90 dakikalık bir terapi seansı olarak Deniz Göktaş olayı

Deniz Göktaş'ın YouTube'da yayımlandığı anda ortalığı kasıp kavuran şovu "Ölü Deniz"de herkes kerameti “cesarette” arıyor ama gösterinin asıl bize dokunan yönü “doğruluk”. Kendi durumumuzla ilgili kendimize bile itiraf etmekten korktuğumuz, rahatsız edici şeyler söylüyor Göktaş. Kendi kişisel çelişkilerini, korkularını ve zaaflarını da dürüstçe ortaya koyuyor. Böylece izleyenler de bazen kendilerine bile itiraf edemedikleri çelişkileri, korkuları ve zaaflarıyla yüzleşiyor.

Yazı: Ümit Alan

“Uzun zaman, geceleri erkenden yattım” cümlesiyle başlar Marcel Proust’un yedi cilde yayılan Kayıp Zamanın İzinde isimli şaheseri. Benim de öyle bir dönemim var. İlkokul ve ortaokul yıllarına rastlar. Annem tartışılmaz otoritesiyle beni o kadar erken yatırırdı ki internetin olmadığı, televizyonun tek kanal, bilemedin birkaç kanal olduğu yıllarda Prime Time'da ne varsa kaçırırdım.

Ertesi gün okula gittiğimde günün konusu da hep o saatlerde yayımlananlar olurdu. Bunların başında da Levent Kırca’nın şovu gelirdi. Herkes birbirine replikleri söylerken veya Levent Kırca taklidi yaparken ben de sanki izlemiş gibi, sanki anlıyormuş gibi yalandan gülerdim ama gerçekte hiçbir şey anlamadığımdan içim kan ağlardı. Politik mizahla ilk temasım budur. Bu nedenle, politik davranmayı politik mizahtan önce öğrenmiş olabilirim.

Bu küçük travmamdan olacak, Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” isimli stand-up şovunu Youtube’a yüklendiği anda izledim. Kimisi de “Ne olur ne olmaz, erişim engeli gelir de izleyemem” diye öyle yapmış. Benim sebebim tamamen kişisel.

Fakat Deniz Göktaş’ın şovunu izledikten ve çok beğendikten sonra da yine o tanıdık duygu geldi yokladı. Gülüyordum ama içimde ağlayan bir taraf da vardı. Oktay Rifat’ın "Saksılar" şiirinde “Ah! Güzel şeyler düşünmeme rağmen / muttasıl ağlamak geliyor içimden” diye anlattığı duruma benzetebilirim bunu. Bu kez yalandan gülmüyordum ama. Acı acı gülüyordum.

Bu acı kahkahanın içinde, herkesin dillendirdiği o malum endişe vardı: Göktaş için endişeleniyordum. Böyle düşündüğüm için önce kendime öfkeleniyor, sonra kendime haksızlık ettiğimi düşünüp öfkeleniyor nihayetinde paradoksal bir ruh hâliyle tekrar tekrar izliyordum.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🌡️ Sıcak hava dalgası, analog çağı

Avrupa kentlerinin sıcak hava dalgasından daha fazla etkilenmesinin nedenlerini araştırdık. Analog kameraların beklenmedik geri dönüşünü meraklılarıyla konuştuk.

04 Tem 2026

DAIKIN ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR