Afili Yalnızlık

Yalnızlık Allah’a mahsus, yalnız yatmak mı ay ay imkansız mı? Ya da yalnızlık ömür boyu mu? Tercihiniz zamana ve mekana göre değişiyor olabilir. Bu sayıda biraz yalnızlığın güzel halinden bahsedeceğiz.
Küçükken, annem ve babam çalışan insanlar oldukları için, sık sık yalnız kalma imkanı bulduğumu hatırlıyorum. İmkan bulduğumu diyorum, çünkü kendimi bildim bileli yalnız olmak, o şekilde bir oyun kurmak ve vakit geçirmek hoşuma giden şeyler. Okul öncesi zamanda mutlaka birilerinin bana göz kulak olduğunu hatırlıyorum ancak sonrasında, sık sık kendime ait bir vakit yaratma fırsatım oluyordu. Hoş gerçi küçükken, hangi vakitler bizim değildi ki yetişkin zamanımızla karşılaştırıldığında?
Minik halimde başlayan bu oyunlar, zamanla kendimden karakterler türetmeye, hayali seyircilere programlar sunmaya, yapımcısı, sunucusu, konuğu kendim olduğum yemek programlarına ve daha bir çok şeye evrildi. Sonra zamanla ergenlikte, zaten o dönemin getirdiği asiliğin gereği olan “yalnız kalmak istiyorum!” yakınmalarına, efkarlı efkarlı Teoman dinleyip defter ve kalemlerle vakit geçirmelere dönüştü. Nihayet artık kendi başıma dışarlarda dolanabilir hale geldiğimde de bu sefer, bir cafede tek başına kahve içip bir şeyler okumak, sahillerde oturup gözlemlere düşmek, tek başına alışveriş, müze gezmek, vs. derken, oldukça keyif aldığım anların bir çoğunu oluşturur oldu.
Zaman zaman düşünüyorum, acaba gerçekten “yalnız” hissediyor olsam, o zaman bu yalnızlık hali yine de bu kadar keyif verir miydi?
İnsanlık son çeyrek asırdır hiç olmadığı kadar çok konuşuyor, ya da belki biz bu çok konuşma halinin son çok daha fazla farkına varıyoruz platformlar sayesinde. Bu konuşmalarda bazen dikkatimi çeken şöyle bir şey oluyor; insan kendisinde çok eksikliğini duymadığı şeylerle ilgili, bu şeylerin yokluğundan keyif alabilir durumda. Yani, maddi açıdan eksiği yoksa, daha mütevazı, para ile haşır neşir olmadığı bir hayat; görece güzel/yakışıklıysa kendini beğendirecek şekilde dış kalıplara ihtiyacı olmayan bir hayat; ya da yaşamında oldukça başarılı olmuşsa, artık o başarıyı göstermeyeceği, kendine dönük bir hayat gibi…Elbette bunların hepsi birer kalıp ve istisnaları olmazsa olmaz. Ancak bu noktadan yola çıkarak, acaba yalnız yaptığımız aktivitelerden zevk alan insanlar olarak, hayatımızın genelinde yalnız hissediyor olsaydık, gerçekten bu kadar zevk almaya devam eder miydik diye sormadan edemiyorum.
Farklı bir bakış açısı da genellikle, bir şeyleri yalnız yapa yapa, yani evde yalnız yaşamak, hayata ilişkin kararları yalnız başına almak, yalnız çalışmak gibi, bu hale alışan kişilerin, sonrasında artık yalnızlıklarını bozacak şeylere karşı tepkime geliştirebiliyor olduğu. Özellikle 30’lu yaşların üzerine koymaya başladığınızda çokça konuşulan konulardan bir tanesi olmaya başlıyor bu durum. Kişinin kendi ekonomik özgürlüğünü eline alıp, başka kişilere bağımlılıkları azalmaya başladıkça, insan ilişkilerinin karmaşası da fazladan yük olmaya başlıyor belki de…
Yalnızlıktan zevk almamızın sebebi ne olursa olsun, kendi irademiz ve isteğimizle bu yalnızlıktan uzaklaşabileceğimizi bildiğimiz zaman, o yalnızlık artık afili bir yalnızlık oluyor. Yani bize hoş gelen bir yalnızlık. Bir telefonla yakın arkadaşları ya da aileyi arayıp yalnızlığa son verebilmek. Bir mesajla sevgilinin ilgisini çekebilmek. Hatta belki içinde bulunduğumuz dönemde, bir story ile sosyal medya takipçilerine ulaşıp onlara sorular sorarak iletişime geçebilmek. Tüm bunlar yalnızlığın keyfini çıkarmamıza yardımcı durumlar olabilir mi?
Sanırım benim için bu konuda en etkili bulduğum sözlerden bir tanesi Özdemir Asaf’tan “Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık olmaz…”. Dengeye ilişkin arayışlarda en baş köşeye oturması gereken değerlerden biri olabilir yalnızlık. Sonuna kadar yaşanması ve paylaşılmaması gereken, ama aynı yolu yürüdüklerimizi de yanıbaşımızdan uzaklaştırmayacak kadar naif bir değer.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



