MASADA III

Galeri Bu’nun sanattan masaya sergi serisi Masada’nın üçüncü edisyonunda her sanatçı izleyicileri bir “masaya” davet ediyor; kimi oyun masasına, kimi bayram masasına, kimi de bildiğimiz yemek sofrasına. Biz “yetişkin çocuklar” ise bu duyusal deneyimi kolektif hafıza, toplumsal roller ve kişisel çağrışımlar üzerinden yeniden katmanlandırarak kendi belleğimizdeki izlerini tekrar inceliyoruz.

Yazar: Melisa Şahin

“Ellerini yıkadın mı?”

Oyundan dönüp sofraya oturmadan önce, annelerimizin hep söylediği cümle değil miydi bu? Galeri Bu’da izleyiciyle buluşan Masada III, tam da bu oyun ile sofra arasındaki eşiğe yerleşiyor. Yetişkin öznenin hafızasında oyun, geçmişe ait bir duygu olarak yeniden belirirken; çocuklukta yemek, oyunun ardından gelen bir ödül, bir ritüel ve bir bekleyiş olarak anlam kazanıyor. 14 Haziran’a dek ziyaret edilebilecek olan sergi, bu iki alan arasındaki ilişkiyi bir karşılaşma olarak ele alıyor.

Galeri Bu’da gerçekleşen bu deneyim “Masada” adlı sergi serisinin artık gelenekselleşmiş üçüncü edisyonu. Sergide Şeyma Türk, Umut Yalım ve Şevval Konyalı’nın eserlerine Şef Merve Şeker Yalım’ın gastronomik üretimleri eşlik ediyor. Alışılmışın dışında sunumlu yiyecekler, girişte bizi karşılayan oyun kartı imgeleri ve nostaljik altyapılı eserlerle kurulan bu alan, küratör E. Ezgi Özer’in deyimiyle biz “yetişkin çocuklar”ı adeta Alice’in Harikalar Diyarı’na düşercesine içine çekiyor. İskambil kartları ve sandviçlerle çevrili bu dünyada, sanki her şey bize sessizce “Ye beni” diye fısıldıyor.

Şehir planlama ve mimarlık geçmişi olan Şeyma Türk, sanatında gündelik objeleri farklı ölçeklerde yeniden ele alıyor. Eserlerinde toplumsal bir eleştiriyle harmanladığı bu nesneler çoğunlukla tuvalde kendi boşluğunda süzülürken, bu sergide sınırlarını aşan akrlik boyalı MDF yüzeylerle karşılaşıyoruz. Oyun kartlarının büyütülmüş ve çerçeve taşıran hali bir yandan onları canlanıyormuş gibi kılarken, bir yandan da bilinçaltımıza yerleşmiş toplumsal beklentileri harekete geçiriyor: Güçlü erkek, güzel kadın, ulaşılmaz kusursuzluk ve hepimizin aradığı ama sürekli elimizden kayan o mükemmel aşk.

İskambil metaforuyla işlenen bu eserler yalnızca bir kart oyununu değil, aynı zamanda toplum içinde sürdürdüğümüz bu rol oyunlarını da temsil ediyor. Yer yer Pop Art estetiğini çağrıştıran bu görsel dil, gündelik nesnelerin büyütülmesi ve tekrar eden imgeler üzerinden Amerikan kapitalizm eleştirisini de akla getiriyor.

YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🗞️ Carlo Petrini'ye veda, Türkiye en iyiler arasında

TasteAtlas, 2026 yılı “Dünyanın En İyi 100 Yemek Şehri” listesini paylaştı; Türkiye’den Gaziantep, İstanbul ve İzmir listede yer aldı. Slow Food hareketinin kurucusu Carlo Petrini, 76 yaşında İtalya’nın Bra kasabasında yaşamını yitirdi.

28 May 2026

Șef Francis Mallman'dan SEVEN FIRES.

İLGİLİ OKUMALAR