, Macron'un hatırlatması, iklim göçleri.

06 Mar 2026

🖼️ Hamaney'in portresi, savaşın gölgesi

İLGİLİ OKUMALAR