Barbare Bağları’nda doğa ve sanat buluşması

Celine Topsakal kuruculuğunda hayata geçen Barbare Studio’nun ikinci sergisi “Temas Bölgesi”, T. Melis Golar küratörlüğünde Tekirdağ’da yer alan Barbare Bağları’nda açıldı. Serginin hikayesini Barbare Studio’nun kurucusu Celine Topsakal, sergi küratörü T. Melis Golar, Barbare Bağları’nın kurucusu Can Topsakal ve Barbare Bağları’nın direktörü Deniz Topsakal’dan dinledik.
Söyleşi: Burcu Dimili
Barbare Bağları gibi üretimin doğrudan doğayla temas ettiği bir yerde sanat pratiği kurmak, klasik beyaz küp galericiliğinden nasıl ayrışıyor?
Celine Topsakal: Beyaz küp galeriler, sanatçının kendisini dış dünyadan izole ederek steril bir alanda kendi sahnesini kurmasına olanak tanır ki bu "dünya kurma" pratiğinin de kendi içinde büyük bir anlamı var. Barbare Bağları ise doğal olanın insan eliyle şekillendiği, yaşayan bir arazi. Burada karşılaştığımız dinamikler ve engeller bambaşka; asmaların büyüme süreçlerinden ekosistemin sürprizlerine kadar müdahale edemediğimiz bir yaşam akışı var. Dolayısıyla bu coğrafyada dış dünyadan kopuk, monolog bir üretim yapmak imkansız. Her ölçekte kesintisiz bir diyalog ve radikal işbirliği hâlindeyiz; traktörle, toprakla, arılarla, asma yaprağıyla...
Bizi beyaz küpten ayıran en temel unsur, eserlerin sergilendiği alandan sadece birkaç metre uzakta üretiliyor olması. Büyük şehirden uzaklaşıp üretimi tamamen yerel kaynaklarla beslemek, bölgenin paydaşlarıyla çalışmak ve yerel endüstriyi doğrudan sürecin içine katmak pratiğimizi değiştiriyor. Derdimiz bir yapıtı oraya sadece yerleştirmek değil; onu doğanın içinde durmadan test etmek ve onunla birlikte şekillenmek. Üretimi tarımsal bir alana taşıdığınızda süreç kendiliğinden kolektif bir emeğe evriliyor.
Stüdyonun önünden geçen her canlı ve her hareket üretimi doğrudan etkiliyor. Bu durum bazen zorlayıcı olsa da işlerin mekana özgü doğasını besleyen en öğretici girdi. Üstelik bu serginin en büyük ve en sadık izleyicileri tarım işçileri, oradaki canlılar ve bağ ekibi. Bu yönüyle de alışılagelmiş, kısıtlayıcı sanat çevresini aşan, çok daha organik ve katılımcı bir karşılaşma alanı doğuyor.

Ezgi Kılınçaslan: Mümtaz, 2026 | Fotoğraf: Zeynep Fırat
Barbare Bağları’nı bir sanat alanına dönüştürmek aile içinde nasıl bir diyalog ve işbirliğini beraberinde getirdi?
Celine Topsakal: Barbare Bağları, babam Can Topsakal’ın kurduğu; onun vizyonu ve sabrıyla var olmuş bir alan. Zamanla ablam Deniz Topsakal ile benim kendi pratiklerimizi dahil edebildiğimiz ortak, multidisipliner bir çatıya dönüştü. Ablam otelcilik ve ağırlama (hospitality) tarafını yönetiyor, ben ise mimari ve sanatsal üretim ayağını üstleniyorum. Babam küçüklüğümüzden beri ikimizi de hep hayal kurmaya ve burayı sahiplenmeye teşvik etti. Burayı sadece ticari bir bağ olarak değil, bizimle birlikte yaşayan ve durmadan evrilen bir ev olarak görmemizi sağladı.
Biz Tekirdağlıyız; bunun getirdiği yerel bir aidiyet ve sorumluluk hissi de var. Babam bizi üretim ve diyalog açısından hiçbir zaman kısıtlamadı, aksine bu dönüşümün en büyük destekçisi oldu. Farklı uzmanlık alanlarında olmamız bize hem bir bağımsızlık hem de organik bir görev dağılımı sağlıyor. Bazen babam mahzende fıçıları doldururken stüdyoya uğruyor, biz o sırada içeride kaynak yapıyoruz, yan tarafta ise ablam tadım düzenliyor. Bu eşzamanlılık bazen kaotik görünse de aramızdaki bağı ve üretimimizi kesinlikle çok daha güçlü kılıyor ve birbirimizden durmadan yeni şeyler öğreniyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avrupa'da giderek yaygınlaşan kadınlara özel rave konseptini "Mums That Rave"in kurucusu DJ Nikki Beatnik'le konuştuk. Tekirdağ'daki Barbare Bağları'nda doğa ile sanatı buluşturan “Temas Bölgesi” sergisinin hikayesini dinledik.
28 Haz 2026

İLGİLİ OKUMALAR


