Dağ, güneş ve zaman

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.
Yazı: Yaren Serra Akgün
Sanatçı Ugo Rondinone’nin the sun and the mountain sergisi, doğayı hepimiz için belirli bir coğrafyanın görüntüsü olarak değil, yüzyıllardır ortak hafızamızda yer eden temel imgeler üzerinden ele alıyor. Taşlar, dağ, güneş, deniz ve elbette renkler… Rondinone’ye göre doğanın bize sunduğu bu imgeler, Carl Gustav Jung’un arketip kavramından yola çıkarak aramızdaki tüm farklılıkların ötesinde paylaştığımız ortak bir dili temsil ediyor.
Sergi, 20 yeni Mountain heykelini ve 2023 tarihli 14 gündoğumu ve günbatımı suluboyasını biraraya getiriyor. Farklı renklerdeki taşların üst üste dengelenmesiyle oluşan Mountain heykelleri, ağırlık ve kalıcılık gibi kavramları öne çıkarıyor. Farklı kültürlerde ortak bir sembol olarak karşımıza çıkan dağ imgesi ise dayanıklılık, süreklilik ve bilinmezlik gibi anlamlar taşıyor.
Mountain serisinin aksine, gündoğumu ve günbatımını resmettiği eserlerinde ise değişim ve hareketi görüyoruz. Rondinone’nin 2023 tarihli bu suluboyalarında güneş, her gün tekrar eden ancak hiçbir zaman tamamen aynı olmayan bir döngünün parçası olarak karşımıza çıkıyor. Dağın kalıcılığı ve sabitliği ile güneşin sürekli hareketi, aslında zıtlıkların karşılaşmasını temsil ediyor.
Bu zıtlıklar hem sergide hem de doğanın kendisinde birbirini dışlamak yerine, aynı bütünün içinde birbirini tamamlıyor ve insanlığın doğayla kurduğu ilk ilişkilerin de izlerini taşıyor. Bir dağla karşılaşmak, gün batımını ya da gün doğumunu izlemek pek modern bir deneyim değil. Aksine, insanlık tarihi boyunca tekrar eden bu imgeler, bugün aramızdaki tüm farklılıklara rağmen bize ait olan ortak bağları ve doğayla kurduğumuz ilk ilişkiyi hatırlatıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
1960'larda Türkiye'den Almanya'ya "misafir işçi" olarak giden yazarların edebiyatta yarattığı dönüşümün izini sürdük. Ela Lee’nin kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı "Ceyda"yı inceledik.
02 Eki 2026

İLGİLİ OKUMALAR


