Yıllar geçse de dostluk baki

Matt Johnson ve Jay McCarrol’ın zihninden çıkan "Nirvanna the Band the Show the Movie", bir web dizisi olarak başladığı yolculuğunu televizyonun ardından sinema ekranına taşıyarak hayranlarını sevindirdi. Kahramanlarımız, 2008 yılına doğru çıktıkları zaman yolculuğunu, bu sefer türün kült örneklerine bir saygı duruşunun yanı sıra popüler kültür referansları ve yıllara meydan okuyan bir dostluk hikayesiyle birleştiriyor.
Yazı: Sezen Sayınalp
Matt Johnson ve Jay McCarrol’ın zihninden çıkan web dizisi Nirvanna the Band the Show’un yıllara yayılan yolculuğu, bu yapımı bizzat kendisinin zaman makinesine dönüştürdü desek abartmış olmayız. 2007 yılında internette başlayan ve 2010 yılına kadar süren bu mockumentary dizinin yolculuğu, daha sonra yapımcıları arasında Spike Jonze’u da göreceğimiz iki sezonluk bir televizyon dizisi olarak devam etti.
Nirvanna the Band the Show 2017-2018 yılları arasında 16 bölümlük dizi serüvenini tamamladı. Ancak bu hikaye henüz bitmedi. Johnson ve McCarrol’un kendi adlarıyla hem yazar hem de başrol oyuncusu olarak yer aldıkları bu komedi, yolculuğunu sinemada sürdürme kararı aldı ve ortaya Nirvanna the Band the Show the Movie çıktı.
Film, adının hakkını fazlasıyla veren, vadettiklerini bir bir gerçekleştiren, diziyi temel alan hikayesini sinemaya zekice uyarlayabilen bir yapım. Hem diziyi anmak hem de filmden kısaca söz etmek gerekirse filmin başlangıcında diziye yaptığı atıf bize Nirvanna the Band the Show the Movie için bir yol haritası çiziyor.
2008'e bir zaman yolculuğu
Web dizisinin ilk bölümü The Beginning’in ilk sahnesiyle açılıyor film. Sene 2008. Matt ve Jay'i kendi evlerinde doğaçlama müzik yapan Nirvanna the Band adlı gruplarının konseri için prova yaparken görüyoruz. Hayalleri Toronto’daki The Rivoli’ye çıkmak olan ikili, verecekleri konserin her detayını birbirleriyle paslaşarak oluşturuyor. Heyecanlılar, yaptıkları işe güveniyorlar, müziklerine inanıyorlar ama zaman yerinde durmuyor.
Geçmişe ve diziye atıf yapan bu girizgahın ardından günümüze geldiğimizde ikilinin hayalini kurdukları konserleri veremediklerini, The Rivoli’ye çıkabilmek için hâlâ çabaladıklarını ve özlemini çektikleri üne henüz kavuşamadıklarını fark ediyoruz. Geçen zaman heyecanlarını etkilememiş olsa da üzerlerinde yılların getirdiği bir yorgunluk olduğu kesin. The Rivoli’ye çıkma serüvenleri ise yaptıkları müzik gibi doğaçlama planlarla ilerlemeye başlamış.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yarın sona erecek Cannes Film Festivali'nden geleceğin sinemasına işaret eden anlatı ve formları aktardık. Ira Sachs ile 70’lerin New York'una samimi bir pencere açan "Peter Hujar's Day" filmi üzerine konuştuk.
22 May 2026

İLGİLİ OKUMALAR


