
Ülke olarak Afrika’yı tanımamızda en büyük çaba şüphesiz sivil toplum kuruluşlarınındır. Yaşanan kıtlıklar, suya ulaşım güçlükleri ve gıda yetersizliklerini onlar aracılığıyla duyuyor ve görüyoruz. Kimsenin gitmediği, yerini daha bilmediği Afrika’daki fakirlik içerisinde kıvranan küçük şehirlere, kenar mahallelere ve uzak köylere gidiyorlar.
Sadece gitmekle kalmıyor, orada çektikleri etkileyici fotoğraf ve duygusal videoları sosyal medya platformlarında paylaşıyorlar. Hal böyle olunca, bizler Afrika’yı bu görüntü ve videolardan ibaret sanıyoruz. Zira gidip görebileceğimiz, istediğimiz zaman seyahat edebileceğimiz coğrafyalar değil.
Türk sivil toplum kuruluşları kıtada oldukça yoğun faaliyet gösteriyorlar. Bu bir açıdan yumuşak güç denen kavramı karşılıyor. Yapılan yardım çalışmaları halk nezdinde pozitif karşılık buluyor. Bu da ülkemize ve insanımıza olan sempatiyi arttırıyor. Bu takdire şayan bir durum olsa da ilişkilerimizi salt yardım çalışmaları üzerinden inşa etmek oldukça yanlış bir tutum. Zira bu beraberinde hatalı algılamaları doğuruyor. Sivil toplum kuruluşlarının Afrika çalışmalarını, tutum ve davranışlarını, etkilerini başka bir bültende inceleyeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş

