8 Mart'ın ardından farklılıklarımızla buluştuklarımız

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Yazarlar: Tuğba Gökduman, Rayka Kumru
Eşitlik ve özgürlük çağrılarıyla 8 Mart, birlikte ne kadar güçlü olduğumuzu hatırlamamızı sağlıyor her yıl. Bir yandan bizden önce gelenlerin mücadelesinin hafızasını, bir yandan bizden sonra gelecekler için de mücadele gerektirmeyecek kadar eşit ve adaletli bir geleceğin umudunu taşıyor.
Elbette tek ve değişmez bir feminizm yok, değişen ve çeşitli feminizmler var; ama hepsi bell hooks’un Feminizm Herkes İçindir kitabındaki şu temel tanımda buluşuyor denebilir: “Feminizm cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çalışan bir harekettir.” Cinsiyetçilik burada cinsiyet kimliği, cinsel yönelim ve cinsiyet ifadesine dayanarak uygulanan ayrımcılık, eşitsizlik, hak ihlali ve şiddeti tanımlıyor. Cinsiyetçilik bir sistem ve kurum olarak yerleşikleştiğinde ise ataerki oluşuyor. Feminizmin amacı ise yalnızca kadınları değil, ataerkinin etkilediği tüm yaşam alanlarını ve canlıları eşit ve özgür kılmak. Tabii ataerkinin nimetlerinden fayda sağlayan ya da sağladığını sanan gruplar varken bu mücadele her zaman kolay olmayabiliyor.
Zor olsa da feminist hareket yıllardır, yüzyıllardır devam ediyor. Süfrajet hareketinden cinsel devrime, #MeToo’dan LGBTİ+ hareketine kadar birçok akım, feminizmi büyütüyor. Bu alanlarda kutlanmaya değer kazanımlardan bahsetmek mücadeleye olan inancımızı tekrar tekrar tazeleyebilir: Mesela geçen yıl “Kadının Soyadı” düzenlemesiyle kadınların evlendikten sonra kendi soyadlarını taşıyabilmesi konusu gündeme geldi ve nihayet, kadınların da kendi isimleri ve soyadlarıyla yaşayabilecekleri kadar basit bir kişilik hakkına yönelik adımlar atılmış oldu. Bir başka örnekse çok yeni bir gelişmeyle alakalı: Fransa, geçen hafta gönüllü gebelik sonlandırmayı (kürtaj) anayasa tarafından güvence altına alan ilk ülke oldu; böylece kürtaj Fransa’da artık anayasal bir hak hâline geldi. Bu gelişmeler, bir günde olmadı; tek bir kişiyle olmadı. Yıllarca süren kolektif çabalarla, mücadelelerle oldu.
Daha gidecek yolumuz çok. Fakat feminizmden bağımsız var olmayacak bazı değerleri pratiğe dökebilmek bile bu mücadeleyi desteklemek anlamına geliyor.
Eleştirel düşünme: Feminizm, feministler, hatta geniş çerçevede "woke kültürü" hakkında—hele de merkez medyalardan—duyduklarınız her zaman doğru değildir. Güvenilir kaynakların neler olduğunu araştırmak ve bu kaynaklardan bilgilenmeyi önceliklendirmek; bu sırada kulaktan dolma bilgileri yaygınlaştırmamak önemlidir.
Kapsayıcılık: Bazen bir kelime yerine daha kapsayıcı başka bir kelimeyi kullanmak size anlamsız, gereksiz ya da saçma gelebilir ama değişim kullandığımız kelimelerle başlar. Kullandığımız kelimeler dünyayı algılayış biçimimizle ilişkilidir. Çeşitli cinsel kimliklerin adaletli ve insana yaraşır bir şekilde temsil edilebilmesi için kelimeleri dönüştürmek önemli ve gereklidir. Bu çerçevede insanlara istedikleri isimler ve kelimelerle hitap etmek; yargılama, aşağılama veya nefret içermeyen kelimeler seçmek kapsayıcı ve saygılı iletişimin bir parçasıdır.
Kapsamlılık: Feminizm, hayatın çeşitli alanlarında eşitlik ve özgürlük talep eder. Bu alanlar arasında beden, ilişkiler ve cinsellikle ilgili haklar da vardır. Beden bütünlüğü, kapsamlı cinsellik eğitimi (KCE), toplumsal cinsiyete ve cinselliğe dayalı ayrımcılık ve şiddet, flört şiddeti, regl tabusu, cinsel yolla aktarılabilen enfeksiyonlara yönelik damgalama ve sağlık ürünlerine ve hizmetlerine erişim gibi konulardaki hakları savunmak ve güvence altına almak da eşitlik mücadelesinin bir parçasıdır. Feminizm, örneğin sadece seçme ve seçilme hakkı ya da sadece oy verme hakkı ile ilgili değildir. Feminizm, ataerkinin hayatın tüm alanlarında inşa ettiği tahakküm ve hiyerarşiye karşıya sürdürülen bir eşitlik mücadelesidir. Belli bir alanda bir kazanım sağlandığı için sona erecek bir hareket değildir.
Kesişimsellik: bell hooks’un da dediği gibi, feminizm herkes içindir! Çünkü ataerki, kendisinden fayda sağlayan grupları bile olumsuz etkileyebilir. Temelinde eşitsizlik olan bir sistem, yalnızca bir gruba değil, herkese zarar verebilir. Bu eşitsizlik, yalnızca toplumsal cinsiyet ve cinsellik temelli değil, aynı zamanda etnik köken, sosyal sınıf, din, dil, engellilik durumu gibi özelliklere dayanabilir. Feminizm tarih boyu birçok grubun ve kesişen kimlikten insanların mücadelesinin bir parçası olsa da, belli ayrıcalıklara sahip insanların, belli grupları marjinalize etmesi ya da belli mücadeleleri daha görünmez kılması için kullanılmış. Kesişimsel bir yaklaşım benimsemek, insanların yalnızca “kadın” ya da “erkek” olarak değil, kimliklerini ve varoluşlarını etkileyen tüm karmaşık yapıların bileşimiyle güç sistemlerinin neresinde durduğunu; buna göre ayrıcalıkların ve çeşitli kimlik belirteçlerinin farkında olmayı destekler.
tabukamu olarak 8 Mart’ı kutlar, eşitliğin ve adaletin eksik olmadığı nice 8 Martlar dileriz.
Cinsel sağlık ve üreme sağlığı haklarına dair içerikler için tabukamu’nun e-bültenine üye olabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
YAZARLAR

Tuğba Gökduman
Fransa EHESS'te Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları alanında yaptığı yüksek lisansının ardından aynı okulda başladığı doktora araştırmalarına devam ediyor. Cinsellik ve ilişkiler hakkında araştırıyor, okuyor, yazıyor; tabukamu'nun araştırma ve editoryal süreçleriyle ilgileniyor.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





