Paweł Pawlikowski

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.
Söyleşi: Müge Turan
Paweł Pawlikowski sineması için bir tür sıkılık ve ölçü duygusuyla kurulu diyebiliriz. Az konuşan karakterler, aşırı titizlikle düzenlenmiş kadrajlar, parlak siyah-beyaz plastik bir sinematografi ve şiddetini açıklamaktan çok kadrajın dışında bıraktıklarıyla hissettiren bir tarih duygusu…
Ida ve Soğuk Savaş’ta geçmiş sadece yeniden kurulan bir dönem değil, aynı zamanda bedenlere, manzaralara ve ilişkilerin içine sızan canlı bir güç. Ata Yurdu (Fatherland) da bu dili savaş sonrası Almanya’ya taşıyor. Film, Thomas Mann ile kızı Erika’yı, yazarın 1949’da fiziksel olarak yıkıma uğramış, politik olarak bölünmüş ve ahlaken içinde bulunması güç bir ülkeye dönüş yolculuğunda izliyor.
- Cannes’da yarışmada prömiyerini yapan Ata Yurdu, Pawlikowski’ye Soğuk Savaş’tan sekiz yıl sonra ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandırdı.
Pawlikowski ile Cannes’da biraraya geldiğimizde Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık. Bir ara, “Ben 20. yüzyıldan kalma bir sürgünüm” dedi. Gelişigüzel söylenmiş gibi duran bu cümle, aslında filmin ruhuna oldukça yakın duruyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Cannes'da ikinci kez En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski ile sohbet ettik. Arthur Harari'nin bugün vizyona giren filmi "The Unknown"u inceledik.
11 Eyl 2026

İLGİLİ OKUMALAR


