Deklanşöre dönenler

Her türlü görsel tonun bir uygulama uzaklıkta olduğu bu "dijital bolluk" çağında, beklenmedik bir geri dönüş yaşanıyor: 2000'lerin başında çekmecelere kaldırdığımız el kameraları ve dijital fotoğraf makineleri yeniden sokaklara iniyor. Bu sadece bir nostalji deneyimi mi, yoksa analog makinelerin bize açtığı başka kapılar mı var? Bu cihazları çantalarının ve boyunlarının ayrılmaz bir parçası hâline getirenlere sorduk.

Yazı: Melike Sönmezer

Teknolojinin hız kesmeden ilerlemesiyle akıllı telefonlar artık bir iletişim aracından çok daha fazlası: Cebimizde taşıdığımız bir banka şubesi, sağlık verilerimizi tutan bir günlük, bir televizyon ve hatta profesyonel bir sinema kamerası... Akıllı telefonların "sinematik modu" sayesinde bugün artık devasa bütçelere veya kalabalık ekiplere ihtiyaç duymadan film bile çekmek mümkün.

  • Aslında bu dijital imkanlar standartlaşmadan önce bile Steven Soderbergh (Unsane), Sean Baker (Tangerine) ve Park Chan-wook (Night Fishing) gibi dünyaca ünlü yönetmenler, akıllı telefonların bu potansiyelini beyazperdeye taşımıştı.

Ancak her türlü görsel tonun bir uygulama uzaklıkta olduğu bu "dijital bolluk" çağında, beklenmedik bir geri dönüş yaşanıyor: 2000'lerin başında çekmecelere kaldırdığımız el kameraları ve dijital fotoğraf makineleri yeniden sokaklara iniyor.

Bu sadece bir nostalji deneyimi mi, yoksa analog makinelerin bize açtığı başka kapılar mı var? Bu cihazları çantalarının ve boyunlarının ayrılmaz bir parçası hâline getirenlere sorduk.

El kamerasıyla anları biriktirenler

Bu isimlerden biri el kamerasını gündelik hayatının bir parçası hâline getiren Melisa. 21 yaşındaki Melisa babasına ait el kamerasının nasıl hayatına girdiğini şöyle anlatıyor:

“Anılarımı biriktirirken telefondan ziyade kamera kullanmak benim için daha anlamlı çünkü telefondan çektiğim zaman o anı yüzeyselleştirdiğimi ve o ana tam anlamıyla doyamadığımı hissediyorum. Dijitalleşmenin bize sağladığı kolaylık ve imkanların daha çok emek ve zaman isteyen bazı alışkanlık ve zevklerimizi unutturduğunu düşünüyorum.

Arkadaşlarımla buluştuğumda ya da ders aralarında bir çay içerken o anı kameramla kayıt altına almak, sonrasında bu yalın, sıradan anları bilgisayarıma aktarmak bana bir deşarj alanı yaratıyor. Sıradan, basit anları olduğu gibi belleğe aktarmak hem dünya akışında bir mola hem de bir nefes alanı benim için.”


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📬 Efes'te bale, Patara'da su perdesi

9. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, 26 Haziran-8 Temmuz arasında antik sahnede sanatseverlerle buluşuyor. Patara Antik Kenti'ndeki Roma Kent Kapısı’nın su sistemi çalıştırılarak 2.000 yıl sonra yeniden su akması sağlandı.

28 Haz 2026

DAIKIN ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR